olabildiğince ile cümle

olabildiğince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
6
HECE
8
ORT. KELİME
Olabildiğince bu karmaşık işlemleri çok rahat algılanabilir kılmaya çalıştık.Dia mencoba untuk melaksanakan semua rencana sesempurna mungkin.
Aynı zamanda olabildiğince kısa sürede kuvvetlerinin takviye edilmesini de istemiştir.Dia berusaha memacu pasukannya untuk bergerak secepat mungkin.
Rubik Küpü'nü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm yöntemleri de geliştirildi.Các thuật toán xoay nhanh được tạo ra để giải khối Rubik trong thời gian nhanh nhất có thể.
Olabildiğince yeşildir.Quả khi còn xanh.
Aleksios ve muhafızları geri çekilmeden önce olabildiğince direndiler.Alexios và các tùy tướng đã chiến đấu đủ lâu cho tới khi buộc phải tháo chạy.
Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.Chúng tôi sẽ hoàn thành nó sớm nhất có thể.
Olabildiğince bu karmaşık işlemleri çok rahat algılanabilir kılmaya çalıştık.Việc này giúp cho việc chế tạo được đơn giản hóa đến mức tối đa.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.必要とされるのは誰でもうれしいことだからです。
Yeniden kör olabilme endişesiyle olabildiğince okumaya çalıştı.以来、再びの失明の恐怖から、貪るように読書に励んだという。
Ayrıca yazarlar SHA-1'in kullanımının olabildiğince çabuk durdurulmasını önerdiler.このため、報告者は一刻も早くSHA-1の使用を中止するよう推奨している。
Amacı yaygın olarak kullanılan Concurrent Versions System (CVS)'in olabildiğince uyumlu bir ardılı olmaktır.この操作モードは、CVS (Concurrent Versions System) が一般に使われているモードと似ている。
Amacı, orduyu olabildiğince kurtarabilmekti.彼は出来る限り兵隊らしくありたかったのです。
Eksenle bağlantı da olabildiğince sıkı olmalıdır.外界との接触はなるべく避ける。
Bu bantta olabildiğince fazla sayıda yayın yapılması hedeflenir.私たちはできるだけ多くの人にこの被災地に来てほしいんです。
Birçok kulüp mevcut olup her biri olabildiğince etkindir de.様々なクラブが活動しており、一部は成功を収めている。
Kediler de köpekler gibi günde iki kez ve olabildiğince çeşitli yiyeceklerle beslenmelidir.また同一個体が毎日のように何度も放卵放精を行う。
Bu kurallar töreni olabildiğince sadeleştirir.私は憲法の下で最短の方法で救いたい。
Bu işlem sırasında katı parçalar olabildiğince sudan ayıklanıyor.こちらの箱にはなるべく多くの水を入れておく。
Toprağı olabildiğince ıslak tutulmalıdır.なるべく平坦な地面である必要がある。
Olabildiğince yeşildir.やや明るめの緑。
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.一般に、クループに罹患した小児はできるだけ安静にさせることが必要である。
Bunu yaparak hücum takımının olabildiğince ileriden başlamasını sağlar.骨折の整復はできるだけ早期に行うべきである。
Sizlere söyleyeceğim mantrayı dinleyin ve her gün olabildiğince tekrar edin.^ 和讃の回り口…回り口とは、毎日順次読み進めていく事。
Ama buna rağmen her şeyi olabildiğince şirin görmeye çalıştığını saklamıştır.ただ、漢字をあてる際にはできるだけ見た目をよくするような配慮がされたといわれているものもある。
Öte yandan küçüğü olabildiğince hoş ve bir melek kadar nazik.その少年は余りにも可憐で天使のようだった。
Gelirleri olabildiğince eşit hale getirmek için çabalamalıyız.出来るだけインを攻めるのがコツ。
Olabildiğince bu karmaşık işlemleri çok rahat algılanabilir kılmaya çalıştık.司 会 者: それを私たちは、なるべく速く現像しようと試みているところです。
Hızlı bulaşıcılar olabildiğince çok dosyayı infekte etmeye çalışırlar.快速感染者會試圖感染盡可能多的檔案。
Yeniden kör olabilme endişesiyle olabildiğince okumaya çalıştı.因為害怕他會再次突然失明,他自此拼命閱讀。
Öte yandan küçüğü olabildiğince hoş ve bir melek kadar nazik.如天使般善良而美麗。
Kediler de köpekler gibi günde iki kez ve olabildiğince çeşitli yiyeceklerle beslenmelidir.一隻貓一天至少需餵食兩次。
Bu bantta olabildiğince fazla sayıda yayın yapılması hedeflenir.该项目期望支持尽可能多的不同平台。
Hızlı bulaşıcılar olabildiğince çok dosyayı infekte etmeye çalışırlar.빠른 감염자는 가능한 많은 파일에 감염하도록 고안되어 있다.
