Benim kitap okumak için zamanım yok.Я не маю часу на читання книг.
Gazeteyi okumaktayım.Я читаю газету.
Tom okumak için bir kitap seçti.Том вибрав, яку книжку він читатиме.
Brovarı Müzik Okulu'ndan mezun oldu.[1] R. M. Glier adlı Kiev Müzik Enstitüsü'nde okumaktadır.Закінчила Броварську музичну школу.[3] Навчається у Київському інституті музики імені Р.М. Глієра.
Gawker bu durumu “/b/‘yi okumak beyninizi eritecektir.” diyerek esprili bir şekilde açıklamıştır.Gawker.com jednou prohlásil: "ze čtení /b/ se vám roztaví mozek".
Young, tıp okumak üzere 1792'de Londra'ya 1794'te Edinburg'a gitti.Roku 1792 se zapsal ke studiu medicíny v Londýně.
En sevdiği şey alışveriş yapmak ve moda dergilerini okumak.Ráda dělá testy v časopisech a nakupuje.
Koleji bitirmesi ardından Sankt-Peterburg’a hukuk okumak üzere gitti.Po dokončení střední školy odešel studovat právo do Petrohradu.
Bu okullarda eğitim gören öğrencilerimizin % 30'u burs katkısıyla okumaktadır.Programu může využít až 30 procent bakalářských studentů.
5. sınıf dahil, köyde okumaktadırlar.Jeho jméno nese i 5. městská škola.
"Blu-ray" adı, diski okumak için kullanılan mavi lazerden gelir.Svá alba vydává u čistě jazzového vydavatelství Blue Note.
Günümüzde birçok cihaz e-kitap okumak için kullanılabilir.De asemenea, multe telefoane mobile pot fi folosite și pentru citirea cărților electronice.
O, polisiye hikâyeler okumaktan hoşlandı.I-a plăcut să citească romane polițiste.
O, gazete okumaktan vazgeçti.El a renunțat la cititul ziarelor.
O kitapları okumaktan hoşlanır.Îi place să citească cărți.
Sadece bir günde roman okumak çocuklara zor geliyor.Le este dificil copiilor să citească romanul doar într-o zi.
Çok okumaktan gözlerini zorlamıştı.El și-a forțat ochii de la prea mult citit.
Bir roman okumakla meşguldüm.Am fost ocupat cu cititul unei cărţi.
Bir roman okumakla meşguldüm.Am fost ocupat cu cititul unui roman.
Gazete okumaktan başka bir şey yapmadı.El nu a făcut nimic altceva decât să citească ziarele.
Kız bütün gün okumaktan başka bir şey yapmadı.Fata nu a făcut nimic altceva decât să citească toată ziua.
Bu tam okumak istediğim kitap.Aceasta este exact cartea pe care vreau să o citesc.
Bu tam okumak istediğim kitap.Aceasta este exact cartea pe care vreau să o citesc.
Okumaktan vazgeç.Oprește-te din citit.
Okumak istediğim kitap bu.Aceasta este cartea pe care vreau să o citesc.
Kitap okumaktan keyif alırım.Îmi place să citesc cărți.
Belki aşk romanları okumaktan vazgeçmelisin.Poate ar trebui să renunți la citit romane de dragoste.
Uzun sonbahar gecelerinde okumaktan daha iyi bir şey yoktur.Nu există nimic mai bun decât cititul în nopțile lungi de toamnă.
Okumaktan yoruldu.S-a săturat de citit.
Okumaktan yoruldu.A obosit de la citit.
Bilimsel makaleleri okumaktan zevk alır.Îi place să citească articolele științifice.
Okumaktan bıktım.M-am săturat de învățat.
Tom Fransızca okumak istediğini söylüyor.Tom spune că vrea să studieze franceza.
Okumaktan zevk alırım.Îmi place să citesc.
Tom dergi okumaktan hoşlanır.Lui Tom îi place să citească reviste.
Tom okumaktan bıktı ve dışarı çıkmak ve oynamak istedi.Tom s-a săturat de citit și a vrut să iasă afară și să se joace.
