Yine de bu öğrenciler okuldan ihraç edilmiştir.Vì thế, chúng cũng bị tán xạ bởi từ trường.
Bu sırada okulda göreve başlamıştır.Giờ là lúc thời gian để đi học.
O okulda 5 yıl okumuştur.Thời gian học 5 năm.
Okuldan mezun olduktan sonra babasına gitti ve Hiroshi Yamauchi ile görüşmek istediğini ona bildirdi.Sau sự kiện đó, cô đi học để ở gần với Hiyo.
Bart okulda çok başarılı değildir ve bundan övünç duyar.Cô học không xuất sắc ở trường nhưng bù lại rất nhiệt tình trong vai trò siêu nhân.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Cha cô quyết định cho cô thôi học khi cô đang học dở lớp 8.
Bu okuldan 1922 yılında mezun oldu.Năm 1922, ông tốt nghiệp trường này.
Katolik bir okulda okudu.Ở đó cô học tại một trường Công giáo.
2005-2006 öğretim yılından itibaren okulda birçok değişiklik yapılmıştır.Từ năm học 2005 - 2006, kỳ thi này đã được bãi bỏ.
O okulda 5 yıl okumuştur.(中略)私はその学校で五年間学んだのです。
Okuldan nefret ederim.私は学校が嫌いでした。
Anna Ahmatova, bu okuldan mezun oldu ve Annenski için "Benim tek öğretmenim" dedi.そこの卒業生にアンナ・アフマートヴァが居り、アンネンスキーを「唯一人の恩人」と呼んだ。
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.これは多数の学校で行われている。
1752'de İskoçyalı bir rahip olan William Douglas'ın eğitim verdiği yerel bir okulda eğitime başladı.1752年、ジェファーソンはスコットランド人の牧師ウィリアム・ダグラスが経営する地元の学校に通い始めた。
Oğlu Ümit, okuldan, dersten sıkılmış bir halde sürekli sulu oyunlar ve taklitler yapmaktadır.子を思ふ故にや、をや(親) つき(槻)の木の弓をもて、学文せざりし子に をしへ(教え)たり。
Her okulda 1 öğretmen görev yapmaktadır.すべてのクラスに担任教師がいる。
Bu yolda, okuldan arkadaşı Nihan'ı (Açelya Topaloğlu) da kendine ortak eder.奈々世 一葉(ななせ ことのは) 当クラスへ転校してきた少女。
Bu arada okuldaki bazı öğretmenler de onlara yardım eder.上級学校の教師数名がこの授業を手伝った。
Manastır tatil olunca iki arkadaşıyla beraber okuldan ayrılır.彼は私と友人2人一緒に学校から帰るの。
Dini bir okuldan mezun olduktan sonra tıp üzerine eğitim almaya başladı ancak 3'üncü yılında yarıda bıraktı.戦後医学を学び始めるが、1年半でやめた。
Che Guevara burada, ertesi gün öldürüleceği okulda bir gece tutsak olarak kalmıştır.チェ・ゲバラは学校に連れ込まれ、翌日殺害された。
Okulda kendinden çok emindir.学校では結構もてている。
Orta okuldayken bir embesil olduğunu söyler.中等部の頃に彼女がいたことがあるらしい。
Okulda başarılı bir öğrenci olarak dikkat çeker.在学中に優れた学徒として知られるようになった。
Bu okuldayken üç kez All-American seçildi.高校3年次にはオールアメリカンに選出された。
Geri döndüğünde okulda büyük bir kargaşa yaşanır.かなりの大物らしく、日本に帰国した際は学内が騒然となった。
O yıl Yahudi olduğu için okuldan gönderilmiştir.同年、ユダヤ人であることを理由に退職させられた。
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.少年は学校では目立たない存在で、友人も少なかった。
Her salı okuldan sonra iki saat birlikte şarkı yazma çalışmaları yapmaya başladılar.2人は毎週火曜日の放課後、2時間の作曲セッションを行なった。
