olan ile cümle
olan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunu birinin yardımı olmadan yapmam olanaksız.I can't possibly do this without someone's help.
Bunu yalnız başıma yapmam olanaksız.I can't possibly do this alone.
Hoşgörüsüz olanlara karşı biz hoşgörüsüzüz.We are intolerant to those who are intolerant.
Dilimizi mümkün olan her şekilde tanıtmak önemlidir.It is important to promote our language in every possible way.
Bir kültürde kibar olan şey diğerinde kibar olmayabilir.What is polite in one culture may not be polite in another.
Bir kültürde kaba olan şey, başka bir kültürde kaba olmayabilir.What is impolite in one culture may not be impolite in another.
Arabada Tom'la birlikte olan o kimdir?Who's that in the car with Tom?
Hangi gömleği daha çok seviyorsun, kırmızı olanı mı yoksa mavi olanı mı?Which shirt do you like better, the red one or the blue one?
Kolay olan şey vazgeçmek olurdu.The easy thing would be to give up.
Köyde masaları dışarıda olan bir kafe vardı.There was a cafe in the village, with tables outside.
Keskin bir bıçaktan daha tehlikeli olan nedir?What's more dangerous than a sharp knife?
Tom, Mary ile olan buluşmasını son dakikada iptal etti.Tom canceled his date with Mary at the last minute.
Çalışma şartları kötü olan işyerlerinde yapılmış ürünleri satın almayın.Don't buy products made in sweatshops.
Neden çalışma şartları kötü olan işyerlerinde yapılmış şeyleri satın alıyorsun?Why do you buy things made in sweatshops?
Tom olan her şeyi , Mary'ye anlattı.Tom told Mary everything that happened.
Bütün bu topraklara sahip olan kişi Tom'dur.Tom is the one who owns all this land.
Önemli olan sağlıklı olmamız.The main thing is that we're healthy.
Onu sevmemek olanaksızdır.It's impossible not to love him.
Soyları tükenmekte olan hayvan popülasyonlarını yeniden kurmaya çalışıyorlar.They're trying to re-establish the population of endangered animals.
Bunun siyah olanından da var mı?Do you have this in black, too?
Bu pastayı pişirmiş olan sen misin?Are you the one who baked this cake?
Tom kimseye yanlış olanı söylemezdi.Tom wouldn't tell anyone what was wrong.
Tom, olanları kimseye anlatmak istemedi.Tom didn't want to tell anybody about what had happened.
Tom zaten ihtiyacı olan her şeyi satın aldı.Tom has already bought everything he needs.
Daha ucuz daireleri olan bir şehre taşındım.I moved to a city with cheaper apartments.
Leyla, Sami ile olan ilişkisini bitirdi.Layla ended her affair with Sami.
Leyla'ya altı yıl hapis cezası olan bir anlaşma teklif edildi.Layla was offered a deal of six years in jail.
Leyla, doğduğu yer olan Mısır'a geri gönderilmekle yüz yüzeydi.Layla faced deportation back to her native Egypt.
Leyla, Sami ile olan bir görüşmeyi kaçırdı.Layla missed a meeting with Sami.
Leyla o sabah Sami ile olan bir görüşmeyi kaçırmıştı.Layla had missed a meeting with Sami that morning.
Leyla bir tedarikçiyle olan acı bir hukuki ihtilaf sonrasında şirketini kaybetti.Layla lost her company after a bitter legal dispute with a supplier.
Leyla'nın o gece olanlarla ilgili kendi versiyonu vardı.Layla has her own version of what happened that night.
Onlara karşı olan önyargılardan dolayı fakirler.They are poor because of prejudice against them.
Henüz yapılması zorunlu olan her şeyi yapmadım.I haven't yet done everything that has to be done.
İhtiyacımız olan bütün malzemeye sahip miyiz?Do we have all the ingredients we need?
Tom, tüm sorunlara neden olan kişi.Tom is the one causing all the problems.
Bunu yapmak zorunda olan kim?Who's the one who has to do that?
Bu yapılmak zorunda olan şey değil mi?Isn't this what has to be done?
Umarım Tom olanları bize anlatır.I hope Tom tells us what happened.
Bu konuda bu kadar tuhaf olan ne?What's so weird about this?
Anadili İngilizce olan kişiler sadece normal insanlardır.Native English speakers are just normal people.
Anadili İngilizce olan birçok kişi İngilizcede hatalar yapar.Many native English speakers make errors in English.
Tom olanlardan Mary'ye söz etmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to tell Mary about what had happened.
Bu öğleden sonra burada olanları duydunuz mu?Did you hear about what happened here this afternoon?
Olanlar hakkında Tom'la konuşmak istemiyor musun?Don't you want to tell Tom about what happened?
Eskiden polis olan bir erkek kardeşim var.I have a brother who used to be a policeman.
Vejetaryen olan birkaç arkadaşım var.I have several friends who are vegetarians.
Bir bankada çalışmış olan bir amcam var.I have an uncle who used to work in a bank.
Tom ihtiyacı olan her şeye gerçekten sahip mi?Does Tom really have everything he needs?
İhtiyacım olan her şeyi satın alamadım.I wasn't able to buy everything I needed.
İhtiyacım olan şeyi alamadım.I wasn't able to buy what I needed.
Odada Tom'la birlikte olan biri var mıydı?Was anyone in the room with Tom?
Tom, Mary'ye olanları anlatmak istemediğini söyledi.Tom said he doesn't want to tell Mary about what happened.
İhtiyacınız olan başka bir şey var mı?Is there anything else that you need?
Korunmaya ihtiyacı olan Leyla değil. Sami.It's not Layla who needs protection. It's Sami.
Leyla'nın Sami ile olan ilişkisi onun evliliğine maloldu.Layla's affair with Sami cost her her marriage.
Sami'nin Leyla'yla olan ilişkisi karısının kulaklarına ulaştı.Sami's affair with Layla reached his wife's ears.
Bu kapı için anahtarı olan tek kişi sen değil misin?Aren't you the only one who has a key to this door?
Tom'un şu anda olan bitenin arkasında olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think Tom is behind what's happening now?
Olanları bana anlatmayacak mısın?Aren't you going to tell me what happened?