Ana içeriğe geç
Sözlük

okuyacak ile cümle

okuyacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Bana okuyacak ilginç bir şeyler ödünç ver.Lend me something interesting to read.
Bu yemek kitabını okuyacak mısın?Will you read this cookbook?
Okuyacak bir şeyin var mı?Do you have anything to read?
Sana okuyacak bir şey vereyim mi?Shall I give you something to read?
Okuyacak zamanım yok.I have no time to read.
Bana kitap okuyacak zamanı olmadığını söyledi.He told me that he had no time to read books.
Babam yemekler sırasında sık sık gazete okuyacaktır.My father will often read the newspaper during meals.
Okuyacak bir şey istiyorum.I would like something to read.
Tom'un okuyacak bir şeyi yoktu.Tom had nothing to read.
Okuyacak bir şey getirmeli miyim?Should I bring something to read?
Sabahları gazete okuyacak zamanın oluyor mu?Do you have time to read the newspaper in the morning?
Okuyacak hiç kitabım yok.I have no books to read.
Okuyacak kitaplarım yok.I don't have books to read.
Okuyacak kitabım yok.I don't have books to read.
Yanında okuyacak bir şey getir.Bring along something to read.
Sadece okuyacak bir şey istiyorum.I just want something to read.
Okuyacak bir şey ister misin?Would you like something to read?
Okuyacak bir şey ister misiniz?Would you like something to read?
Tom sana meydan okuyacak.Tom will challenge you.
O kitap okuyacak.He is going to read a book.
Okuyacak çok sayıda raporum var.I have a dozen reports to read.
Hâlâ okuyacak bir sürü sayfam var.I still have a lot of pages to read.
Tom bana okuyacak bir şey verdi.Tom gave me something to read.
Biri bana bir hikaye okuyacak mı?Will someone read me a story?
Tom satranç oyununda Mary'ye meydan okuyacak kadar aptaldı.Tom was stupid enough to challenge Mary to a game of chess.
Tom okuyacak bir kitap arıyor.Tom wants a book to read.
Trende okuyacak bir kitap istiyorum.I want a book to read on the train.
Bu kadar çok kitabı okuyacak zamanı nasıl buldun?How did you find the time to read so many books?
Bu kadar çok kitabı okuyacak zamanı nereden buldun?How did you find the time to read so many books?
Tom öğrenciyken ders kitaplarının dışında bir şey okuyacak zamanı yoktu.Tom had never had time to read anything other than textbooks when he was a student.
Bu kitabı okuyacak zamanım yok.I have no time to read this book.
Bu kitabı okuyacak vaktim yok.I don't have time for reading this book.
Neden onu okuyacaktın?Why would you read that?
Tom bana kitaplar okuyacak zamanı olmadığını söyledi.Tom told me he had no time to read books.
O kadar kalın bir kitabı kim okuyacak?Who's gonna read such a thick book?
Bu dönem, öğrenciler istatistiksel örnekleme tekniklerini okuyacaklar ve uygulayacaklar.In this semester, students study and apply statistical sampling techniques.
Trene bindiğim zaman okuyacak bir şey istiyorum.I want something to read for when I take the train.
Okuyacak tek bir kitabım yok.I don't have a single book to read.
Okuyacak vaktim yoktu.I didn't have time to read.
Fransızca okuyacak mısın?Are you going to study French?
Biri onu okuyacak mı?Is anyone going to read it?
Tom Fransızca okuyacak.Tom is going to study French.
Bu kitabı okuyacak mısın?Will you read this book?
Tom ve Mary ikisi de Fransızca okuyacak.Tom and Mary will both study French.
Tom muhtemelen Fransızca okuyacak.Tom is probably going to study French.
Sami'nin çocukları ona meydan okuyacaktı.Sami's kids would challenge him.
Uçakta okuyacak bir şeyin var mı?Do you have something to read on the plane?
Bugün o raporu okuyacak vaktin var mı?Do you have to read that report today?
Artık hiç roman okuyacak vaktim yok.I never have time to read novels anymore.
Üniversitede ne okuyacaksın?What are you going to study in college?
Bunların hepsini okuyacak olan var mı?Will anyone ever read all of this?
"Makber'i Fransızca okuyacak"."Makber'i Fransızca okuyacak".
"Nurcular hakkında bu sırları ilk kez okuyacaksınız"."Award goes to male nurse for the first time".
Her zaman "Annem bunu gördüğünde sizin canınıza okuyacak!" der.Well, wherever I wind up, when I see your mama, I'll be sure to give her your regards!"
Bu sütunlardaki yazıyı okuyacak kimse olmadığından kim tarafından getirildiği bilinmemektedir.It must have seemed impossible for anyone to be lying there.
Bugün dersi olmadığını söylemişti bu yüzden evde kalıp kitap okuyacaktı..He said he didn't have class today, so he was going to stay home and read.
Madem okuyacaksýn, al... ...paranýn canýna oku.If you should $%^& something, here, $%^& the money.
Olsa olsa birinin ruhuna Fatiha okuyacaktýr, deđil mi ha?He would like to pray for someone right.
Ya valilere meydan okuyacak bir özel sektör oluştursaydık?What if we created a private sector challenge to the governors?
Ve sonrasında, onlar kodun harflerini nasıl okuyacaklarını öğrendiler.And then, they learned how to read the letters for the code.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod