Ana içeriğe geç
Sözlük

okulları ile cümle

okulları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Eyaletin kuzeyindeki Danca konuşan azınlığın kendi okulları vardır.Die im Südosten Albaniens lebende kleine mazedonischsprachige Minderheit führt eigene Schulen.
Diğer şehirlerde hemşirelik okulları da vardır.In der Stadt befindet sich eine Schule für Krankenschwestern.
Okullarımızın imam hatip olmasını, elimizden gitmesini istemiyoruz Çocuklarımızı mahvettirmeyeceğiz!Es ist unser Job sicherzustellen, dass die Kinder nicht die gleichen Fehler machen, wie wir.
Pehleviler Azerice eğitim veren okulları kapatmıştır.Die Schulen würden die Arbeitslosen von morgen ausbilden.
Bu ilköğretim okullarından 14’ünde taşımalı eğitim yapılmaktadır.14) angehalten, indem sie sie in Lehrschulen schicken sollten.
Turаn'ıñ 1., 2. numaralı okullarında 18 yıl görev yaptı.In der Armee XXI dauert die Rekrutenschule 18 Wochen.
Alaska'daki tek okulları budur.Es ist das einzige Gymnasium für Armenier auf Zypern.
Öyle ki paralı olduğu halde dahi halk bu okulların açılması için baskı uygulayacaktı.Er gab an, dass der Staat mit diesen Mitteln lieber Schulen bauen sollte.
Avrupa’daki salsa okullarının çoğu bu stile dayanır.In Europa beziehen sich viele Tanzschulen auf diesen Stil.
Trakya'daki Yahudi okullarına diğer Türk okulları gibi devlet bütçesinden yardım edildi.Die Gelder wurden für den Unterhalt kirchlicher Schulen in Trinidad verwendet.
Okulların sayısı 38.000’i bulur.Die Studentenzahl beläuft sich auf ca. 83.000.
Okulların kendi imkânları dahilinde tiyatro çalışmaları vardır.Theaterklassen haben zusätzlichen Unterricht im Fach Theater.
Vitеbsk ilе Mоskovаnı okullarında Rusça dil öğretmenliği yapmıştır.Rudnowa studierte in Moskau Sprachen.
Fakat, Yahudi okulları 1920'lerde kapandı.Die ungarische und die jüdische Schule wurden 1919 aufgelöst.
Yeni Zelanda'nın en büyük okullarından biridir.C'est l'une des plus célèbres écoles de Nouvelle-Zélande.
Bavyera ve Rumen okullarının dayattığı akademik yönergeleri kabul edemedi.Il se montre incapable d'accepter les règles académiques imposées par l'école bavaroise et l'école roumaine.
Bugünün İngiliz devlet okullarını Thomas Arnold'un müdürlüğünü yaptığı dönemdeki Rugby şekillendirmiştir.Il fit ses études à la public school de Rugby du temps où Thomas Arnold en était le directeur.
Halkevleri kapatıldı ve Köy Enstitüleri Öğretmen Okulları'na dönüştürüldü.Les maisons closes devaient être transformées en résidences pour les étudiants.
Aşçılık okulları bile açmıştır.Il abrita des écoles.
Devlet ortaeğitim okullarında da eğitim ücretsizdir.L'enseignement secondaire général est également gratuit dans les écoles publiques.
Özellikle dil okullarının bunda etkisi vardır.Parmi celles-ci, les écoles de langues.
Böylece kendi okullarını ve yargı sistemlerini, imparatorluk içinde kurabildiler.Il décida ainsi d’établir des écoles à travers son royaume.
Bu konuda basın-yayın ve okulların rolü çok önemlidir.L'impact dans la presse et la mémoire collective est considérable.
İngiliz ve Amerikan okullarındaki eğitim sistemini inceleme fırsatı buldu.Il partage sa scolarité entre des écoles américaines et britanniques.
Okulların hepsi Azerbaycan'ın Millî Eğitim Bakanlığı (Millî Təhsil Nazirliyi) tarafından idare edilmektedir.L'éducation en Azerbaïdjan est réglementée par le Ministère de l'éducation de l'Azerbaïdjan.
1848 - Öğretmen Okulları Kuruldu.1846 : l'école des garçons fut construite.
The Study ve Westmount High School okullarında eğitim görmüştür.Elle va à l'école The Study de Westmount.
St Benedict Catholic School ve Performing Arts College okullarında eğitim almıştır.Il a étudié à l'école St Benedict's School (en) et Performing Arts College.
Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Okulları mezunu.Les sources philosophiques de la Scolastique aux Lumières.
Aynı zamanda Tüm ilk ve ortaöğretim okullarında ders kitaplarına konu olmuştur.Il prend également part à toutes les discussions relatives à l'enseignement primaire et secondaire.
Kendisi, Danimarka Kraliyet Balesi ve İsveç Kraliyet Balesi okullarının eski bir öğrencisidir.Elle commence ses études au Ballet royal danois et au Ballet royal suédois.
