Yine de bu durum okuldan atılmaya gereçke oldu.This nevertheless again led to expulsion from school.
Çiftlik işçisi babası öldükten sonra okuldan ayrılmak zorunda kaldı.He had to leave school after his father, a farm labourer, died.
Bir sonraki gece, okuldan açılan ateş sonucu bir polis memuru yaralandı.Overnight, a police officer was injured by shots fired from the school.
Buradaki iki okuldan biri Azerice veya Rusça olarak eğitim vermektedir.[1]One of the two schools here is taught in Azeri or Russian.[8]
Bir yıl sonra, Parizek okuldan ayrıldığında, Paliashvili AI Mosko altında çalışmaya devam etti.A year later, when Parizek left the school, Paliashvili continued to study under A.I. Mosko.
Paliashvili, 1899 baharında okuldan onur derecesiyle mezun oldu.Paliashvili graduated from the school with honours in the spring of 1899.
Okuldan sonra Kotsoyev, Ardon Ortodoks Ruhban Okulu'nda okudu.After school Kotsoyev studied at the Ardon Orthodox Seminary.
Dini bir manastırda eğitim alan Davies, koro kızı olarak çalışmak için okuldan kaçtı.Educated in a religious convent, Davies fled the school to pursue a career as a chorus girl.
Clayton Lisesi'ne gitti, ancak 15 yaşında okuldan atıldı.Hall attended Clayton High School, but was expelled at the age of 15.
Kurucu üyeleri olan Ove, Indrek ve Olavi birbirlerini okuldan tanıyordu.The founding members, Ove, Indrek, and Olavi knew each other from school.
Okuldan sonra Niels'e özel ders bile verdi.He even gave Niels private lessons after school.
Okuldan ayrıldıktan sonra teyzesi ona özel oyunculuk dersleri alması için para verdi.After she left school, her aunt paid for her to have private acting lessons.
Dini bir manastırda eğitim gören Davies, koro kızı olarak kariyer yapmak için okuldan kaçtı.Educated in a religious convent, Davies fled the school to pursue a career as a chorus girl.
Her gün okuldan sonra Ye-sung'un babasını ziyaret etmesine izin verir.He is however able to allow Ye-sung to visit Yong-gu everyday after school.
Esom -Woo Su-ji Ji-ho'nun okuldan arkadaşı. Kurumsal bir firmada ofis çalışanıdır.Esom as Woo Su-ji, a school friend of Ji-ho who works in a corporate office.
Ryba isteksizce itaat etti, ancak kısa süre sonra okuldan kovuldu.In 1784 his father ordered him to work as a teacher in Nepomuk.
Sonunda öğrenim ücretini ödemeyi bıraktılar ve Hurston okuldan atıldı.They eventually stopped paying her tuition and she was dismissed.
Birinin akran baskısıyla okuldan atıldığını hatırlıyorum.One, I recall, was drummed out of the school by peer pressure.
Okuldan yasaklanmasıBanned from school
Okuldan kaçan öğrenciler öğleden sonra okul otobüsüyle geldi.Students who fled the school arrived by school bus in the afternoon.
Okuldan sonra onun hakkında konuşalım.Lass uns nach der Schule darüber reden.
Tom ve Maria okuldan sonra, neredeyse sürekli tenis oynarlar.Tom und Maria spielen fast immer Tennis nach der Schule.
Okuldan geliyorum.Ich komme aus der Schule.
Yarın çocukları okuldan ben alayım.Morgen werde ich die Kinder von der Schule abholen.
Okuldan mezun olduktan sonra ebeveynleri onu İspanya'ya gönderir.Nach der Schulzeit sandten ihn seine Eltern nach Spanien.
14 yaşında okuldan ayrıldı ve 15 yaşında "Hispano Norteamericano Comité" 'den burs kazandı.Mit 14 verließ sie die Schule und mit 15 gewann sie ein Stipendium des Comité Hispano Norteamericano.
Ancak okul müdüründen hırsızlık yapmakla suçlanarak okuldan atıldı.Als Teenager wurde er wegen Diebstahls von der Schule verwiesen.
Okula kardeşinin yardımıyla devam eden Thorpe kardeşinin ölümünden etkilendi ve birkaç kere okuldan kaçtı.Jim Thorpe verkraftete den Tod seines Bruders schlecht und riss mehrmals aus der Schule aus.
Ceren (Merve Çağıran) (Fi), Duru'nun okuldan en yakın arkadaşı.Der Adel bestand aus den Herzögen (dux) und Grafen (comes).
