olağanüstü ile cümle
olağanüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Özgün adı olağanüstü öyküler anlamına gelen Histoires Extraordinaires dir.Rätselhafte Objekte, die phantastische Geschichten erzählen.
Bu olağanüstü durum üzerine Albay Jack O'Neill tekrar çağrılır.I was a little disappointed with Jack O'Connell, too.
Olağanüstü bir hafızaya sahip olduğu için Megasavant olarak tanınmaktadır.Brumm was known for having a very mechanical mind.
Kütüphanede olağanüstü kitap ve el yazması de vardır.The library has exceptional books and manuscripts as well.
Destanlar olağanüstü ögelerin çokça rastlandığı türlerdir.Estimating species abundance from occurrence.
Olmayacak dileği olağanüstü bir kahraman gerçekleştirir.He does not believe that he is doing anything wonderfully heroic.
Örneğin hiperenflasyon dönemlerinde kredi talebi olağanüstü şekilde artar.During puberty in males, hypertrophy occurs at an increased rate.
Savaş durumu, olağanüstü hal bile işkence yapılması meşru kılamaz.These have a bearing on torture, but no other clauses explicitly mention torture.
Yine söylüyorum, bu şeyi kullanmak olağanüstü.Again, using this thing is remarkable.
Bu gerçekten olağanüstü bir duygu, çünkü normalde büyük bir şeyin, bir uçağın, içindesiniz.It's really an unreal feeling, because normally you have a big thing, a plane, around you.
Olağanüstü bir tecrübe idi." "Bence en iyisiydi."It was a glorious experience." "I believe it turned out for the best."
"Bir dakikama bile üzülmüyorum. Olağanüstü bir tecrübe idi.""I don't have one minute's regret.
Olağanüstü! Bu adam şunu demiyor,It was a glorious experience." Glorious!
"Olağanüstü idi."They had a gym."
Bu çok olağanüstü değil mi?Isn't that extraordinary?
Bunu olağanüstü buluyorum, yani ışığı göremiyor olmamızı, veya karanlığı göremiyor olmamızı.I find that extraordinary, not to be able to see light, not to be able to see darkness.
Bu kesinlikle olağanüstü.It's absolutely phenomenal.
Ah, olağanüstü düz. Bu konuda gerçekten dürüst olmak istiyorum.Oh, it's incredibly flat!...Which I quite like to be honest with you.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.He could memorize all kinds of fantastic things to help many beings.
Bu fotoğraflar olağanüstü çünkü geçişler çok hızlı.And these pictures are extraordinary because this transition is very rapid.
Garip, büyüleyici ve olağanüstü bu sayı devamlı olarak karşılarına çıktı. .It was a strange fascinating metaphysical number that kept showing up.
Çatışmayı azaltmaya yardım etmede, hikâyeler neden olağanüstü şekilde başarılıdır?So, why are stories so fantastically successful in helping reduce conflict?
Olağanüstü meşgul bir dünyada yaşıyoruz.We live in an incredibly busy world.
Ama bence biz olağanüstüyüz.But I believe we are quite remarkable.
Olağanüstü bir söyleşi olmasını sağlayan söyleştiklerimin sıradışı yaşam enerjisi.It's energy that creates extraordinary interviews and extraordinary lives.
"Kadınlar" adlı olağanüstü tiyatro oyununun yazarı.She did an extraordinary play called "The Women."
Ve bir rahip tarafından alınmak olağanüstüydü.And it was extraordinary to be taken by a priest.
Olağanüstüden saçmaya kadar tasarımlarımız var, ama işe yaradılar.We had from the sublime to the ridiculous, but they worked.
Bunu yaparken, çok olağanüstü bir şey oldu.As she did so, a most extraordinary thing happened.
Sayın Hall övgü ve mobilya yukarı en olağanüstü davranıyor.Mr. Hall's compliments and the furniture upstairs was behaving most extraordinary.
"Dur!" Gibi olağanüstü bir şiddet anında onu susturdu."Stop!" with such extraordinary violence that he silenced her instantly.