Adaköy'ünde ilköğretim ve ortaöğretim okulları yoktur.Je n’ai jamais suivi d’école d’art et je suis autodidacte.
Okul korosunda şarkı söylediği Rosary Rahibe Okullarında eğitim gördü.Elle a chanté dans la chorale des écoles des Sœurs Rosaires où elle a suivi ses études.
Çoğu öğrenci mühendislik okullarına katılmıştı ama Einstein fiziği tercih etti.Besso se spécialisa en sciences de l'ingénieur, alors qu'Einstein étudia la physique.
Otuz Vietnamlı çocuk okullarına gitmek için her gün yüzerler.Treinta niños vietnamitas nadan todos los días para poder ir a su escuela.
Özel okulların devlet okullarından daha iyi olduğu söylenir, doğru mu?Dicen que las escuelas privadas son mejores que las públicas, ¿es cierto?
Okulların başkomiseri olarak Kırım'a döndü.Volvió a Crimea como superintendente de las escuelas.
Okulların hepsi Azerbaycan'ın Millî Eğitim Bakanlığı (Millî Təhsil Nazirliyi) tarafından idare edilmektedir.Todas las escuelas están controladas por el Ministerio de Educación Palestino.
Yeni Zelanda'nın en büyük okullarından biridir.Es una de las escuelas más grandes en Nueva Zelanda.
Güney Kore'de eğitim, hem devlet okulları hem de özel okullar tarafından sağlanmaktadır.La educación en Corea del Sur es impartida tanto por institutos públicos como colegios privados.
Helenistik dönem boyunca birçok şehir devleti halk okulları açtı.Durante el período helenístico, algunas ciudades-estado establecieron escuelas públicas.
2006 - Porto Riko Hükümeti maddi sıkıntı nedeniyle, tüm Hükümet kuruluşlarını ve okulları kapattı.2006: el gobierno puertorriqueño entra en quiebra, forzando la clausura de escuelas y otras agencias.
Eyalet okulları ücretsizdir.Todas las escuelas estatales son gratuitas.
PVO'nun kendine ait komuta merkezi, askeri okulları, radar ve ses birimleri vardır.La PVO poseía su propia cadena de mando, escuelas, emplazamientos de radar y detectores de sonidos.
Amerikan okullarında sıklıkla söylenen "This Land Is Your Land" şarkısıyla da tanınır.Es universalmente conocido por su canción «This Land Is Your Land».
Avrupa’daki salsa okullarının çoğu bu stile dayanır.En la Europa continental, la mayor parte de las escuelas de baile se refieren a este estilo.
Azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim görme olanağı bulunabilmektedir.En Lituania existe la posibilidad de seguir una educación en los idiomas minoritarios no oficiales.
Halkın geniş bir bölümü devlet okullarında eğitim almaktadır.La amplia mayoría de la población estudiantil atiende las escuelas públicas.
Bu olaydan sonra, film günümüze gelerek Margo ve Quentin'in daha olgun hallerine gelir okullarında.Después de este incidente, se ve a Quentin y a Margo en el último curso de instituto.
Japon Zen'inde başlıca Rinzai, Soto ve Obaku okulları vardır.Las principales escuelas del budismo zen propiamente japonés son rinzai, sōtō y obaku.
1917'de havacılık görevine başladı ve 8 üniversitede Birleşik Devletler Askeri Havacılık Okullarını kurdu.En 1917 se convirtió en aviador y organizó la Escuela Militar de Aeronáutica de los Estados Unidos.
Bu yoğunluk okulların açılması ile sona erer.Ese tipo de iniciativas en las escuelas deben acabar.
Kagyü okullarının asıl aktarımı Mahamudra’nın öğretilerinden oluşur.Propuestas para el desarrollo Las escuelas que tenemos Mapudungun.
Şehirde birçok yüksek meslek okulları bulunmaktadır.En la ciudad hay varios centros de enseñanza superior.
Okulları Efeler ve Rüştü Kazım Yücelen İÖO.'dur.Predica scongiurata e laurea con lode per lui" (
Çağdaş okulların gelişimiyle mekteplerin sayısı azalmıştır.Il numero delle scuole cattoliche è in progressiva diminuzione.
İlk ve ortaöğrenimini devlet okullarında tamamladı.Realizzò i suoi studi primari e secondari in scuole pubbliche.
Özel okullar devlet okullarından daha küçüktür.Le rette scolastiche sono tuttavia inferiori che in altri paesi europei.
Yahudi okulları dinadamları üretmeye devam etti ve bunlardan en başarılıları Sanhedrin üyesi oldular.I seminari ebraici continuarono a produrre gli studiosi e i migliori di questi divennero membro del Sinedrio.
Bu amaçlarına ulaşmada ise en çok Amerikan misyoner okulları ön plana çıkmıştır.Durante questi momenti di difficoltà, arriva l'ambasciatore degli Stati Uniti in visita.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod