olağanüstü ile cümle
olağanüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar olağanüstü durumlar.They are the extreme cases.
Beceriksiz adam onun olağanüstü yeteneğini kıskandı.The clumsy man envied her extraordinary talent.
Ichiro olağanüstü bir beyzbol oyuncusu.Ichiro is an outstanding baseball player.
Amerikan hükümeti olağanüstü hal ilan etti.The American Government declared a state of emergency.
O hikaye gerçek olmak için çok olağanüstü.That story is too incredible to be true.
İki yüz elli kilo, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.Two hundred fifty kilograms is an extraordinary weight even for a sumo wrestler.
Rosa Montero olağanüstü bir kadındır.Rosa Montero is an extraordinary woman.
Dağın tepesinden manzara olağanüstüydü.The view from the mountain top was spectacular.
Benim olağanüstü bir iştahım var.I have an extraordinary appetite.
Onun müzik için olağanüstü bir yeteneği var.He has an outstanding talent for music.
O, senin hayatında olağanüstü önemliydi.He was extraordinarily important in your life.
Onun müziğe olağanüstü bir yeteneği var.He has a remarkable aptitude for music.
O, olağanüstü gücüyle arabayı kaldırdı.He lifted the car with his phenomenal strength.
Onun müzikte olağanüstü bir yeteneği var.She has an extraordinary ability in music.
O, spor yarışmasında olağanüstü performansları koymayı başardı.He was able to put up remarkable performances at the sports competition.
iPhone olağanüstü bir cep telefonu.The iPhone is an extraordinary cell phone.
Genç olmasına rağmen o olağanüstü bir doktor.Although he's young, he's an outstanding doctor.
Tom'un olağanüstü dereceleri var.Tom got extraordinary grades.
Tom olağanüstü gücü olan bir atlettir.Tom is an athlete with extraordinary strength.
Tom olağanüstü hızı olan bir atlettir.Tom is an athlete with extraordinary speed.
Dağıtıcılar olağanüstü bir pay istiyorlar.The distributors are asking for an exceptional margin.
Tom olağanüstü yakışıklı idi.Tom was extraordinarily handsome.
Tom ve Mary'nin olağanüstü mutlu bir evlilikleri var.Tom and Mary have an extraordinarily happy marriage.
İzlanda olağanüstüydü.Iceland was fantastic.
Keri yetenekli bir ressamdır. Gerçekten, onun resim için olağanüstü bir yeteneği var.Keri is a gifted painter. Indeed, she has an extraordinary talent for painting.
Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.Extraordinary claims require extraordinary evidence.
Ne olağanüstü bir performans.What a remarkable performance!
250 kg, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.250 kg is an extraordinary weight, even for a sumo wrestler.
O olağanüstü.That's extraordinary.
Olağanüstü bir yerdi.It was an incredible place.
Fuji Dağı olağanüstüdür.Mount Fuji is extraordinary.
Tom olağanüstü.Tom is extraordinary.
Sen olağanüstüsün.You're extraordinary.
Bu olağanüstü.This is extraordinary.
Tom olağanüstüydü.Tom was extraordinary.
Tom olağanüstü biçimde bencil.Tom is extraordinarily selfish.
Olağanüstü bir toplantıya gitmem gerekiyor.I have to go to a special meeting.
Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.Extraordinary things never happen in simple and ordinary ways.
O, olağanüstü yetenekli piyanist olarak kabul edilirdi.He was considered an extraordinarily gifted pianist.
O, olağanüstü yetenekli piyanist olarak kabul edilir.He is considered an extraordinarily gifted pianist.
Tom olağanüstü bir tenis oyuncusudur.Tom is an excellent tennis player.
Bu olağanüstü bir roze şaraptır.This is an exceptional rosé wine.
Telefon soygunu olağanüstü bir biçimde engellendi.Phone robbery thwarted in unusual manner.
Benzerlik olağanüstü.The resemblance is uncanny.
Ben olağanüstü notlar aldım.I got extraordinary grades.
Sen olağanüstü notlar aldın, değil mi?You got extraordinary grades, didn't you?
O olağanüstü notlar aldı.He got extraordinary grades.
Onlar olağanüstü notlar aldılar.They got extraordinary grades.
Tom olağanüstü bir oyuncudur.Tom is an outstanding actor.
Bay Suzuki olağanüstü bir bilim adamıdır.Mr. Suzuki is an outstanding scientist.
Olağanüstü bir öğretmen olmalısın.You must be an extraordinary teacher.
Sen olağanüstü bir insansın.You're a remarkable person.
Olağanüstü bir kadınsın.You're an extraordinary woman.
Tom olağanüstü bir kişidir.Tom is an extraordinary person.
Olağanüstü hiçbir şey başıma gelmedi.Nothing extraordinary has ever happened to me.
Tom olağanüstü bir basketbol oyuncusudur.Tom is an exceptional basketball player.
Mary'nin annesi geçinilmesi olağanüstü zor bir kadın.Mary's mother is an extraordinarily difficult woman to get along with.
Sainte-Chapelle konserlerinin müziği olağanüstüdür.The music of the Sainte-Chapelle concerts is extraordinary.
Olağanüstü bir şey yapmadım.I've done nothing exceptional.
Tom'un olağanüstü bir hafızası var.Tom has a remarkable memory.