Ana içeriğe geç
Sözlük

okulda ile cümle

okulda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Okulda ayrıca anasınıfı da mevcuttur.Der er også børnehave i forbindelse med skolen.
Okuldan ayrıldıktan sonra Quinton küçük bir sokak tiyatrosu grubuna katıldı.Da Richard blev ældre, gik han i en lille dramagruppe på sin skole.
Baby Blue rap yapmaya okulda iken başlamıştır.Bláfoss dyrkede rytmisk gymnastik i sin ungdom.
323 profesör okulda çalışmaktadır.32 lærere er ansat på skolen.
O da eskiden bu okulda okuyordu.Tidligere var her også en skole.
Aynı durum Güney Nikaragua’da bir okulda da gerçekleştirilmiştir.Hun fik blandt andet gennemført opførelsen af en skole i Esperanza i Nicaragua.
Yzma, okulda kendini Müdür Amzy (Yzma'nın tersi) olarak tanıtmıştır.Hun er desuden rektor på skolen, hvor hun bruger Amzy (Udtalt Amsi) som navn (Yzma bagfra).
Yine de bu öğrenciler okuldan ihraç edilmiştir.Studerende blev evakuerede fra området.
Annesi orta okulda matematik, babası Rus dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı.På skolen gjorde hun det specielt godt i matematik og russisk.
Tiyatro sanatçısı Şevket Çoruh, bu okuldan mezun olmuştur.Teaterets tidligere faciliteter er i dag overtaget af gymnasiet.
Okulda sadece bir sınıf vardır.Der er kun en enkelt orden inden for denne klasse.
Geçenlerde okuldan mezun oldu.Hvordan gikk det på skolen i dag?
George Costanza (Jason Alexander) – George okuldan beri Jerry’nin en iyi arkadaşıdır.George Costanza (spilt av Jason Alexander) er Jerrys beste venn.
Hangi Üniversitede, Okulda?".«På skolen».
Aile evde, Rusça, İbranice ve Yidiş konuşurdu ve Peres, okulda Lehçe öğrendi.Familien snakket hebraisk, jiddisch og russisk i hjemmet, og han lærte seg polsk på skolen.
Okuldan mezun olduktan sonra ebeveynleri onu İspanya'ya gönderir.Etter å ha studert ferdig ble han sendt til Spania av foreldrene.
Çift, okuldan tanışmakta idi ve Paris'e gitmeden önce evlenmişlerdi.Begge hadde imidlertid ‘lært sine forretninger’ og giftet seg i Hamburg.
Ve okuldaki tüm öğrencilerin içinde onu küçük düşürürdü.Blant hans elever var hans datter Arete.
Okulda üç derslik bir müdür odası vardır(2010).Til dags dato (2010) har det kun vært tre rektorer på skolen.
Bu okulda üç yıl kaldıktan sonra, bir Fransız hocayla beraber yurtdışına gitti.Etter tre år der ble han sendt på en utenlandsreise med en fransk privatlærer.
Okulda iyi bir öğrenci olarak dikkat çekti.Han ble betraktet som en flink student.
Geezer ilk grubu Rare Breed'i okuldan arkadaşı Ozzy Osbourne ile 1967 yılında kurdu.Butler startet sitt første band, Rare Breed, sammen med Ozzy Osbourne på høsten 1967.
Artık Oscar okuldaki tek yalnız balık olduğunu anlar.Skolen er den eneste skolen i Oslo med bare småskoletrinn.
Daha sonra bu okuldan ayrılıp devlet okuluna yazıldı.Dørst etter dette gikk hun på den offentlige skole.
Okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri onu, kaba ve hareketli bir çocuk olarak tanımlıyorlardı.På skolen ble han av sine kolleger oppfattet som nokså aggressiv og vilkårlig i sin fremferd.
Okulda sadece bir sınıf vardır.Skolen hadde kun to klasserom.
Okulda 52 derslik bulunmaktadır.Granstangen skole er i nr. 52.
Okuldaki tutum ve davranışlarından yetersiz almış ve öğretmenlerini pek sevemememiştir (4).Han blir mobbet av de andre elevene på skolen, og er ikke særlig godt likt av lærerne.
Köyün içme suyu şebekesi vardır. ancak kanalizasyon şebekesi yoktur sadece okulda foseptik bulunmaktadır.Stedet ligger nær, men ikke ved, innsjøen Vättern.
Bu okuldaki eğitim 14. yüzyıl resim geleneklerine dayanıyordu.Tradisjonen på akademiet bygget på malerkunst fra det 14. århundre.
Okulda 8. Sınıfa kadar eğitim verilmektedir.Skolen underviser kun opp til 8. klasse.
Furuta Yashio-Minami Lisesi'nde öğrenciydi ve okuldan çıktıktan kısa bir süre sonra kaçırıldı.Furuta merupakan siswi SMA Yashio-Minami dan ia diculik tak lama setelah meninggalkan sekolah.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo juga adalah seorang pelajar yang berbakat, ia menempati peringkat ke-23 dari 322 pelajar di sekolahnya.
