olağanüstü ile cümle

olağanüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
İkincisi ise bir fenomen (olağanüstü doğa olayı) ki erkekler dişileri bulmada çok çok iyiler.And the second is a phenomenon that males are very, very good at finding females.
İkisinin de böcek ilacı kullanımını olağanüstü düzeyde azaltabileceğimiz bir yan faydası var.Both have a side benefit, which is that we reduce pesticide use tremendously.
999 mil gayet iyi geçti. Son mil ise olağanüstü inatçı görünüyor.Nine hundred and ninety-nine miles went well, the last mile's proving incredibly stubborn.
Sadece ben ve 4 tane olağanüstü yetenekli engelli müzisyen.Just me and four astonishingly gifted disabled musicians.
Bu yüzden bu olağanüstü binanın resimlerini göreceksiniz.So you'll see images of this remarkable building.
Akıllı telefonlara ve cep telefonlarına erişim bugün olağanüstü boyutlarda.The access to smartphones and cell phones today is extraordinary.
Bu oldukça olağanüstü.It's quite remarkable.
Öğretmenler için etkisi olağanüstü olurdu.The impact for teachers would be phenomenal.
Suç miktarı olağanüstüydü.There was a huge amount of crime.
Ve o, o kadar olağanüstü bir adamdı ki.And he was such an extraordinary man.
Olağanüstü kuşlar, hayvanlarla yaşadım.I lived with incredible birds, incredible animals,
Fakat olağanüstü bir çelişki meydana getirdik.But we create an incredible contradiction.
Bunları başarabilmesi için, epey olağanüstü olması gerekmekteydi.Obviously, he had to be exceptional to be those things.
Korkuyu hissedip kaybetmekten korktuğumuzda olağanüstü şeyler yapma yeteneğine sahibiz.When we feel fear and we fear loss we are capable of quite extraordinary things.
Bu yüzden de yaşlılar olağanüstü bir toplantı yapmanın gerektiğini anladılar.So the senior citizens realized that they needed to have an emergency meeting.
Bu Batı Sanatı üzerinde olağanüstü etkisi olan bir figür.This is an image that will have an enormous impact on Western art.
Olağanüstü bir yer.It's an extraordinary place.
Harika birşey, olağanüstü bir an.It's amazing. It's a wonderful moment.
Bunlar bizim oyun ustalarımızdır. 500 milyon insan olağanüstü derece bir konuda iyiler.These are our virtuoso gamers, 500 million people who are extraordinarily good at something.
Bu olağanüstü bir durumdu. Onlara gereken olağanüstü bir çözümdü.It was an extreme situation, they needed an extreme solution.
Bu olağanüstü derecede karmaşıktır.And this is all tremendously complicated.
Bununla ilgili olağanüstü olan şey, bu gelişmiş cihazların oluşumu.Again, the thing that's incredible about this is this is how advanced these devices have become.
Jeeves adamım, biliyorsunuz gerçekten çok olağanüstü bir bölüm.Jeeves--my man, you know--is really a most extraordinary chap.
"Benim için olağanüstü önemli bir insansın," ve ben bu anı hatırlamıyorum bile."You've been an important person in my life," was a moment that I didn't even remember.
İşte bu olağanüstü bir işbirliği modelidir. Birbirine baş sallayıp durmayan düşünce ortakları.It's a fantastic model of collaboration -- thinking partners who aren't echo chambers.
Çok olağanüstü bir yer.It's an extraordinary place.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.And when we come together and work as one, we can achieve extraordinary things.
Yani bu kesinlikle olağanüstü bir deneyimdi.So, it was this absolutely remarkable experience.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Not to mention Skidmore, Owings and Merril.
Gerçekten olağanüstü bir ressam olmalısınız.You need to be really an incredible artist.
Bunlar öldürücü hastalıkların bazılarıyla ilgili olağanüstü, olağanüstü değişiklikler.These are just remarkable, remarkable changes in the outlook for some of the biggest killers.
Şimdi, görsel düşünmem sığır bakım tesisleri dizayn etme işim için olağanüstü bir değer.Now, visual thinking was a tremendous asset in my work designing cattle-handling facilities.