George Costanza (Jason Alexander) – George okuldan beri Jerry’nin en iyi arkadaşıdır.Synchronstimme Detlef Bierstedt) ist seit der Schulzeit mit Jerry befreundet.
Bu roman yüzünden neredeyse okuldan atılıyordu.Allerdings wurde er bald aus disziplinarischen Gründen von dieser Schule verwiesen.
Okuldan öğrenciler 2 yabancı dil ile mezun olmaktadır.Die Schüler lernen zwei Fremdsprachen.
Florida'dan bu tarzda, bu kadar yüksek bir seviyeye çıkan üç okuldan biridir.Lediglich drei Schulen in Schottland haben diesen Status.
Yine de bu öğrenciler okuldan ihraç edilmiştir.Die Schülerinnen wurden daraufhin von der Schule suspendiert.
Okuldan kaçıyor, orada okuyordum.Er besuchte dort die Schule.
Bir sene sonra ise bu okuldan alınarak Galatasaray Lisesi'ne yatılı olarak verildi.Dieselbe Ehre wurde ihm ein Jahr später von der Universität Luzern zuteil.
Bir yıl sonra okuldan ayrıldı.Ein Jahr später brach sie die Schule ab.
Temel okuldan mezun olduktan sonra eğitim hayatına devam etmenin birçok olasılığı vardır.Nach abgeschlossener Ausbildung bieten sich viele Möglichkeiten der Weiterbildung.
Ardından okuldan kaçar.Was machst Du nach der Schule?
Daha önce, iki okuldan daha kovulmuştur ve bu sefer ailesiyle yüzleşmemek için eve gitmek istemez.Er ist zum zweiten Mal durchgefallen und möchte nicht mehr zurück in die Schule.
Carl Luce: Carl eski okuldan arkadaşıdır.Billy lernt Old Bill kennen.
Okuldan sonra onun hakkında konuşalım.Parlons-en après l'école.
Öğretmen, öğrenciyi okuldan kovdu.Le professeur expulsa l'élève de l'école.
Yarın çocukları okuldan ben alayım.Demain je prendrai les enfants à l'école.
Okuldan nefret ederim.Elle déteste l'école.
Her salı okuldan sonra iki saat birlikte şarkı yazma çalışmaları yapmaya başladılar.Elles s'entretiennent deux heures chaque mardi après-midi après l'école pour des séances d'écriture.
Okuldan nefret eder ve çalışmayı hiç sevmez.Johnny déteste l'école et n'y travaille pas souvent.
1978'de okuldan ayrılıp, Banco do Brasil'de işe girdi.Après ses études, il travaille à la Banco do Brasil en 1978.
Rachel bunu üstlenir ve okuldan atılır.Rachel est renvoyée de son école.
Çok geçmeden okuldan ayrılmak zorunda kaldı.Il fut donc contraint de quitter l'école secondaire relativement tôt.
Bisbal okuldan erken yaşta ayrıldı çünkü müzikle daha ilgiliydi.Bisbal quitte assez tôt l'école parce qu'il n'aime pas étudier.
O yıl Yahudi olduğu için okuldan gönderilmiştir.Son père avait été expulsé de l'école, en tant que juif.
Son sınıftayken okuldan tasdikname ile ayrılarak çeşitli işlerde çalıştı.Elle traque Mio pendant ses derniers jours au lycée parce qu'elle voulait voir Mio encore une fois.
13 yaşında okuldan ayrılarak bir korse yapımcısı olan babasının yanında çalışmaya başladı.Il quitte l'école vers l'âge de 13 ans pour aider son père qui tenait un café.
1839'da okuduğu okuldan disiplinsizlik yüzünden atıldı.En 1886, il est expulsé de l’école pour cause d’infractions à la discipline.
Furuta Yashio-Minami Lisesi'nde öğrenciydi ve okuldan çıktıktan kısa bir süre sonra kaçırıldı.En raison de problèmes de santé, Youji Sakiyama a dû s'absenter de l'école pendant quelque temps.
Okuldan sonra tenis oynadım.Jugué al tenis después de clase.
Genellikle okuldan sonra tenis oynarız.Normalmente jugamos al tenis después de la escuela.
Biz okuldan sonra her zaman birçok şey hakkında konuştuk.Siempre hablábamos de muchas cosas después de la escuela.
Okuldan sonra futbol oynayacağız.Jugaremos fútbol después de la escuela.