olağanüstü ile cümle

olağanüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Bu dilin olağanüstü esnekliğinden büyülendim.I'm fascinated by the extraordinary flexibility of this language.
Ne olağanüstü bir başarı!What a remarkable achievement!
Sen olağanüstü yakışıklı görünüyorsun.You're looking extraordinarily handsome.
Burada olağanüstü şeyler yaptın, Tom.You've done remarkable things here, Tom.
Bu olağanüstü bir fırsat.It's a remarkable opportunity.
Mary olağanüstü güzel.Mary is extraordinarily pretty.
Mary olağanüstü bir kadındı.Mary was an extraordinary woman.
Olağanüstü bir şey görmek istiyor musun?Do you want to see something extraordinary?
Sherlock Holmes'ün olağanüstü problem çözme becerileri vardı.Sherlock Holmes had exceptional problem-solving skills.
"Çay nasıl, genç efendim?" "Olağanüstü, sevgili Jeeves'im, olağanüstü.""How's the tea, young sir?" "Exceptional, my dear Jeeves, exceptional."
Tom olağanüstü bir adam.Tom is an extraordinary man.
Bu olağanüstü bir deneyimdi.It was a remarkable experience.
Kyoto olağanüstü güzel bir şehirdir.Kyoto is a remarkably beautiful city.
Bu olağanüstü olurdu.That would be extraordinary.
O olağanüstüydü.It was extraordinary.
Tom'un atışı olağanüstüydü.Tom's pitching was outstanding.
Mary olağanüstü bir kadındır.Mary is an extraordinary woman.
Doğru koşullar göz önüne alındığında, kompost solucanları olağanüstü bir hızla üretebilir.Given the right conditions, compost worms can reproduce at a phenomenal rate.
Tom olağanüstü yakışıklı.Tom is extraordinarily good-looking.
Washington DC'de ve beş eyalette olağanüstü hal ilan edildi.A state of emergency has been declared in Washington DC and five states.
Tom olağanüstü manzaralı güzel bir yerde yaşadı.Tom lived in a spectacularly beautiful place.
Tom olağanüstü bir iş yaptı.Tom did a phenomenal job.
Onun olağanüstü olduğunu düşündüm.I thought it was incredible.
Bu olağanüstü bir yıldı.It was an extraordinary year.
Tom olağanüstü bir liderdi.Tom was an exceptional leader.
Türkiye üç aylık bir olağanüstü hal ilan etti.Turkey has declared a three-month state of emergency.
Maria olağanüstü bir mayonez yapar.Maria makes an outstanding mayonnaise.
Tom burada olağanüstü bir iş yaptı.Tom did a phenomenal job here.
Olağanüstü bir gün geçirdim.I've had an extraordinary day.
Olağanüstü bir tasarım ekibimiz var.We have an extraordinary design team.
Bir deha olağanüstü yaratıcılık yeteneklerine sahip bir kişidir.A genius is a person with extraordinary creative abilities.
İşçilik olağanüstüdür.The craftsmanship is extraordinary.
Bizi olağanüstü yapan şey budur.That's what makes us exceptional.
Onların hikayeleri olağanüstüydü.Their stories are extraordinary.
Olağanüstü bir andı.It was an extraordinary moment.
Tom olağanüstü sonuçlar elde etti.Tom achieved remarkable results.
Tom olağanüstü bir atlamacıdır.Tom is an extraordinary jumper.
Tom'un olağanüstü olduğunu düşündüm.I thought Tom was outstanding.
Ne olağanüstü bir kadın.What an extraordinary woman.
Yanıt olağanüstüydü.The response was phenomenal.
Tom olağanüstü bir adamdı.Tom was an extraordinary man.
Tom olağanüstü bir hayat yaşadı.Tom lived a remarkable life.
Tom olağanüstü bir yıl geçirdi.Tom had an exceptional year.
O olağanüstü olurdu.That would be outstanding.
Sen gerçekten olağanüstüsün.You're really incredible.
Elektrik işkencesi olağanüstü acı vericidir.Electric torture is extraordinarily painful.
Bu olağanüstü zor bir dildir.This is an extraordinarily difficult tongue.
Kitap olağanüstü bir başarıydı.The book was a phenomenal success.
Hiç böyle bir şey duymadım, olağanüstü bir hikaye.I've never heard such a thing, just an extraordinary story.
Olağanüstü bir yıl geçirdim.I had an exceptional year.
Bu televizyonu beğeniyorum. Ses olağanüstü.I like this television. The sound is exceptional.
Sami olağanüstü bir çocuktu.Sami was an extraordinary child.
Olağanüstü güçlü bir sporcu.He is an athlete with extraordinary strength.
Olağanüstü hızlı bir sporcu.He is an athlete with extraordinary speed.
Olağanüstü hızlı bir atlet.He is an athlete with extraordinary speed.
Olağanüstü yakışıklıydı.He was extraordinarily handsome.
Bu dünyanın yalnızca sevilebilecek ve saygı duyulabilecek en olağanüstü ırkı.This is the most extraordinary race of the world that can only be loved and respected.
Van Gogh dokuma işçilerini "olağanüstü derece yoksul insanlar" olarak tanımlamıştır.Van Gogh described the workers as "exceptionally poor folk."
Dourado'nun bilinen çalışmaları olağanüstü kalite ve güzelliktedirler.The known works of Dourado are of an extraordinary quality and beauty.
"Bir son dakika kararıydı," diye açıkladı Spears, "Andrė meğerse olağanüstü bir oyuncuymuş!"It was a last-minute decision", Spears recalled, "Andrė turns out to be a phenomenal actor!

İlgili Sayfalar