Wilhelm Rediess okuldan sonra elektrikçi oldu.След училище Редис става електротехник.
Bu okuldan yetişenler Türkiye'de ve dış ülkelerde çalışma hayatlarında büyük katkılarda bulunmuşlardır.Тези хора, произлизат от средната класа и в Турция са имали работа и домове.
Okuldan mezun olduktan sonra Azerbaycan Ulusal Ekonomi Enstitüsü'nde eğitimine devam etti.След завършване на училището постъпва в Азербайджанския индустриален институт.
Ceren (Merve Çağıran) (Fi), Duru'nun okuldan en yakın arkadaşı.На двумачтововите (и повече) съдове – първата, броено от носа, мачта.
Bu aşırı müzik tutkusu yüzünden derslerini ihmal ediyordu ve birkaç kez okuldan uzaklaştırıldı.Имал е проблем с поведението и на няколко пъти бил отстранен от училище.
Bu arada Brooks'un kızıda okuldan eve dönmüştür ve garip davranışlar sergilemektedir.Там Алия ходи на училище в интернат и се отличава от връстниците си с твърдия си характер.
Bu okuldan mezun öğrenciler gerek ulusal gerekse uluslararası olimpiyatlarda birçok madalya kazanmışlardır.Ученици на гимназията са лауреати на редица национални и международни олимпиади.
Bir yıl sonra okuldan ayrıldı.Prošlo je deset godina od kada je otišao iz škole.
Onu okuldan attırabilmek için bir sebep arar.To je bilo dovoljno da ga izbace sa sveučilišta.
1959’da okuldan mezun oldu ve yaşamına serbest sanatçı olarak devam etti.1951. godine napušta fakultet i otada do smrti djeluje kao slobodni umjetnik.
Geezer ilk grubu Rare Breed'i okuldan arkadaşı Ozzy Osbourne ile 1967 yılında kurdu.Butler je svoj prvi sastav, Rare Breed, osnovao zajedno sa školskim kolegom Ozzyem Osbourneom.
Bu arada Brooks'un kızıda okuldan eve dönmüştür ve garip davranışlar sergilemektedir.Leedsu se pridružio kao pripadnik omladinske škole, a debitirao je na vrlo neobičan način.
Okuldan birçok ünlü isim mezun olmuştur.Brojna imena iznjedrena su u ovoj školi.
Onu okuldan attırabilmek için bir sebep arar.Napísal ju len preto, aby ho nevyhodili zo školy.
Fakat maddi yetersizlikler yüzünden okuldan ayrılıp fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı.Keďže jeho rodina bola chudobná, odišiel zo školy a začal pracovať v továrni.
18 yaşında okuldan atıldı.Keď mal 18 rokov, opustil školu.
Okuldan öğrenciler 2 yabancı dil ile mezun olmaktadır.Študenti sa učia 2 jazyky.
1839'da okuduğu okuldan disiplinsizlik yüzünden atıldı.V roku 1886 ho zo školy vylúčili kvôli porušeniu disciplíny.
11 Eylül 1995 Pazartesi günü, dokuz yaşındaki Jimmy, okuldan otobüse biniyordu.O päť mesiacov neskôr, 9. januára 2002 Ashley zmizla cestou do školy.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Njen oče jo je, ko je bila v osmem razredu, izpisal iz šole.
Kasım 1911'de okuldan mezun olarak Ocak 1912'de Teğmenliğe atandı.Maturiral je novembra 1911 in januarja 1912 je napredoval v poročnika.
Bu aşırı müzik tutkusu yüzünden derslerini ihmal ediyordu ve birkaç kez okuldan uzaklaştırıldı.S posvečanjem glasbi pa je zanemarjal svoje šolske obveznosti in pogosto izostajal od pouka.
Ancak Modesto, daha fazla konuşmadan okuldan ayrılır.Bučka se odpravi naprej proti šoli.
Rahip John ve Mac görevden alındıktan sonra, Franklin de okuldan ayrılmaya karar verir.Ko se vse skupaj poleže, se Franklin odloči zapustiti šolo.
