olabildiğince ile cümle

olabildiğince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
6
HECE
8
ORT. KELİME
Bu nedenle Goldilock Prensibi metalliği olabildiğince uygun tutmayı uygular.Unicode försöker så långt som möjligt vara kompatibelt med äldre standarder.
Restoran olabildiğince pistir ve bu bir bölümde gösterilmiştir.Stolen förpackas än idag på detta sätt, så platt som möjligt för en svängd fåtölj.
Bunu yaparak hücum takımının olabildiğince ileriden başlamasını sağlar.Краще якщо тренувати собаку ви почнете якомога раніше.
Haham Yehuda HaNasi bütün bilgileri toplamak için olabildiğince çok din bilgesine başvurdu.Ґул'дан, в свою чергу, також намагався давати великому магу людей якомога менше інформації.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Тут ви дуже просто знайдете потрібну вам.
Olabildiğince iyimser olmaya çalışır.Він ставився до Веделя якнайкраще.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Береги роблять якомога більш мальовничими.
Olabildiğince yeşildir.Знайдений у вигляді зерен.
Olabildiğince dingin ve basit” şeklinde özetledi.Написана надзвичайно легким і привабливим стилем».
Sizlere söyleyeceğim mantrayı dinleyin ve her gün olabildiğince tekrar edin.Можна підібрати комплекс вправ і займатися ними щодня.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Це визначає найкоротший можливий час для завершення проекту.
Tümen, kasabanın güneyinden olabildiğince çabuk bir karşı taarruz başlatma emri almıştır.Вихідне положення обирають якомога ближче до переднього краю супротивника.
Başarı şansını olabildiğince artırabilmek için iki yanlı bir blöf düşünülmüştü.Для того, щоб максимально підвищити шанси на успіх, маскування було подвійним блефом.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Děti trpící krupem by měly zůstávat co nejvíce v klidu.
Bu yüzden gribi olabildiğince çabuk atlatmaya bakılmalıdır.Sověti proto potřebovali tuto obranu překonat z chodu co nejrychleji.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Pomohl by každému, kdo by to potřeboval.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Proto bylo jasné a nezbytné válku co nejdříve ukončit.
O nedenle istatistikçiler olabildiğince az yanılma ile test yapmak isterler.Snažíme se proto najít co nejmenší statisticky průkazný vzorek.
Böylelikle hem suya olabildiğince yakın hem de hiç ıslanmadan uzun yollar katedilebilir.Možnosti jak udržet vodu co nejčistší nebo alespoň prodloužit intervaly výměn však existují.
Elektrik yanıklarında ilk yardım Olabildiğince soğukkanlı ve sakin olunur.První pomoc spočívá v co nejdokonalejším výplachu rány.
Ancak onlar olabildiğince düzlerdir.Ale i tak je dobré ji zadržovat co nejdéle.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Copiii cu crup trebuie calmați pe cât posibil.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.Copiii țarului au fost crescuți cât se poate de simplu.
Rubik Küpü'nü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm yöntemleri de geliştirildi.Există unele soluții gândite cu scopul de a face rezolvarea cubului Rubik cât mai rapidă cu putință.
Amacı yaygın olarak kullanılan Concurrent Versions System (CVS)'in olabildiğince uyumlu bir ardılı olmaktır.A fost creat ca un înlocuitor modern al sistemului Concurrent Versions System (CVS).
Alman harekât planı ise batı yönünde olabildiğince hızlı hareket etmek ve bu koridoru açık tutmaktır.Germanii plănuiau să mențină coridorul deschis și să continue deplasarea spre vest.
Sağ liberteryenler devletin olabildiğince küçülmesi gerektiğine inanan minarşizm düşüncesini savunur.Libertatea negativă presupune restrângerea amestecului statului la un nivel cât mai mic.
Bu işlem sırasında katı parçalar olabildiğince sudan ayıklanıyor.Sistemul se repetă atâta cât permite piața.
Hamming bu uzaklığı ve bilgi oranını olabildiğince artırmaya çalışmıştır.Matt Hardy face tot posibilul să plece cât mai repede de acolo.
Olabildiğince yeşildir.Színe jobbára zöld.
İnsanın ana hedefi, her şeyi bir kenara bırakarak olabildiğince çok para kazanmaya yönelmektedir.Leginkább csupán azt akarja, hogy minél több pénze legyen, minthogy bármi jóra elköltse.