Mısır'da yüksek okulda okuduktan sonra Kenya'da Nairobi Üniversitesi'nde kısa bir süre siyaset bilimi okudu.イマンはエジプトの高校に通った後、ケニヤのナイロビ大学に進み政治学を学んだ。
Okuldaki diğer banyolar sadece duş özelliğine sahiptir.この学校のシャワー室は、温水が出る。
Okulda inek olduğu için onunla alay edilmektedir.ゲイであることを理由に、学校でいじめを受けている。
O, 3 sene bu okulda rus dilinde eğitim almış.学制は5年で授業はロシア語で行われた。
Böylece okulda hem sabah hem de akşam eğitim görülür.午前・午後・夜間で試験は同じである。
Saçları da okulda kendilerine sorun çıkaracak kadar uzundur artık.大学時代は高校在籍時から伸ばした髪が、腰まで届くほどの長髪になる。
Yine de bu öğrenciler okuldan ihraç edilmiştir.生徒らは放校処分となった。
Bir gece vedalaşmadan eşyalarını toplar ve okuldan ayrılır.ある日引っ越すことになり、立花に別れを告げないまま転校する。
Buna karşılık roman ABD'de birçok okulda halen okunması zorunlu kitaplar listesindedir.この作品は、今日に至るまで多くのアメリカの高校で必読書とされている。
Örnek öğrencidir ve okulda aktif biridir.生徒主体の学校であり生徒会活動が盛んである。
Öğretmen - Okuldaki öğretim görevlisi.・教員…小学校の教員。
Okuldan geliyorum.進学校出身。
Tek amacı kızını kötülüklerden korumak ve onun okuldan mezun olduğunu görmektir.自分の悪癖が発覚することを恐れ、彼女を高校に通学させる。
İkisi de lise yıllarında okulda hayli aktif ve tanınan öğrencilerdi.その2人は学校では超人気者で……。
Artık Oscar okuldaki tek yalnız balık olduğunu anlar.松村邦洋の唯一の弟子だった。
Okuldan ve ev ödevlerinden nefret eder.勉強や学問を憎む。
Okulda kıyafetle ilgili herhangi bir zorunluluk uygulanmamaktadır.学童服着用義務がある。
Bu dönemde okulda gruplaşmalar da dikkat çekmiştir.この時期には学童集団疎開にもかかわった。
Okuldaki öğrenciler arasında sıkı bir kıdem hiyerarşisi mevcuttur.もちろん、学生たちの間で熱いキャンペーンが行われます。
Okulda, çocuklar kalın gözlüğü ve büyük ağzı yüzünden onunla alay ettiler.学園の不良女子たち 福笑の子分で腰巾着。
Okulda bir yemekhane bulunmaktadır.学校給食がある。
Kariyerine 1987 üniversite öğrenimini tamamladığı okulda Araştırma Görevlisi olarak başladı.大学を卒業した1987年よりプロとしての活動を開始する。
Okuldaki şiddetin altında daha çok şiddet yoğunluklu filmlerin olduğu da bir başka iddiadır.大学時代より映画鑑賞を趣味とし、映画には大変詳しかった。
Bu sınavda başarılı olan 13-16 öğrenci okulda okumaya hak kazanır.勉強が良くできる16歳の高校生だが、学校で仲間はずれにされる扱いを受けている。
Tek şartları okuldaki derslerime dikkat etmemdi.学校の授業は教室での講義タイプのものしか受けていない。
Aynı yıl okulda asistan olarak çalışmaya başladı.同年、数学の助手教員として働き始める。
Bu son okuldan mezun olan ilk kız öğrencilerden biridir (1971).小学1年生(7歳)の女の子。
Okulda 1 Adet Baş Müdire ve 10'dan fazla öğretmen bulunmaktadır.各学校は校長と、場合によって1人以上の教頭が管理している。
Okuldan kaçıyor, orada okuyordum.学校の周りを走る。
Polly aynı zamanda koca okulda Bay Besser'ı seven tek kişidir.かれんが小学校で最初に出来た親友でもある。
Okuldan mezun olduğunda iş yaşamı onu bekliyordu.大学卒業後は家業を継ぐ予定であった。