Okuldan, öğretmenlerinin taklitlerini yapması yüzünden atıldı.Elmagyarázta, hogy miben rejlik tanításaik hibája.
Bruce Chatwin, Wiltshire'da bulunan Marlborough College isimli okulda eğitim gördü.Chatwin a Marlborough College-ben folytatott tanulmányokat.
Okuldayken basketbol takımının kaptanıydı.Az egyetemen kosárlabdacsapat sztárjátékosa is volt.
Abdulhalûk, daha sonra Turfan şehrinde, Çin eğitim veren okulda Çince öğrenir.Kumáradzsíva feltehetően ebben az időszakban tanult meg kínaiul.
Burada engelli eğitimi konusunda öğrenim görmeyi düşünüyordu ancak ertesi ilkbaharda okuldan ayrıldı.Még ezen a nyáron Münchenbe utazott tanulni, de az ottani oktatási rendszerben csalódott.
O, okuldadır.Iskolában van.
Geçenlerde okuldan mezun oldu.Hän hiljattain valmistui koulusta.
Bart ve Lisa bu okulda okumaktadır.Bart ja Lisa joutuvat helvettiin, jossa käydään koulua.
Gula, kamptaki okulda öğrenciydi.Gula oli pakolaisleirin epävirallisen koulun oppilas.
O okulda 5 yıl okumuştur.Hän johti koulua viisi vuotta.
Yeni okulda her gün gösteriler düzenleniyor.Koulussa järjestetään vuosittain kolme urheilupäivää.
George Costanza (Jason Alexander) – George okuldan beri Jerry’nin en iyi arkadaşıdır.George Costanza (Jason Alexander) on Jerryn entinen luokkakaveri ja nykyinen paras kaveri.
Okulda ayrıca ana sınıfı bulunmaktadır.Peruskoulussa on myös erityisluokkia.
Okulda iyi bir öğrenci olarak dikkat çekti.Koulussa hän oli erinomainen oppilas.
Okulda Fuchs ve kardeşleri babalarının karşıt politik görüşü yüzünden alay konusu oldular.Linusta kiusattiin koulussa isänsä poliittisten näkemysten vuoksi.
1924 yılında bu okuldan diploma aldı.Hän suoritti kyseisen koulun vuonna 1924.
Okulda 168 öğrenci vardır.Koulussa on 128 oppilasta.
Okulda dans ekibi Küçük Kazananlar (리틀 위너스) kurdu grupta; Miss A Min ile bir araya geldi.Koulussa Hyoyeon tapasi Miss A:n Minin, jonka kanssa hän perusti tanssitiimin Little Winners (리틀위너스).
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.Kirjaa käytetään edelleen monissa oppilaitoksissa.
Okuldan ayrıldıktan sonra müzisyen olarak çalışmaya başlamıştır.Koulun jälkeen hän kuitenkin ryhtyi muusikoksi.
Yardımcı karakterler Paul Genzlinger, Justin Long = Jess ile aynı okulda çalışan müzik öğretmeni.Justin Long on Paul Genzlinger, Jessin koulun musiikinopettaja, johon Jess on ihastunut.
DJ, okula alışmakta zorlanmaktadır ve okulda çeşitli dans yarışmalarına katılmaktadır.Virta harrastaa katutanssia Tanssikoulu DCA:ssa, ja on kilpaillut monissa tanssikisoissa.
Evde okutulmanın yanı sıra birçok okulda bulunmuştur.Koulusta annettu sosiaalinen tuki oli monessa kodissa enemmän kuin tarpeen.
Adam Lyon bir 7. sınıf öğrencisiydi ve diğer insan okuduğu bir okulda okuyordu.Koulunsa Juutilainen kävi Sortavalassa, jossa hän luki seitsemän luokkaa Sortavalan lyseossa.
Anadilleri yalnızca yaşlılarca bilinir; çocuklar konuşamadıkları dillerini okulda öğrenmektedir.He kykenevät kommunikoimaan toistensa kanssa vauvojen kielellä, jota aikuiset eivät ymmärrä.
Buradaki bir yıllık eğitiminin ardından, oyunculuk kariyerini sürdürmek amacıyla okuldan ayrıldı.Noin vuoden tämän jälkeen hän jätti opiskelunsa kesken kehittääkseen uraansa näyttelijänä.
Bu okulda diğer çok zengin ailelerin çocukları arasında kendini yalnız hissetti.Koulussa opiskeli useita muita vähäosaisimpien aatelisten lapsia.
Tek şartları okuldaki derslerime dikkat etmemdi.Hänellä ei ollut keinoja puuttua koulun ongelmatilanteisiin.
Okulda tam gün eğitim yapılmaktadır.Mitä minä koulussa tänään opin?
Okulda ayrıca bir de botanik serası bulunur.Kuokkalassa sijaitsee myös Kuokkalan koulu.
Rachel bunu üstlenir ve okuldan atılır.Baker paljastui ja hänet erotettiin koulusta.