İşte okumak istediğin kitap.Iată cartea pe care vrei să o citeşti.
Okumaktan usandım.Am obosit de la învățat.
Okumak iyi bir faaliyettir.Lectura este o activitate bună.
Hayalim Diyarbakır'da Kürtçe okumak.Visul meu este să studiez limba kurdă la Diyarbakır.
1936'da Alton Lisesi'nden mezun olduktan sonra Shurtleff College'a Hukuk okumak üzere kaydını yaptırdı.1936-ban, mikor elvégezte az altoni középiskolát, a Shurtleff College-ba felvételizett, hogy jogot tanuljon.
Okumak ve okutmak çok önemlidir.Az olvasás és az olvasási nehézség.
Kitap okumaktan sıkıldığını düşünen 12 yaş ve üzeri gençlere hitap eder.A kétéves gyerekektől kezdve egészen a tizennégy év fölötti fiatalokig bárki találhat kedvére való olvasmányt.
Şu anda Konkuk Üniversitesi Film bölümünde okumaktadır.A színész a Konkuk Egyetem filmművészet szakán tanul.
Aura okumak ise aura' hissedebilmektir.Az auralátás az aura szabad szemmel való érzékelésének képessége.
Serinin sesli kitaplarını oyuncu Tim Curry okumaktadır.A The Hollywood Reporter internetes szaklap munkatársa Tim Curry színészi játékát emelte ki.
Tarayıcılar kodları okumak için farklı teknolojiler kullanır.Rádióasztronómusok számos különböző technikát alkalmaznak az égi objektumok megfigyelésére.
Mersin'in Tarsus ilçesindeki Çağ Üniversitesi'nde Psikoloji bölümünde okumaktaydı.A lány elsőéves pszichológia szakos hallgató volt a Çağ Egyetemen, Tarsusban.
Hayalim Diyarbakır'da Kürtçe okumak.Az álmom, hogy kurdul tanuljak Diyarbakırban.
Bart ve Lisa bu okulda okumaktadır.Bart ja Lisa joutuvat helvettiin, jossa käydään koulua.
Okumak, günlük hayatlarının büyük bir kısmını oluşturur.Tänään ihmiset viettävät kuvien parissa merkittävän osan päivittäisestä elämästään.
1931’de Wallenberg, Mimarlık okumak için Amerika’daki Michingan Üniversitesi’ne gitti.Vuonna 1931 Wallenberg lähti opiskelemaan arkkitehtuuria Michiganin yliopistoon Yhdysvaltoihin.
Çok sayıda farklı yazılım ile PDF dosyalarını okumak ve denetlemek mümkündür.PDF-tiedostojen tuottamiseen, lukemiseen ja muuhun käsittelyyn löytyy monia ohjelmia.
Young, tıp okumak üzere 1792'de Londra'ya 1794'te Edinburg'a gitti.Young aloitti lääketieteen opiskelut Lontoossa vuonna 1792.
Fakir bir aile olmalarına rağmen tüm çocuklar Hogwarts’ta okumaktadır.Vaikka perheen toimeentulo oli niukkaa kaikki lapset pääsivät käymään oppikoulua Mikkelissä.
Susan (ablaları) o sırada okumak için Amerika'daydı.Samoihin aikoihin Yhdysvalloissa oli alettu esittää Texasin liittämistä Yhdysvaltoihin.
Gençlerin büyük kısmı ise üniversite mezunu ya da üniversite okumaktadır.Suurin osa Diversityn jäsenistä on vielä koulussa tai yliopistossa.
Bu okullarda, çeşitli ülkelerden çok sayıda öğrenci okumaktadır.Yliopistossa on paljon opiskelijoita monista eri maista.
Genellikle gençler üniversitelerde okumaktadırlar.Tavallisesti vain pojat osallistuivat oppitunneille.
En sevdiği şey alışveriş yapmak ve moda dergilerini okumak.Hän pitää lukemisesta ja kirjoittaa artikkeleita paikalliseen sanomalehteen.