Bunun gibi okuyacak.It will read like this.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.When I read something, it will read in my voice.
Ne zaman okuyacaksýn bana haberini? Bakalým.When are you going to read your report to me?
Her üç çocuktan biri okuyacak ilginç bir şey bulmakta zorlandıklarını bildirdi.One in three children reported having trouble finding something interesting to read.[33]
Belgeselde "Okuyacak kitabım olmadığı için gerçekten çok sıkıldım" derken filme alınıyor.[2]"I'm really bored because I have no books to read," she is filmed saying in the documentary.[2]
Tom'un okuyacak bir şeyi yoktu.Tom hatte nichts zu lesen.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".Zum ersten Mal werden die „Nachgeborenen“ angesprochen.
Nekahat döneminde Marx’ın eserlerini okuyacak ve komünist ideolojiyi benimseyecektir.Pendant sa convalescence, il lit Marx et adopte l'idéologie communiste.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".Il participe pour la première fois aux Enfoirés.
Her zaman "Annem bunu gördüğünde sizin canınıza okuyacak!" der.«Esta página te dirá qué debes leer (y si te va a gustar)».
Yürütme hareketi,sadece bu hareketin eksenindeki düzlemlerin görüntülerini okuyacak şekilde uygulanır.Para darse cuenta de esto, solo basta con ir a ver las imágenes que muestra en su galería.
Oysa bizim de eğitici bir kitabımız olsaydı herkes bunu okuyacak ve ilâhi gerçekleri ilk elden öğrenecekti."Когда мы слышим мелодию во второй раз, то, благодаря памяти, узнаём её.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".Впервые на эти кристаллы обратили внимание кочевые племена.
Kısa bir..... kısa bir açıklama okuyacağım, şu an..... okuyacaklarım.Aprendí um pouco a analisar poesia e agora uso isso para escrever."
10 Nisan Raw bölümünde Sasha, Bayley'ye bire bir kemer maçı için meydan okuyacaktı.No Raw de 10 de abril, Sasha demonstrou interesse em enfrentar Bayley em uma luta individual pelo título.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".É visto pela primeira vez em "Salvo pelas Irmãs".
Tom'un okuyacak bir şeyi yoktu.Tom had niks om te lezen.
Tom'un okuyacak bir şeyi yoktu.Tom had niets om te lezen.
Kısa bir..... kısa bir açıklama okuyacağım, şu an..... okuyacaklarım.Я приділяю деякий час читанню та роздумам (про релігію) та намагаюся вивчити її.
Nekahat döneminde Marx’ın eserlerini okuyacak ve komünist ideolojiyi benimseyecektir.În timpul convalescenței el l-a citit pe Marx și a adoptat ideologia comunistă.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".Acolo va învăța pentru prima oară despre mutanți.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".Most találkozom először olyanokkal, akik kóser ételeket esznek."
Kısa bir..... kısa bir açıklama okuyacağım, şu an..... okuyacaklarım.Suy nghĩ một hồi lâu, Huyền Kiêu nói: -Tôi thử đọc cho các anh nghe.
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".Đó là lần đầu tiên anh sử dụng thanh (Thiên sinh nha).
Kısa bir..... kısa bir açıklama okuyacağım, şu an..... okuyacaklarım.読み方はおつま、おとま、おつうま、おとうまなど諸説あるが、現在では、おつま、おとま、と読むことが多い。
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız".このことがきっかけで初めて長姉の出生の秘密を知る。
Her zaman "Annem bunu gördüğünde sizin canınıza okuyacak!" der.Uvijek pitam mamu kada ćeš doći ...
Kısa bir..... kısa bir açıklama okuyacağım, şu an..... okuyacaklarım.Dokonavé slovesá nemajú prítomný čas (napr. prečítať: prečítal som - min.č., prečítam - bud.č.).
Kısa bir..... kısa bir açıklama okuyacağım, şu an..... okuyacaklarım.Nato sledi komentar besedila in napotek bralcu, naj bere natančno.
Baţarýlý çocuksun, daha okuyacaksýn.Αυτό σημαίνει ότι φαίνομαι νεότερη από όσο είμαι.
Baţarýlý çocuksun, daha okuyacaksýn.Не искам да имам проблеми после.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Als ik iets lees, leest ze in mijn stem.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Când citesc ceva, va citi cu vocea mea.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Ha olvasok valamit, az én hangomon olvas.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Kalau saya membaca sesuatu, dia akan membacakan dengan suara saya.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Když něco čtu, čte to mým hlasem.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Khi tôi đọc cái gì đó, nó sẽ đọc bằng giọng của tôi.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Kiedy będę coś czytał, zostanie to odczytane moim głosem.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.뭐든지 저의 목소리로 그대로 읽어주죠.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Quand je lis quelque chose, elle lira avec ma voix.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Quando leggo, legge con la mia voce.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Quando leio alguma coisa, ela lê na minha voz.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Si leo algo, lo leerá con mi voz.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Wenn ich etwas lese, dann wird sie es mit meiner Stimme vorlesen.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Όταν διαβάζω κάτι, θα διαβάσει με τη φωνή μου.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Когато искам да прочета нещо, ще го прочете с моя глас.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.Когда я читаю что-то, он прочитает моим голосом.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.כשאני מקריא משהו, הוא יקריא בקול שלי.
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.وعندما اقرا شيئاً .. كنت اقرأه بصوتي
Bir şey okuduğumda, benim sesimle o okuyacak.ここに座って私がタイプするのを見ていても
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..A spus ca nu are cursuri azi, asa ca va sta acasa si va citi.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Dia bilang dia tidak ada kelas hari ini, jadi dia seharusnya tinggal di rumah dan membaca.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Er hat gesagt das er heute kein Unterricht hat und das er zu Hause bleiben und lesen will.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Ha detto che oggi non aveva lezione, quindi che sarebbe rimasto a casa a leggere.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Han sa att han inte hade klass idag, så han skulle stanna hemma och läsa.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Hij zei dat hij geen lessen had vandaag en dus thuis zou blijven om te lezen.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Mówił że nie ma dziś wykładów więc zamierzał zostać w domu i coś poczytać.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Povedal, že dnes nemá hodiny a že ostane doma a bude si čítať.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Είπε πως δεν είχε μάθημα σήμερα, γι'αυτό θα έμενε σπίτι να διαβάσει.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..Каза, че ще чете вкъщи, защото няма часове днес.