Prag doğumlu Hřebejk, yüksek okulda sınıf arkadaşı Petr Jarchovský ile birlikte okudu.Lahir di Praja, Hřebejk belajar bersama dengan teman sekelasnya Petr Jarchovský di sekolah tinggi.
Harry Potter'ın okula başlamasından bir yıl önce okuldan mezun olmuştur.Ia lulus dari Hogwarts setahun sebelum Harry Potter mulai bersekolah di sana.
İlk öğrenimini Fransa hakimiyetindeki Suriye'de Batı tipi eğitim veren bir okulda tamamladı.Aflaq mula-mula dididik di sekolah-sekolah bergaya barat di Suriah Mandat Prancis.
George Costanza (Jason Alexander) – George okuldan beri Jerry’nin en iyi arkadaşıdır.George Costanza, dimainkan oleh Jason Alexander, adalah teman Jerry dari masa sekolah.
Bazı üniversitelerde başlayan eylemler, sayısız tutuklama ve okuldan atılmalarla sonuçlandı.Protes terjadi di beberapa pusat universitas sehingga banyak penangkapan dan pengusiran.
Oyunculuk dersleri alıyor ve okulda Tiyatro kulübünün üyesi.Ia sangat atletis dan menjadi anggota klub cheerleader di sekolahnya.
Lise öğrencisi Clay Jensen, okuldan eve dönerken verandada bir kutu bulur.Clay Jensen pulang dari sekolah dan menemukan kotak misterius yang tergeletak di teras rumahnya.
Okulda iyi bir öğrenci olarak dikkat çekti.Di sekolahnya ia dikenal sebagai siswi yang pintar.
Bart ve Lisa bu okulda okumaktadır.Begitu pula sekolah Bart dan Lisa.
Katrin Siska ile aynı okulda okudu.Dia dan Katniss bersekolah di sekolah yang sama.
Lee'nin ailesi iş için taşınmak zorunda kaldıklarından, Lee birçok farklı okulda eğitim almak zorunda kaldı.Karena pekerjaan ayahnya sering berpindah tempat, Eita sering pindah sekolah.
Bu okulda önemli başarılar elde etmiştir.Sekolah ini juga memiliki prestasi yang sangat banyak.
İmkanları oldukça gelişmiş olup okulda spor salonu ve oldukça büyük bir kütüphane mevcuttur.Fasilitas gedung atau ruang belajar, perpustakaan cukup representative.
Okulda 83 ülkeden öğrenciler bulunmaktadır.Siswa asing dari 83 negara telah lulus dari universitas.
Louis okulda pek iyi bir öğrenci değildi ama sınıfları geçti.Ia adalah seorang anak yang cepat matang, meskipun hasil pelajarannya di sekolah tidaklah hebat.
Böylece okulda hem sabah hem de akşam eğitim görülür.Maka terdapat kelas pagi dan siang.
Onu okuldan attırabilmek için bir sebep arar.Kalau ketauan bisa dikeluarkan dari sekolah.
Okuldaki bir öğretmendir.Dia adalah seorang guru baru di sekolah.
Gelip o gün okulda neler olduğu ile ilgili şeyler yazıyordu.Cô bé viết về những gì diễn ra ở trường mỗi ngày.
72 bölgeye dağıtılmış 112 okuldan oluşmaktadır ve 2.9 milyon kişiye hizmet vermektedir.Nó bao gồm 109 trường đại học được tổ chức thành 72 khu vực, cung cấp giáo dục cho 2,9 triệu người dân.
Aile evde, Rusça, İbranice ve Yidiş konuşurdu ve Peres, okulda Lehçe öğrendi.Gia đình này nói tiếng Hebrew, Yiddish và tiếng Nga ở nhà, và Peres đã học tiếng Ba Lan ở trường.
Okulda başarılı bir öğrenci olarak dikkat çeker.Ở trường, ông đã nổi tiếng là một sinh viên xuất sắc.
Lise öğrencisi Clay Jensen, okuldan eve dönerken verandada bir kutu bulur.Cậu thiếu niên Clay Jensen trở về nhà sau giờ học thì tìm thấy một chiếc hộp bí ẩn nằm trên hiên nhà mình.
Maria Mitchell, 1835 yılında kendi okulunu açana dek, bu okulda Peirce’a öğretmen yardımcılığı yapmıştır.Sau đó bà lại trở thành trợ giảng cho ông Peirce cho đến khi bà mở trường của mình vào năm 1835.
Bir dönem özel bir okulda öğretmenlik yapmıştır.Ông thường hay rời trường một cách bí mật trong vài ngày.
Kasım 1911'de okuldan mezun olarak Ocak 1912'de Teğmenliğe atandı.Ông tốt nghiệp vào tháng 11 năm 1911 và được phong chức trung úy vào tháng 1 năm 1912.
Annesi ve kızkardeşi de bu okulda ona katıldılar.Chị gái và em trai của cậu cũng đang theo học tại đây.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod