Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Alespoň mraky by měly být bílé, pláž by měl omývat oceán,
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı. Kendimi zorlamak istemiyorum,Och molnen bör åtminstone vara vita, och haven bör möta oss på stranden och jag vill inte gå för långt
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı. Kendimi zorlamak istemiyorum,Và đám mây thực sự nên được trắng ít, và đại dương nên gặp chúng tôi tại bãi biển, và tôi không muốn vươn
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.구름은 정말 하얗죠. 바닷물이라면 바닷가에서 만나겠죠.
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Pilvet olkoon valkeat ja merten vaahto rannalla,
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Пусть облака будут белы, как снег, А на берегу пусть встретит меня океан.
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.ويجب أن تكون الغيوم بيضاء على الأقل، ونلتقي بالأمواج على الشاطئ،
Bulutlar sonunda beyaz olmalı, okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.海に出会うのは 砂浜でなきゃ 無理は あまりしたくない
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.A felhők legalább fehérek lennének, a tengerek pedig a parton elérnének.
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Alespoň mraky by měly být bílé, pláž by měl omývat oceán,
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.구름은 정말 하얗죠. 바닷물이라면 바닷가에서 만나겠죠.
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Pilvet olkoon valkeat ja merten vaahto rannalla,
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Và đám mây thực sự nên được trắng ít, và đại dương nên gặp chúng tôi tại bãi biển, và tôi không muốn vươn
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.Пусть облака будут белы, как снег, А на берегу пусть встретит меня океан.
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.ويجب أن تكون الغيوم بيضاء على الأقل، ونلتقي بالأمواج على الشاطئ،
Bulutlar sonunda beyaz olmalı ve okyanuslar bizi kıyılarda karşılamalı.海に出会うのは 砂浜でなきゃ 無理は あまりしたくない
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.Dat maakt ze erg zenuwachtig over stijgende zeespiegels.
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.Et ça rend les habitants très nerveux de voir monter les océans.
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.Gli abitanti sono molto nervosi per l'innalzamento degli oceani.
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.그래서 해수면 상승에 대해 매우 불안해합니다
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.lo cual los pone muy nerviosos sobre el tema de la subida del nivel del mar.
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.И это всегда заставляет жителей города нервничать из-за приливов.
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.שהופכת אותם למתוחים מפני גאות באוקיינוס.
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.مما يجعلهم شديدى التوتر تجاه أمواج المحيط المرتفعة
Bu nedenle onlar, okyanusların yükselmesi konusunda çok endişeliler.とても心配しています 彼らにとっては大問題です
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Een ervan is dat de oceanen een centrale plaats innemen in de kwaliteit van het leven op aarde.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Einen, dass die Ozeane maßgeblich sind für die Lebensqualität auf der Erde.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Jedną z nich jest to, że oceany mają kluczowe znaczenie dla jakości życia na Ziemi.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.그것들 중 하나는 바다는 가장 중요한 지구의 삶의 질이라는 것입니다
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.L'un d'eux est que les océans sont au cœur de la qualité de la vie sur terre.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Uno è che gli oceani sono fondamentali per la qualità della vita sulla Terra.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Unul dintre ele - oceanele - care sunt esenţiale calităţii vieţii pe pământ.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Ένα απ'αυτά είναι πως οι ωκεανοί είναι μείζονος σημασίας για τη ποιότητα της ζωής στη Γη.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Едната е, че океаните са централни за качеството на живота на земята.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.Первый — океаны центральный фактор, определяющий качество жизни на Земле.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.אחת מהן היא שהאוקיינוסים משחקים תפקיד מרכזי בקביעת איכות החיים על כדור-הארץ.
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.إحداها أن المحيطات أساسية لجودة الحياة على الأرض
Bunlardan birisi, okyanuslar dünyadaki yaşam kalitesinin merkezidir.海が中心的な役割を果たしているということ 次に これまで海の研究に
Bunun üzerine de Napolyon Britanya'yı okyanuslarda yenemeyeceğini anlar. . .Così le idee di Napoleone, non riesco a sconfiggere la Gran Bretagna in mare. Ho detto la Russia?
Bunun üzerine de Napolyon Britanya'yı okyanuslarda yenemeyeceğini anlar. . .Dus Napoleon wist dat hij niet in staat zou zijn om Groot-Brittannië te water te verslaan. Niet Rusland.
Bunun üzerine de Napolyon Britanya'yı okyanuslarda yenemeyeceğini anlar. . .그러니까 나폴레옹의 생각은 "음, 내가 바다에서 러시아를.. 죄송합니다. 러시아가 아니라 그레이트 브리튼을 패배시킬 순 없겠군." 내가 러시아라고 이야기 했나요?
Bunun üzerine de Napolyon Britanya'yı okyanuslarda yenemeyeceğini anlar. . .Napoleon myślał: nie mogę pokonać Wielkiej Brytanii na wodzie Czy powiedziałem Rosja?
Bunun üzerine de Napolyon Britanya'yı okyanuslarda yenemeyeceğini anlar. . .Napoleon si říká: "Na moři Rusko neporazím, pardon, myslím Británii." Řekl jsem Rusko?
Bunun üzerine de Napolyon Britanya'yı okyanuslarda yenemeyeceğini anlar. . .Защото Русия винаги си е заставала зад Австрия и Прусия, в зависимост от коалицията.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.A maior parte desse fluido situa-se nos oceanos que cobrem a superfície da Europa..
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.Hầu hết chất lỏng ở trong các đại dương có thể bao phủ hết bề mặt của Europa.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.그 대부분은 유로파의 표면을 덮고 있는 바다에 있습니다.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.La maggior parte del fluido si trova negli oceani che ricoprono la superficie di Europa.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.La majeure partie de ces fluides se situe dans les oceans qui recouvrent la surface d'Europe.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.Większość tej wody przypada na oceany pokrywające powierzchnię księżyca Europa.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.Η μεγαλύτερη ποσότητα βρίσκεται σε ωκεανούς που καλύπτουν την επιφάνεια της Ευρώπης.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.רוב הנוזלים נמצאים באוקיאנוסים שמכסים את פני הירח.
Bu suların büyük çoğunluğu Europa'nın yüzeyindeki okyanuslarda bulunuyor.環境は理想的に聞こえますが問題があります
Çok güzel, harika bir dünya! Ama sadece derin okyanuslar böyle değil.עולם די מדהים, אם כן. אבל זה לא רק במעמקי הים.
Copepod, kabuklu bir hayvandır ve okyanusların önemli bir parçasıdır.이 요각류들은 바다의 주 구성원이며,
Copepod, kabuklu bir hayvandır ve okyanusların önemli bir parçasıdır.קופיפודים אלו הם מרכיב עיקרי של האוקיינוסים,
Copepod, kabuklu bir hayvandır ve okyanusların önemli bir parçasıdır.ومجدافيات الأرجل هذه هي مكوّن رئيسي للمحيطات،
Copepod, kabuklu bir hayvandır ve okyanusların önemli bir parçasıdır.ヒゲクジラの主要な食物になっています
Çünkü Britanya okyanusların kontrolünü elinde tutmaktadır. . . .아닙니다. 내가 지금 이야기 하고 있는 것은.. 계속 저 그레이트 브리튼이 바다를 지배하고 있다는 점을 이야기 하고 있었어요. 그리고 나폴레옹이 바다에서 그레이트 브리튼을
Çünkü Britanya okyanusların kontrolünü elinde tutmaktadır. . . .Wat ik wil zeggen is: Groot-Brittannië is de baas op zee en Napoleon weet dat hij niet over zee kan aanvallen