Gerçekten bu olağanüstü bir mekanizma, ve bu sistem dünyadaki elektriğin %5 ini kullanıyor.It's just a huge machine, and it uses five percent of the global electricity on the planet.
Ayrıca, bütün ülkeden insanların katılımını izlemek olağanüstü, bilhassa.Again, people from all over the country. The watch is particularly incredible.
Yani burası olağanüstü aktif bir bölge. Sadece karanlık kasvetli bir yer değil.So, it's a phenomenally active region, it's not just a dark, boring place.
Burada yaşam gücünü kaybetmekte olan kişi olağanüstü bir gerçekçilikle yansıtılmış. .And this is an extraordinarily human rendering of something that is losing his power.
Fosiller olağanüstüydü.And the fossils are extraordinary.
Modern savaşın en olağanüstü kayıtlarıından biri.That is one of the most extraordinary records in the history of modern warfare.
Ve geçen videoda bahsettiğim olağanüstü şey burada gerçekleşiyor.And that's where that amazing thing that I talked about in the last video happens.
Ve bu, teknolojistler için bir takım olağanüstü karmaşık fırsatlar yaratacak.And I think that's going to create some incredibly intriguing opportunities for technologists.
Zaman uzaklık ve kütle arasındaki garip, olağanüstü ilişki...That strange fantastic relationship between time, distance, and mass.
Bu olağanüstü güçlerin bir oyunu olduğunu anlayamadım.It was a play of forces that I could not understand.
Bu, ticari havacılığın geleceği için olağanüstü bir adımdı.And that was fantastic for the future of commercial aviation.
Evrenimizin parlak görüntüsünün içinde olağanüstü bir şey oluyor bu gezegen üzerinde.In the shining spectrum of our universe something truly amazing is occurring on this planet.
Açınız olağanüstü.The angles are fine too.
Gerçekten...olağanüstü görünüyor.His looks are really... fantastic.
Olağanüstü bir karar verdin.<br />Kang Hwi, sen...You made a huge decision. Kang Hwi, are you...
Biliyor musunuz, kameranızı tamamen yabancı birine verme hareketi o kadar evrensel ki, olağanüstü.You know, it's remarkable how universal the gesture is of handing your camera to a total stranger.
Sineğin motoru kesinlikle olağanüstüdür.Sineğin motoru kesinlikle olağanüstüdür.
Ve 20'li yaşlarındayken Beagle adlı gemi ile olağanüstü bir yolculuğa çıktı.And when he was in his 20s he embarked upon a remarkable voyage on the ship the Beagle.
‹‹Şimdi olduğunuz yerde durun ve RABbin gözlerinizin önünde yapacağı şu olağanüstü olayı görün."Now therefore stand still and see this great thing, which Yahweh will do before your eyes.
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.God worked special miracles by the hands of Paul,
Tanrının size bağışladığı olağanüstü lütuftan dolayı sizler için dua ediyor, sizi özlüyorlar.And by their prayer for you, which long after you for the exceeding grace of God in you.
Tüm bölge olağanüstü biçimde kuşatılmıştı.When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;
BH meclisine olağanüstü hal ve savaş ilan etme özel yetkisi tanınacak.The BiH Parliament would be given exclusive authority to declare states of emergency and war.
Bir noktada, bunu yeni bir tur olağanüstü parlamento seçimleri izleyecek.At some point, another round of extraordinary parliamentary elections would ensue.
Anketler de halkın büyük çoğunluğunun olağanüstü milletvekili seçimlerini desteklediğini gösteriyor.Polls indicate that the majority of citizens support extraordinary parliamentary elections.
Olağanüstü oynadığımızı söyleyemem.We can't say that we played an exceptional game.
Kar yağışı devam ederken, Romanya'nın güneydoğusundaki bazı eyaletlerde olağanüstü hal ilan edildi.As snow keeps falling, a state of emergency is declared for some southeast Romania counties.
Olağanüstü hal çalışmalarına ordu, itfaiye, jandarma ve bazı bölgelerde mahkumlar bile katılıyor.Military, firemen, gendarmes and, in some areas even convicts, are involved in emergency work.

İlgili Sayfalar