olağanüstü ile cümle

olağanüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Ve ardından olağanüstü, törensel bir dövüş dansına giriştiler.And they did this incredible ritual combat dance.
Burası, olağanüstü bir timsahın, Ganj timsahının da evidir.This is the home of the gharial, this incredible crocodile.
Dedem zamanına göre olağanüstü bir insandı.My grandfather was an extraordinary man for his time.
Ve olağanüstü farklılıklar bulduk.And we found some remarkable differences.
Ve bu bizi olağanüstü bir deney yapmak için tetikledi.And this triggered us to do a remarkable experiment.
İkinci hikayem de aynı şekilde olağanüstü.My second story is remarkable as well.
İnanç ile varabileceğiniz yer olağanüstüdür.And it's extraordinary how far belief can take you.
Ve en olağanüstü kısmı da, hiçbir cevabımın olmamasıydı.And you know, the extraordinary part of it is I just simply had no answers.
Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.Losing of labels, because we are not jam jars. We are extraordinary, different, wonderful people.
Bakan Clinton olağanüstü bir iş çıkardı.Secretary Clinton has done an extraordinary job. But she works for me.
Burada olağanüstü kalite olduğunu bildiğimiz birşey bu.Here's now something we know in spectacular quality.
Bu dış tabaka, insan beyninin etrafındaki, olağanüstü damar sistemidir.And this outer layer, this is the vasculature, which is incredible, around a human brain.
Bence bu kaynaklar olağanüstü derece değerli.I think these resources are incredibly valuable.
Bu teknolojiyi kullanarak bu olağanüstü georeferanslı görüntüleri elde edebiliriz.Using this technology, we can make these fantastic georeferenced views.
Ayrıca, balet gibi olağanüstü düzeyde bir çalışma gerektirir.And like ballet, it takes an extraordinary level of training.
Bu olağanüstü bir şey.It's an extraordinary thing.
Biraz geç başlamasına rağmen, Hindistan 1990 yılında olağanüstü büyüme göstermiştir.India, starting a little bit later, but in 1990, begetting tremendous growth.
İngilizce öğrettim ve olağanüstü bazı kadınla tanıştım.I taught English, and I met some incredible women there.
Sanırım Titan'ın olağanüstü, mistik bir yer olduğuna katılırsınız.And I think you would agree that we have found Titan is a remarkable, mystical place.
Bu olağanüstü.And that's huge.
Bu kemoterapinin pek çok muhtemel kanser tipi üzerindeki verimliliği için olağanüstü bir imkan.And that's huge for chemotherapy effectiveness -- possibly for many different types of cancer.
Duruşuna bakın, olağanüstü.Look at her posture; it's remarkable.
Güzel birşeyi görmek herzaman olağanüstüdür.And it is always extraordinary to see a thing of beauty.
Bunlar olağanüstü manzaralar.These are extraordinary landscapes, but few of us ever get to see them.
Bence bu olağanüstü bir şey.I think that's extraordinary.
Düşündüğünüzde gerçekten de olağanüstü.Which is extraordinary, really, when you think about it.
Bizim yapmamız gereken şey ise onu anlamak, sistemi ve olağanüstü mekanızmaları anlamak,That's our challenge, is to understand, understand this system in new and phenomenal ways.
Olaganustu ol! --Be spectacular! --
Labirente girip boğa kafalı Minotaur'u öldüren Theseus gibi olağanüstü ol.Be spectacular like Theseus, who entered the labyrinth and killed the bull-headed Minotaur.
Bununla ilgili bir şey, bize olağanüstü avantaj sağlaması.The one thing about this is it gives us extraordinary leverage.
Böylece bu, bana göre, olağanüstü derecede ilginç bir zaman.So it's, to me, an extraordinarily exciting time.
Bu farkındalık olağanüstü bir şekilde aşındırıcı, olağanüstü bir şekilde yozlaştırıcı.That realization is extraordinarily corrosive, extraordinarily corrupting.
Son 40 yıl olağanüstü zamanlardı.The last 40 years have been extraordinary times.
Onarımsal tıp için olağanüstü potansiyel.Fantastic potential for regenerative medicine.
Bedeniniz ve teninizin ipekliğidir asıl olan. Siz gerçekten olağanüstüsünüz.It's your body and the silkiness of your skin. you really are exceptional.
Yani deli değil miyim? Deli değilsin, müthiş birisin. Dokunma duyun olağanüstü.So I'm not crazy, am I? you're not insane, you're awesome. your sense of touch is almost not human.
Elbette Einstein'ın olağanüstü denklemi fırsatlar dünyasının kapısını açtı.And of course, Einstein's extraordinary equation opened a world of possibilities.
Ama olağanüstüydü.But it was really wonderful.
Şimdi, Lesterland'deki Lester'ların olağanüstü bir gücü var.Now, Lesters in Lesterland have this extraordinary power.
Charlotte adına bir örümcekten alıntı yaparak örümcek lifi olağanüstüdür.To borrow from the writings of a spider named Charlotte, silk is terrific.
Çünkü olağanüstü zengin bir ülke.Because America is an incredibly rich country.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.But they had outstanding shooting percentages, because they didn't force it.
Berlin'de Altes Museum'dayız. Olağanüstü güzellikteki Medea Lahiti'nin önündeyiz.We're in the Altes Museum in Berlin and we're looking at their incredible Medea sarcophagus.
Olağanüstü derecede güçlü.It's extraordinarily powerful.
Ve olaganustu birsey gerceklesti:And then a magnificent thing happened:
Fakat sonra, olağanüstü bir şey oldu:- But then a remarkable thing happened:
Onlar olağanüstü bir biçimde, diğer bitkilerle iletişim kurarlar.They communicate with other plants.
Burada olan gerçekten de olağanüstü, dehşet bir şey.(Music ends) It's really a remarkable thing that happens there.
Hepimiz hakkında çok az şey bildiğimiz, bu olağanüstü beyine sahibiz.All of us have this remarkable brain, which is poorly understood, to say the least.
Nörolojik olarak, olağanüstü bir şey yapıyor.It's doing something neurologically remarkable.
Sevgi olağanüstü bir doğum, banaProdigious birth of love it is to me,
Alexander, Prens Myschkin rolünde olağanüstüydü.Alexander was superb as Prince Myshkin.
Olağanüstü bir harita!A fantastic map!
Olağanüstüydü ve bize bu kadar çok güvendiği için... ...kendimizi minnettar hissettik.It was phenomenal, and we felt grateful that she trusted us to that extent.
Işıkla etkinleşen por DNA'da şifrelendiği için, olağanüstü bir hassasiyete ulaşabiliyoruz.Because the light-activated pore is encoded in DNA, we can achieve incredible precision.
Buraya yerleştirmelerinin iki sebebi var. Birincisi, heykeli olağanüstü güzel bulmaları.And that's because not only was the sculpture so extraordinarily beautiful, but because the story of
O olağanüstü bir renk sanatçısı.He's an amazing colorist.
Daha yeni yeni keşfetığımız olağanüstü bir cihaz bu.This is a fantastic device which is only beginning to be tapped.
Yani görebildiğiniz gibi, bu teknoloji ve bu makineden çıkan şeylerin kalitesi olağanüstü.So as you can see, this technology and the quality of what comes out of the machines is fantastic.
Dang humması, oldukça olağanüstü bir hızla arttı.And dengue fever has grown in speed quite phenomenally.

İlgili Sayfalar