"Evet, onlar kitap demektir." Bazı olağanüstü şeyler var kitap, "dedi denizci."Yes, they're books." "There's some extra-ordinary things in books," said the mariner.
Dışında "bazı olağanüstü şeyler"And some extra-ordinary things out of
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci. "Vardır.""There's some extra-ordinary things in newspapers, for example," said the mariner.
Ve bu kanıtlar, olağanüstü güçlü olduğunu bu yazıda diyor. Olağanüstü "And it says in this paper that the evidence is extra-ordinary strong--extra-ordinary."
"Ama sonra, olağanüstü bir hikaye."But then, it's an extra-ordinary story.
Olağanüstü, bunu diyoruz.Extra-ordinary, I call it.
"Tam, olağanüstü eşek" dedi usulca kendini."Full of extra-ordinary asses," he said softly to himself.
Böylesine olağanüstü şeylere şahit olmak zordur.It's difficult to witness something so overwhelming.
Olağanüstü bir gücü vardı.She had phenomenal strength.
Nörobilim'den biliyoruz ki merhamet, alışılmışın dışında birkaç olağanüstü özelliğe sahiptir.Now we know from neuroscience that compassion has some very extraordinary qualities.
Daha aydınlık olan cennet ile, Cole olağanüstü güzelliği yansıtmış.I'd begin in the brighter Eden and Cole has given us this fantastic vista.
Görüldüğü gibi doğal sistemlerde olağanüstü ilginç bir durum söz konusudur.So there's something super interesting about natural systems.
Fakat onlar tam 18.000 yıl önce yaşamıştı... ...ve bu, gerçekten düşünmesi olağanüstü bir şey.But they lived only 18,000 years ago, and that is truly extraordinary to think about.
Hayatlarınızda olağanüstü zorluklara katlandınız.South Sudan. In your lives you've endured extraordinary hardships.
Yardımcısı reklam olarak olağanüstü olmadığını bilmiyorum. "I don't know that your assistant is not as remarkable as your advertisement."
100 dolarlık bir bilgisayar görmek olağanüstü bir şey, çünkü -- blog yazılımı basittir.But to see something like the $100 computer is amazing, because blogging software is simple.
Hemen hemen her zaman 50$'ın altına olağanüstü görünebilirsiniz.You can almost always look phenomenal for under $50.
Yani bizim kendi mutluluğumuz sıradışı bir şey. Olağanüstü bir şey.So our own happiness is a radical thing. it's an extraordinary thing.
Konuşmasına, benim çok olağanüstü bulduğum bir cümleyle başladı.And when he did begin he started with a statement I found rather extraordinary.
Doğu Tibet'te Kailash Dağı- olağanüstü bir manzara.There's Mount Kailash in Eastern Tibet -- wonderful setting. This is from Marlboro country.
Dünya, buradan olağanüstü görünüyor.Wow. Got a great view of the Earth from here.
Dijital ilişkilerin çeşitliliği oldukça olağanüstü.The range of digital relations is extraordinary.
Böylece 1997' de tüm bu olağanüstü kadınları topladık dedik kiSo in 1997 we got all these incredible women together and we said,
Beş yıl içinde, bu olağanüstü şey olmaya başladı.And within five years, this extraordinary thing began to happen.
Bütün bu biyolojinin harika tarafı, aynı zamanda olağanüstü bir ölçek ekonomisini yansıtmasıdır.So a wonderful thing about all of biology is that it expresses an extraordinary economy of scale.
Geçtiğimiz bir ve iki yılda açık-erişimli online haritaların etkileri olağanüstüydü.The impact of open-access online maps over the last year or two has been simply phenomenal.
Önümüzdeki olağanüstü onyıllara doğru yaşıyoruz.We are living into extraordinary decades ahead.
Tarihte yaratıcılığı olağanüstü seviyelere çıkaran ortamlar nerelerdi?What are the spaces that have historically led to unusual rates of creativity and innovation?
Onlardan biri, olağanüstü Ganj timsahıydı.One of them was the remarkable gharial.