Kitapları okursanız anlarsınız zaten.Das Buch der Bücher – gelesen.
Bu durum, günümüz okur kitlesi için de geçerlidir.Das Buch ist auch für heutige Leser noch verständlich.
Gazedda okurum.Messe gelesen.
Rush, odasına çekilir ve kitabının son sayfalarını okur.Greg geht nochmal auf ihr Zimmer und liest den Text.
Okur-yazar oranı %85'dir.Die Alphabetisierungsquote beträgt 85 Prozent.
Collège de Dole 'de okurken, Paris'te gazeteci olarak çalıştı.Für die Zeitung Le Petit Parisien arbeitete sie als Sekretärin.
306.763 tirajı bulunan gazete her gün yaklaşık 800.000 okura ulaşır.Die Reichweite liegt bei 778.000 Lesern täglich.
Daha sonra senaristler birbirlerinin senaryolarını okur.Dann spielt sie ihnen die Aufnahmen des jeweils anderen vor.
Pensilvanya Üniversitesi'nde okurken, karıştığı bir kavga sonrası bir yıl hapis yattı.Danach begann er ein Studium an der University of Pennsylvania, das er jedoch bereits nach einem Jahr abbrach.
Ohio State Üniversitesi`nde gazetecilik okurken, son sınıfta bıraktı.Nach seinem Abschluss nahm er an der Ohio State University ein Journalismus-Studium auf.
Annem bana hikâyeler okur, masallar anlatırdı.Was meine Hausgeisterchen mir erzählten – Märchen.
Annesi okuryazar değildi.Seine Mutter war Redakteurin.
Ne var ki, açık metinde çoklu-anlamlama olasılığı metne sokulmuşken, örnek okur kavramı da bulunmaktadır.Denn zu dem, was man in dem Gehirnmodell nicht entdecken kann, gehören ganz offensichtlich auch die Qualia.
2014'te sonlarında okur kitlesi toplam %14,6'lık bir düşüş göstermiştir.Der Ausländeranteil lag Ende 2002 bei 14,6 Prozent.
Son olarak Ekim 2013'te, gençlik dergisi olan Genç Okur'yi yayınlanmıştır.Schon seit September 2000 erscheint zweimonatlich die gleichnamige Jugendzeitschrift, YOUNG STRUGGLE.
Ancak, taksici tekrar hapı seçmesi için ona meydan okur.Die Behörde wies die Hersteller an, die Tabletten zurückzurufen.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Regelmäßig besuchte er den kranken Mann, um ihm aus Büchern vorzulesen.
Dolayısıyla okur-yazar oranı da oldukça düşüktü.Auch der Absatz seiner Bücher war drastisch zurückgegangen.
Yaşadığı dönem içerisinde eserleri geniş bir okur kitlesince okundu.Bereits zu Lebzeiten fand sie breite Anerkennung für ihr Werk.
Bu haberi gazete okurken öğrendi.Il a appris la nouvelle en lisant le journal.
O, evinde uzanarak okurdu.Chez lui, il lisait toujours allongé.
O ve ben öylesine yakın arkadaşlarız ki neredeyse birbirimizin aklını okuruz.Lui et moi sommes des amis si intimes que nous pouvons presque lire dans la tête de l'autre.
Burçlara inanmaz, sadece inanmadığı şeyin ne olduğunu öğrenmek için okur.Il ne croit pas à l'horoscope, il le lit seulement pour apprendre ce à quoi il ne croit pas.
Her hafta yirmi kitap okur.Il lit vingt livres chaque semaine.
Tom sık sık yatakta okur.Tom lit parfois sur son lit.
Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.Que tout serviteur fidèle entre joyeux dans la joie de son Seigneur !
Aynı şekilde, kamera yerleşimi de genellikle standart seyirci beklentilerine meydan okur.Le placement de la caméra contrarie souvent les attentes des spectateurs ordinaires.
Hep moda dergileri okur.Elle lit le plus souvent des magazines de mode.
(Gelirik, alırık, okuruk) gibi.Prenez, Monsieur, prenez, prenez.