Sovyet operasyonu, Polonya güçlerini olabildiğince batıya (Polonya'nın başkenti Varşova'ya kadar) püskürttü.Ekkor a szovjet csapatok a lengyel erőket egészen a fővárosig, Varsóig visszaszorították.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.A gyermekeket a lehető legtovább szoptatni kell.
Lise yıllarında olabildiğince müziğe odaklanmaya başlamış.Gimnáziumi évei alatt kezdett zenéléssel foglalkozni.
Aleksios ve muhafızları geri çekilmeden önce olabildiğince direndiler.Alexiosz és testőrsége addig védekezett, amíg a túlerő menekülésre nem kényszerítette őket.
Bu bantta olabildiğince fazla sayıda yayın yapılması hedeflenir.Céljuk, hogy minél több térségbeli hírt közvetítsenek a lakosság részére.
Olabildiğince yeşildir.Se oli todennäköisesti ruskea.
Olta olabildiğince uzağa atılır ve hafif hafif çekilmeye başlanır.Puutiaisesta tartutaan kiinni mahdollisimman läheltä ihoa, ja se vedetään hitaasti pois.
Borular genellikle koni şeklindedir ve bükülmeyi önlemek için olabildiğince sert yapılmıştır.Putket olivat yleensä kartion muotoisia ja mahdollisimman jäykkiä, etteivät ne taipuisi.
Sizlere söyleyeceğim mantrayı dinleyin ve her gün olabildiğince tekrar edin.Tartt kirjoittaa käsin ja kertoo kirjoittavansa koko ajan.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.Τα παιδιά του Τσάρου ανατράφηκαν όσο πιο απλά γινόταν.
Aynı zamanda olabildiğince kısa sürede kuvvetlerinin takviye edilmesini de istemiştir.Ακόμη και τότε ετοιμάστηκε να φύγει το συντομότερο.
Bu kurallar töreni olabildiğince sadeleştirir.Υποβιβάζουμε την τάξη των όρων όσο είναι δυνατό.
El almaz: Mümkün olabildiğince az el almak veya en iyisi hiç el almamaktır.Να κάνει αυτό που ξέρει να κάνει — τη ζητιανιά — όσο καλύτερα γίνεται.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.Zarens børn blev opdraget så enkelt som muligt.
Ancak onlar olabildiğince düzlerdir.De er kommet så langt de kan.
Bu, insanların olabildiğince 'normal' görünmeleri isteğine sahip olduklarını göstermektedir.Således skete det, at han pludselig ville have "normale" mennesker omkring sig.
Elde tutmak : Bilginin organizasyonu içinde kalmasını olabildiğince iyi bir şekilde sağlamak.Relation: Giv så relevant information som muligt.
Kemikler birbirine olabildiğince sıkı bağlanmışlardır.Dette kan gøres ved at sprede tæerne så meget som muligt fra hinanden.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Børn med strubehoste holdes normalt så rolige som muligt.
Çiçeklenmesi için olabildiğince fazla ışık görmesi gerekir, ama bu ışık direk güneş ışınları olmamalıdır.Planten kræver meget lys, dog ikke direkte sollys.
Bu kurallar töreni olabildiğince sadeleştirir.Dette sakramente skal fejres så ofte som muligt.
Sizlere söyleyeceğim mantrayı dinleyin ve her gün olabildiğince tekrar edin.Man skal huske hvilket kort man har vist, og vise det igen og igen.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.At krigen skal opphøre så snart som mulig.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Moderne behandling består av å gjøre kroppen mest mulig i samsvar med deres mentale kjønn.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Sørg for at de får alt de trenger.
Eller olabildiğince açık tutulup sırta ve/veya göğüse çekilir.Hensikten er å hjelpe til med å holde armen eller skulderen mest mulig i ro.
Çarın çocukları olabildiğince normal, sıradan bir şekilde yetiştirildiler.Anak-anak tsar dibesarkan dengan perlakuan yang sesederhana mungkin.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Anak penderita croup harus dijaga agar setenang mungkin.
Rubik Küpü'nü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm yöntemleri de geliştirildi.Speedcubing adalah mencoba untuk menyelesaikan Kubus Rubik secepat mungkin.

İlgili Sayfalar