Okuldan mezun olduktan sonra politika ve eğitim konularında pek çok tartışma ortamına katıldı.Po vojni je nadaljeval delo na partijsko-političnem in šolskem področju.
Bu süreçte okuldan atıldı.Už tai išmestas iš universiteto.
16 yaşına geldiğinde oyuncu olmak için okuldan ayrıldı.16-aastaselt lahkus ta koolist, et hakata näitlejaks.
Bir yıl sonra okuldan ayrıldı.Aasta hiljem lahkus poiss koolist.
Okuldan nefret ederim.Rõõmuga kooli.
Bu süreçte okuldan atıldı.Ta visati koolist välja.
Adresini okuldan aldım.Adresu a telefon mi dali v škole.
Adresini okuldan aldım.Adresu a telefón mi dali v škole.
Adresini okuldan aldım.Mi hanno dato il vostro indirizzo a scuola.
Adresini okuldan aldım. Olan biteni sordum. Her şeyden haberim var.I rozpocząć raz jeszcze, od wybranego przez siebie miejsca.
Adresini okuldan aldım.Ze hebben me dit adres gegeven in de school.
Adresini okuldan aldım.Адреса и телефона открих в училището.
Ah Ahjushi! Bunu nasıl yapabildin? Siz aynı okuldansınız yani birlikte eğlenmenizde bir sorun yok.아쩌시 이런 법이 어디서?
Akţama Güney'in okuldan bir arkadaţýnýn dođum günü partisi var...Άσε με!
Akţama Güney'in okuldan bir arkadaţýnýn dođum günü partisi var...Трябва да се лекуваш.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Als ich sechs war, ging ich eines Freitagnachmittags mit meinem älteren Bruder von der Schule heim.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Cuando tenía seis años, caminaba de regreso de la escuela un viernes por la tarde junto a mi hermano mayor.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Gdy miałem 6 lat, w pewien piątek, wracałem ze szkoły ze starszym bratem.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Hat éves koromban, éppen iskolából hazafelé sétáltam egy péntek délután a bátyámmal.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Intr-o zi, când aveam șase ani, mă întorceam de la școală, într-o vineri după-amiază, cu fratele meu mai mare.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.J'ai grandi dans un petit quartier de Jérusalem.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Když mi bylo šest, šel jsem jednou ze školy, byl pátek odpoledne, šel jsem se starším bratrem.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Ketika saya 6 tahun, saat saya pulang dari sekolah pada Jumat siang bersama kakak saya.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Khi tôi 6 tuổi, lúc đang đi bộ từ trường về vào một buổi chiều thứ 6 với anh trai của mình
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.제가 여섯살일 때, 어느 금요일 오후. 학교가 끝나고 형과 함께 집으로 걸어가고 있었습니다.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Quando avevo sei anni, stavo tornando da scuola un venerdì pomeriggio con mio fratello maggiore.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Quando tinha seis anos, regressava da escola numa sexta à tarde com o meu irmão mais velho.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Toen ik 6 jaar was, liep ik op een vrijdagmiddag van school naar huis, samen met mijn oudere broer.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Όταν ήμουν έξι ετών, επέστρεφα από το σχολείο ένα απόγευμα Παρασκευής με τον μεγαλύτερο αδελφό μου.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Коли мені було шість, я йшов зі школи у п'ятницю після обіду зі своїм старшим братом.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.Однажды, пятничным вечером, я шёл домой из школы со своим старшим братом, мне тогда было шесть лет.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.כשהייתי בן שש, הלכתי חזרה מבית הספר ביום שישי אחר הצהריים עם אחי הגדול.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.عندما كان عمري ست سنوات، كان أسير عائداً من المدرسة ظهر يوم جمعة مع شقيقي الأكبر سنا.
Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.金曜の午後で 兄と一緒でした バス停に通りかかると
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Ampak, saj ni dokončal šole."
"Ama o okuldan atıldı." dedi.Azt mondta: "De hiszen kimaradt az iskolából!"