Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.و يبذل المخ ما في وسعه لتنظيم و ليعطي نوع من الترابط لكل هذا.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.一貫性をもたせようと頑張りますが 完璧には働きません
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Alebo sa môžu jednoducho usmievať a zostať otvorené všetkým možnostiam.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.A mogą też uśmiechnąć się i pozostać otwarte na wszystkie możliwości.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.A nebo se prostě mohou usmívat a zůstat otevřené všem možnostem.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Atau mereka bisa saja tersenyum, dan tetap terbuka terhadap semua peluang.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Eller de kan bare smile, og forblive åbne for alle muligheder.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Hay đơn giản hơn, họ có thể mỉm cười, và tiếp tục công khai nhiều nhất mà họ có thể.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.아니면, 그냥 단순히 미소만 짓고 모든 가능성에 대해서만 공개적일 수도 잇습니다.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Oder sie können einfach lächeln und weiter allen Möglichkeiten offen gegenüber stehen.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Of ze kunnen gewoon lachen en openstaan voor alle mogelijkheden.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Oppure possono semplicemente sorridere e rimanere aperte a tutte le evenienze.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.O simplemente pueden sonreír y permanecer atentos a todas las posibilidades.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Ou elles peuvent tout simplement sourire, et rester ouvertes à tout.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Ou podem simplesmente sorrir, e ficar abertos a todas as possibilidades.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Sau pot, pur și simplu, să zâmbească și să ramână deschise la toate opțiunile.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Tai he voivat vain hymyillä ja pysyä avoimina kaikille mahdollisuuksille.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Vagy egyszerűen csak mosolyoghatnak és nyitottak maradhatnak minden lehetőségre.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Ή μπορούν απλά να χαμογελούν και να παραμένουν ανοιχτοί σε όλα τα ενδεχόμενα.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Або ж керівництво може просто посміхатися і залишатися відкритим для нових можливостей.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Или они могут просто улыбаться, и оставаться открытыми для всех возможностей.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.Или те могат просто да се усмихват и да останат открити за всички възможности.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.או שהן יכולות פשוט לחייך, ולהישאר פתוחות לכל האפשרויות.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.أو أنها مجرد ابتسامة، وتبقى مفتوحة لكل الاحتمالات.
Bir başka seçenek de sadece gülümsemek ve başka ihtimallere açık olabilmektir.オープンでいることもできます ありがとうございました
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Banyak dari para peserta terlalu muda untuk mencalonkan diri sebagai presiden.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Beaucoup d'entre eux sont trop jeunes pour se présenter à la présidence.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.대부분의 참여자들은 대통령 후보가 되기엔 너무 어립니다
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Majoritatea sunt prea tineri ca să candideze la președinție.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Molti sono troppo giovani per candidarsi come Presidente.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Muchos de ellos son demasiado jovenes para presentarse a Presidente.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Muitos deles são jovens demais para concorrer à presidência.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Nhiều người trong số họ còn quá trẻ để tranh cử.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Sokan közülük túl fiatalok ahhoz, hogy induljanak az elnökválasztáson.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Veel deelnemers zijn te jong om president te worden.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Viele sind zu jung, um als Präsident zu kandidieren.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Wielu z nich jest za młodych by kandydować na prezydenta.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Πολλοί από αυτούς είναι πολύ μικροί για να θέσουν υποψηφιότητα για πρόεδροι.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Багато із учасників надто молоді, щоби брати участь у виборах.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Многие из участников слишком молоды чтобы участвовать в выборах.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.Много от тях са твърде млади, за да се кандидатират за президент.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.רובם צעירים מכדי להתמודד בבחירות לנשיאות.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.كثير منهم من أصغر من أن يخوضوا انتخاباتٍ رئاسية.
Bir çoğu başkan olabilmek için çok genç yaşta.でも課題に光を当てることにより
Bir şeye sahip olabilmek ve değişik bir şey yapabilmek fikri. Birkaç yıl sonra,Ik vond het gewoon spannend dat in een dagdagelijks object iets zit waardoor het iets anders doet.
Bir şeye sahip olabilmek ve değişik bir şey yapabilmek fikri.안에는 뭔가 들어있지만 전혀 다른 일을 하는 것에 관심이 있었습니다.
Bir şeye sahip olabilmek ve değişik bir şey yapabilmek fikri.lại có thêm 1 cái gì đó bên trong và làm thêm được việc mới.
Bir şeye sahip olabilmek ve değişik bir şey yapabilmek fikri.יותר אהבתי את הרעיון עצמו שחפץ יומיומי יחביא בתוכו
Bir şeye sahip olabilmek ve değişik bir şey yapabilmek fikri.من أجل أغراض أخرى والقيام بشئ مختلف.
Bir şeye sahip olabilmek ve değişik bir şey yapabilmek fikri.いつもと違うことができる ということでした 数年後
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için저의 절친인 스티브는 뭔가 크게 잘못되었다는 것을 느끼고는
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek içinMi mejor amigo, Steve, presintiendo que ocurría algo grave, viajó hasta New Haven para estar conmigo.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.A legjobb barátom, Steve érezte, hogy valami szörnyen nem stimmel, és elrepült hozzám New Havenbe.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Il mio migliore amico, Steve, sentendo che qualcosa non andava, prese un aereo per New Haven per stare con me.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Mijn beste vriend Steve, die aanvoelde dat het helemaal fout ging, vloog naar New Haven om me bij te staan.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Min bästa vän Steve kände att något var fruktansvärt fel, så han flög till New Haven för att vara med mig.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Můj nejlepší přítel Steve vycítil, že se děje něco vážného, a přiletěl za mnou do New Havenu.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.O meu melhor amigo Steve, sentindo que algo estava muito errado, voou até New Haven para estar comigo.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Prietenul meu cel mai bun, Steve, simțind că se întâmpla ceva cumplit, a zburat la New Hampton să fie cu mine.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Мой лучший друг Стив, почувствовав, что произошло что-то ужасное, прилетел ко мне в Нью-Хейвен.