Olabildiğince yeşildir.온통 초록색이다.
Olabildiğince dingin ve basit” şeklinde özetledi.온화하고 순한 성격으로 주로 "스님 같다.
Olabildiğince bu karmaşık işlemleri çok rahat algılanabilir kılmaya çalıştık.나는 그것들을 가능한 한 심플하게 하려고 노력했지.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.크룹에 감염된 어린이를 가능한 침착하게 진정시킨다.
Ancak onlar olabildiğince düzlerdir.그래서 최대한 많이 던지고 싶다.
Aynı zamanda olabildiğince kısa sürede kuvvetlerinin takviye edilmesini de istemiştir.또한 동시에 가능한 한 빨리 왕이 되고자 하는 자신의 소망을 표현한다.
Sağ liberteryenler devletin olabildiğince küçülmesi gerektiğine inanan minarşizm düşüncesini savunur.고전경제학은 자유주의적 신념에 따라 정부의 시장 관여를 최소한으로 제한하는 자유방임을 주장하였다.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.ילדי הצאר גדלו בצורה פשוטה ביותר.
Yeniden kör olabilme endişesiyle olabildiğince okumaya çalıştı.תקופת העיוורון עודדה אותו לקרוא משום שחשש לאבד את מאור עיניו בשנית.
Olabildiğince bu karmaşık işlemleri çok rahat algılanabilir kılmaya çalıştık.ניסיתי לשמור אותם פשוטים ככל האפשר.
Ayrıca yazarlar SHA-1'in kullanımının olabildiğince çabuk durdurulmasını önerdiler.כמו כן ארגוני התקינה המליצו לעבור ל-SHA-2 ולא להשתמש יותר ב-SHA-1.
Bu duruda olabildiğince dar coğrafi bölgelerde muharebeye girmeyi tercih edeceklerdir.לכן יעדיף להימצא באזורים השופעים בטרף.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.Децата на царя са отглеждани просто и строго, доколкото е възможно.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Децата с круп трябва да се поддържат в колкото се може по-спокойно състояние.
Ancak onlar olabildiğince düzlerdir.Колкото се може повече.
Aleksios ve muhafızları geri çekilmeden önce olabildiğince direndiler.Алексий и неговата охрана се бият доколкото могат да издържат пред да отстъпят.
Kemikler birbirine olabildiğince sıkı bağlanmışlardır.Тези нишки са силно преплетени едни в други.
İnsanın ana hedefi, her şeyi bir kenara bırakarak olabildiğince çok para kazanmaya yönelmektedir.Целта е да се натрупат повече пари, докато опонентите губят колкото се може повече.
Genellikle, modeli daha doğru hale getirmek için olabildiğince fazla ön bilgi kullanmanız tercih edilir.Obično je poželjno koristiti što više a priori informacija kako bi model bio točniji.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Djeca oboljela od krupa trebala bi što je više moguće mirovati.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.Djeca cara Rusije su podizana na najjednostavniji mogući način.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Svatko ga može koristiti iz bilo kojeg razloga koji im se sviđa.
Bir yetiştiricinin görevi olabildiğince çok pokemon yakalamak ve onları eğitmektir.Hráč by mal chytať čo najviac divokých pokémonov a následne si ich vytrénovávať.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Tento štát plánuje vstúpiť do eurozóny v čo najkratšom možnom termíne.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Otroci s krupom morajo na splošno, kolikor je to mogoče, mirovati.
Ama buna rağmen her şeyi olabildiğince şirin görmeye çalıştığını saklamıştır.Da bi ostal tiho, je poskušal vse mogoče.
Tam olarak yapmaya çalıştığım şey karakteri çok abartmadan sözlere de olabildiğince içten yaklaşabilmekti."Prizadeval si je, da so se besede črkovale čim bolj podobno njihovi izgovarjavi.

İlgili Sayfalar