Ezan okuyan kişiye müezzin denir.Ich möchte, dass der Leser etwas erlebt beim Lesen.
Aileme senin mektubunu yüksek sesle okuyan benim.C'est moi qui ai lu ta lettre à voix haute à ma famille.
Birleşik Krallık'ta hukuk okuyan Didi, ülkedeki ilk kadın avukat olmuştu.Elle est diplômée en droit au Royaume-Uni et devient la première femme, avocate des Maldives.
17. yüzyıl boyunca, İtalya'da okuyan birçok mimar Palladio'nun eserlerini öğrendi.Pendant le XVIIe siècle un grand nombre étudia en Italie et reçut les bases du courant palladien.
Kütüphanede kitap okuyan kimse yok.No hay nadie leyendo en la biblioteca.
John, kitap okuyan çocuk.John es el chico que está leyendo el libro.
Bir yemek kitabı okuyan kız Kate'tir.La chica que está leyendo un libro de cocina es Kate.
Bir gazete okuyan adam onun babası.El hombre que está leyendo un periódico es su padre.
Mektubu ilk okuyan bendim.Fui el primero en leer la carta.
Film lise son sınıfta okuyan Miley Cyrus'un karakteri üzerine kuruldu.La película se centra en el personaje de Miley Cyrus terminando su último año de escuela.
Rusya'daki Moğol otoritesine açıkça meydan okuyan ilk Moskova prensiydi.Fue el primer príncipe de Moscú que desafió abiertamente la autoridad tártara en Rusia.
17. yüzyıl boyunca, İtalya'da okuyan birçok mimar Palladio'nun eserlerini öğrendi.En el siglo xvi muchos de ellos estudiaron en Italia, analizando in situ la obra de Palladio.
Girişin karşısındaki kısa duvardaki tek pencerenin sağına Gülen Kadınlar, soluna Okuyan Adamlar çizilmişti.En el muro corto del fondo se veía Mujeres riendo a la derecha del vano y a la izquierda Hombres leyendo.
Metal Edge'in 1992'deki okuyanların seçimi adlı ödüllerinde bir numara oldu.El video ganó un premio 2002 de Metal Edge Readers Choice por el video musical del año.
Laurie senaryonun tamamını okuyana dek, House'un ana karakter olduğunun farkına varmadı.Laurie non si rese conto che House fosse il protagonista fino a quando non lesse l'intero copione.
Günlük gazete okuyanlara rastlanmaktadır.Lo sai se hai letto i giornali...
Lise eğitiminin ardından İstanbul'da gazetecilik okuyan Makal, meslek yaşamına Denizli Gazetesi'nde başladı.Dopo gli studi universitari, effettuati a Firenze, iniziò l'attività giornalistica a Napoli.
Bunu okuyanlar da yeni bir albüm yayınlamayacağı anlamını çıkardılar.Quello che vide gli fece capire che non era in grado di creare un tale album.
Gazetedeki ölüm haberini okuyan Nermin ise intihar teşebbüsünde bulunur.La versione della polizia che fu immediatamente pubblicata sui giornali parlò di suicidio.
Aynı zamanda mükemmel bir tarihçi ve çok okuyan bir edebiyatseverdi.Fu anche un insigne letterato e storico.
Bu gölgelerin Kur'an okuyan ve namaz kılan bir adam olduğuna inanılır.Во время итикафа «верующие совершают намаз, читают Коран, совершают поминание Аллаха, читают мольбы».
17. yüzyıl boyunca, İtalya'da okuyan birçok mimar Palladio'nun eserlerini öğrendi.В ходе XVII века многие зодчие-иностранцы, обучавшиеся в Италии, изучали труды Палладио как учебные пособия.
2007 yılı rakamlarına göre yatılı okullarda okuyan Kızılderili öğrenci sayısı 9.500 rakamına inmiştir.К 2007 г. число детей в индейских интернатах упало до 9500.
Birleşik Krallık'ta hukuk okuyan Didi, ülkedeki ilk kadın avukat olmuştu.В 1971 году получила степень доктора права, став первой женщиной-юристом в стране.
Kitabı okuyanların içinde bulacağı kırmızılar bunlar.Среди ученых Рума были известны и почитаемы его писания.
Köy halkı okumayı ve okuyanı çok sever.Крестьянские дети с удовольствием учились писать и читать.
Moskova'da okuyan Ana adlı (1993 doğumlu) bir kızı vardır.В Москве у них родилась дочь, которую они назвали Ма.
Jo: Gabe'in onunla aynı sınıfta okuyan arkadaşı.Леер — одноклассник Пауля, служивший с ним в одной роте.
Bu okullarda okuyan 29.446 öğrencinin 5.261'i yabancıdır.يتلقى العلم في هذه المدارس حوالى 29,446 طالب و5,261 أجنبي .
Kari Pazar ise Kur’an okuyanların toplantı yeri manasına gelir.أنّ معجزته (وهي القرآن) باقية إلى يوم القيامة، بعكس معجزات باقي الأنبياء.