1976'da okuldan mezun oldu.Hän valmistui koulusta vuonna 1976.
Fourier kendisini bu okulda çok iyi bir şekilde yetiştirdi.Isänsä kasvattama Adelaide menestyi koulussa hyvin.
Okulda kendinden çok emindir.Hän ei ole koulussa mitenkään hyvä.
Okuldan birçok ünlü isim mezun olmuştur.Yliopistosta on valmistunut monia nobelisteja.
Okuldan nefret eder ve çalışmayı hiç sevmez.Hän ei viihtynyt koulussa, vaan halusi tehdä töitä.
O okulda iyi davranıyor ama evde sorunlara neden oluyor.Hän käyttäytyy hyvin koulussa, mutta aihettaa ongelmia kotona.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ο Ichigo είναι επίσης πολύ καλός μαθητής, αφού είναι θέση 23 στους 322 στο σχολείο του.
Okuldaki hocaları Yrd.Αγαπητός σε όλο το σχολείο.
1970 yılında okul ve üniversite arasında kısa bir süre Kenya'da bir okulda öğretmenlik yaptı.Το 1970 για μικρό χρονικό διάστημα παρακολούθησε μαθήματα σε σχολή στην Κένυα.
Buna karşın okuldaki en aptal öğrenci olabilir.Είναι ο εξυπνότερος μαθητής στο σχολείο.
Ebeveynleri Elizabeth ve Richard Rumelt, hem okulda profesör hem de birer yazardırlar.Οι γονείς της είναι η Ελίζαμπεθ και ο Ρίτσαρντ Ρούμελτ, που είναι επίσης συγγραφέας.
Okuldan 2009'un Mayıs ayında mezun olmuştur.Αποφοίτησε τον Μάιο του 2003.
İlk zamanlarda okulda gerçek bir gelişme olur ve 250'den fazla öğrencisi olur.Τα προηγούμενα χρόνια το σχολείο είχε μια πραγματική άνθηση και πάντα πάνω από 450 μαθητές.
Okulda, yetişkinlerin devam ettiği derslere katılmasına da izin verildi.Πρέπει να ενθαρρύνεσαι να πας στο σχολείο μέχρι την υψηλότερη τάξη που μπορείς.
Ama ölmeyeceğim, çünkü bu okuldan yetişecek gençlere hizmet etmek istiyorum.” diyerek kurdeleyi kesmiştir.Δεν σκότωσα όμως για να πάρω χρήματα «Από μικρό παιδί βασανίζομαι.
Bundan sonra aynı okulda öğretmen yardımcısı olarak görev yapmaya başladı ve Koağası rütbesini kazandı.Ξεκίνησε την καριέρα του ως δάσκαλος σε σχολεία στη γενέτειρά του και έφτασε στο βαθμό του υποδιευθυντή.
Okulda İtalyanca ve Fransızca öğrendi.Σπούδασε στα Γαλλικά και Ιταλικά πανεπιστήμια.
Bart'ın okuldaki başarısı düşüktür ve kendisi de bunun farkındadır, bir keresinde "Ben aptalım tamam mı?Bart gør det dårligt i skolen og er godt klar over det og erklærede engang: "Jeg er dum, okay?
Sen ne cehennemsin?") yazan tişörtler, birçok okulda yasaklandı.Hvem fanden er du?" blev forbudt i flere offentlige skoler.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Hans far døde, da han var lille, og han har ikke rigtig nogle venner i skolen.
Heykeli, Riksoord'daki ilkokulun önündedir ve 15 Mayıs 1940'ta bu okulda teslimiyeti imzalamıştı.Hans statue kan stadig ses foran folkeskolen i Rijsoord, hvor han underskrev kapitulationen den 15. maj 1940.
2011 yılında Victoria'da küçükken okuduğu bir okuldan lise diplomasını almıştır.Han fik til sidst sin high school diplom i 2011 fra en alternativ skole han gik på i sin ungdom i Victoria.
Okulda arkadaşı yoktu dikkafalı ve huysuz olarak biliniyordu.Uden for skolen var han genert og kejtet.
1902'ye gelindiğinde hastalığında bir iyileşme olmadığı için okuldaki görevinden istifa etti.I 1902 trak han sig på grund af sygdom tilbage fra sin skole.
Edd okulda oldukça sosyal bir öğrencidir.Quist er samfundssproglig student fra Allerød Gymnasium.
Milhouse, okuldaki sosyal statülerini sayısal olarak özetlemek için "Üçbuçuk.Milhouse beskriver deres sociale status som "Tre og en halv.
2005-06 eğitim döneminde okulda kayıtlı 2,368 öğrenci ve 100.4 sınıf öğretmeni vardır.2012 blev der i alt afholdt 4 063 eksaminer, inklusive magister- og masterniveau.
Okulda iyi bir öğrenci olarak dikkat çekti.Her blev han betragtet som en strålende elev.
Okulda 88 öğretmen vardır.Skolen har 38 lærere.