Okur-yazar oranı %85'dir.Le taux d'alphabétisation est de 85 %.
İnsan Okur.Un homme lisant.
Bazıları ise akşamları Tikkun ile birlikte okur.Ils écrivent They Talk Shit About Me dans la nuit.
Kadınların yüzde 40'ı okur yazar .L'ISEL diplôme 40 % de femmes.
Okuryazarlık oranı %24,55'tir.La déclivité maximale est de 24,5 ‰.
Walter yatağında kitap okurken uyuyakalır.Albert s'endort en lisant un livre sur les indiens.
Ayrıca Goodreads okurları tarafından 2014 yılının en iyi bilim kurgu romanı seçildi.Également élu meilleur roman 2014 selon les lecteurs de Goodreads et Buzzfeed .
Bahşı, dombırasını alır ve bütün gece destan okur.On a acheté le disque et on l'a écouté toute la nuit.
Okuması olan olmayan her Müslüman o yazıyı okur.”Tous ceux qui travaillent avec des personnes non-verbales devraient le lire».
Kitap okur, kitap yazar ayrıca çok gevezedir.Un lecteur est un livre, un livre est un lecteur.
Kitap okurken de, okur yazar olduktan sonra, hiç kekelemedim.Par contre, à partir du moment où j'ai commencé à les écrire, je ne pouvais plus m'arrêter.
Ödülü kazananlar dergi okurlarının anketleriyle belirlenmektedir.Les lauréats sont désignés par un vote des lecteurs du magazine.
Mart 2009'da İşte Mülakat Yurdum İnsanı İş Görüşmesinde Elma Yayınevi aracılığı ile okurlarla buluştu.En 1995, il se fait connaître en dehors du Maroc grâce à son travail vidéo.
Havana Üniversitesi'nde okurken, sinemaya ilgi duydu.Lors de ses études à l'université Stanford, il s'intéresse au cinéma.
Spike kendini annesine şiirlerini okurken bulur.Nikolaï y lit ses poèmes.
IGN.com okurları tarafından seçilen 2000 yılının en iyi yarış oyunu .Meilleur jeu de course 2000 sur PC pour les lecteurs de IGN.
Öyküyü okurken insan ilişkilerinin nasıl donuklaştığını görünmektedir.Cette approche essaye de comprendre comment les relations humaines se nouent.
Okuryazar olduğu bilinmemektedir ve kendisi yazılı bir kayıt bırakmamıştır.Il est cependant déplorable écrivain et ne vend jamais une seule histoire.
Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu.Il se sent bien en faisant le ménage, en lisant des livres.
Bu romanında her bölümü, romanın bir kahramanının anlattığı bir kurgu ile okurun karşısına çıktı.Elle réussit à nous attacher à chacun des sympathiques héros de son roman.
Son söz onda biter ve genel duaları o okur.Qu'Il écoute nos prières et nous envoie la Rédemption Ultime promptement.
Rick daha sonra Abraham'ın haritaya yazdığı ve kendisinin Washington'a gelmesi gerektiği söyleyen notunu okur.Abraham donne à Rick un plan sur lequel est marqué le chemin à suivre pour aller à Washington.
Erişim tarihi: 1 Aralık 2013. ^ "Medya okuryazarlığı zorunlu ders olsun". milligazete.Le Devoir, 10 mai 2014, « L'urgence de revaloriser l'enseignement de notre littérature », coll.
Fakültede okurken tiyatro ile ilgilendi ve 1993 yılında Arayış Tiyatro Topluluğuna katıldı.EN REGARDANT VIEILLIR LES VACHES, lecture Théâtre Essaïon 1993.
O, Arapça okur.Él lee árabe.
O, Çince okur.Ella lee chino.
Her ay kaç tane kitap okursun?¿Cuántos libros lees al mes?
O mektubu okurken ağladı.Lloró al leer la carta.
Bu kitabı okurum ama zamanım yok.Leería este libro, pero no tengo tiempo.
Her tip kitabı okurum.Leo toda clase de libros.
Kitaplar okurum.Leo libros.