Köy halkı okumayı ve okuyanı çok sever.يقول الجيران عني أنني أكتب وأقرأ كثيرا.
Halen üniversite okuyan en az 10 genç bulunmaktadır.ويلتحق بالمدارس أقل من عُشر الأطفال في سن المدرسة.
Çok okuyan çok bilir.من يقرا كثـيراً يـعرِف كثــيراً.
Fermi 19 Temmuz 1928'de üniversitede bilim okuyan Laura Capon ile evlendi.Fermi se casou com Laura Capon, uma estudante de ciência da Universidade, em 19 de julho de 1928.
Jo: Gabe'in onunla aynı sınıfta okuyan arkadaşı.Parceira de Arashi que também estuda na mesma escola que ele.
Önlisans okuyanlar ise 1. dönemi bitirdikten sonra yatay geçiş başvurusunda bulunabilirler.Os demais segurados podem agendar desde a data do início da incapacidade.
Girişin karşısındaki kısa duvardaki tek pencerenin sağına Gülen Kadınlar, soluna Okuyan Adamlar çizilmişti.No muro curto do fundo via-se Mulheres rindo à direita do vão e à esquerda Homens lendo.
19 bölümünde okuyan 8800 öğrencisi vardır.São cerca de 800 mil estudantes estudando em 900 escolas.
Aynı zamanda mükemmel bir tarihçi ve çok okuyan bir edebiyatseverdi.Ele também era um leitor ávido de material com bastante conteúdo.
Mahallede, ilköğretim okulu yoktur mahallede az sayıda insan olduğu için okuyan öğrenci de yoktur.Uma vez na escola, os garotos veem que não há quase ninguém lá.
Her okuyan bir çıkarım yapabilmelidir.O que permitirá que se consiga ler toda e qualquer palavra.
Metal Edge'in 1992'deki okuyanların seçimi adlı ödüllerinde bir numara oldu.Foi considerado "Álbum do Ano de 1991" nos prémios Readers Choice Awards da revista Metal Edge.
Bu gölgelerin Kur'an okuyan ve namaz kılan bir adam olduğuna inanılır.("Men zal u tonen"), waarna een beschrijving van de voorwerpen volgde en een gebed.
Aynı zamanda mükemmel bir tarihçi ve çok okuyan bir edebiyatseverdi.Daarnaast was hij een uitstekend historicus en las hij veel literatuur.
Günlük gazete okuyanlara rastlanmaktadır.Je hoort een man een dagboek voor lezen.
Kari Pazar ise Kur’an okuyanların toplantı yeri manasına gelir.Onderhoudt dan den sabbat, dewijl hij ulieden heilig is!
Ezan okuyan kişiye müezzin denir.Het gaat dan om de persoon die een lezing houdt.
Mahallede, ilköğretim okulu yoktur mahallede az sayıda insan olduğu için okuyan öğrenci de yoktur.Hierdoor weten maar weinig mensen in de omgeving dat zij te maken hebben met eenzelfde school.
Liseyi Compton'daki Centennial High School'da okuyan Lamar, iyi bir öğrenciydi.Carpenter studeerde aan de Compton High School, waar hij een getalenteerd atleet was.
Üniversite okuyan veya okumayan ayrımı yapılmamaktadır.Armoede is niet naar school kunnen en niet kunnen lezen.
Önlisans okuyanlar ise 1. dönemi bitirdikten sonra yatay geçiş başvurusunda bulunabilirler.Najwcześniej drugiego dnia roboczego od przedstawienia projekt ustawy może zostać poddany pierwszemu czytaniu.
Blog okuyanların %28'i blog okumak için RSS kullanıyor.Undersökningen visade även att 8 procent skriver själva bloggar.
Tupac sürekli okuyan bir kişiydi.Topo är den som alltid skämtar.
Birleşik Krallık'ta hukuk okuyan Didi, ülkedeki ilk kadın avukat olmuştu.1971 року здобула ступінь доктора права, ставши першою жінкою-правником у країні.
Jo: Gabe'in onunla aynı sınıfta okuyan arkadaşı.椎名) — подруга Рьо, вчиться з нею в одному класі.
Halen üniversite okuyan en az 10 genç bulunmaktadır.Грамотних у Молодецькому було 10 чоловік.
Kitabı okuyanların içinde bulacağı kırmızılar bunlar.Bílé znaky jsou zvláštní skupinou doplňujících znaků písma.
Çok az sayıdaki küçük gey toplulukların dış kenarlarında cinsiyet beklentilerine meydan okuyanlar vardı.Na okraji několika malých gay komunit byli lidé, kteří byli výzvou pro rodová očekávaní.
Günlük gazete okuyanlara rastlanmaktadır.A mrzutý z toho, co čtu v novinách.
Liseyi Compton'daki Centennial High School'da okuyan Lamar, iyi bir öğrenciydi.În adolescență, Lamar a urmat liceul Centennial din Compton, unde a avut rezultate foarte bune.