Ancak 1988 yılında kötü notları yüzünden okuldan atılmıştır.Cu toate acestea, în 1988 a fost exmatriculat din cauza notelor proaste.
Che Guevara burada, ertesi gün öldürüleceği okulda bir gece tutsak olarak kalmıştır.Che Guevara a fost ținut în școala din sat, unde a fost ucis a doua zi.
Penny Grant Penny okuldaki en varlıklı kızdır.Penny Grant este cea mai cuminte și populară fată din clasă.
Okulda tüm arkadaşlarını güldürürdü.Ei și-au școlit acasă toți copiii lor.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Tatăl ei a scos-o de la scoală când era în clasa a IX-a.
Sözü edilen bu durumlar okulda gösterilen “sistem dil bilgisinin” asıl noktalarıdır.Aceste preocupări sunt tratate cu seriozitate de către abordarea „Învățării în cadrul rețelei”.
Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar.Încă din gimnaziu este preocupat de literatură.
Okuldan 2009'un Mayıs ayında mezun olmuştur.Vizitează școala în mai 2000.
Okulda şiddet, eğitimde ve özellikle okulda karşılaşılan şiddete işaret eder.De asemenea, semnalăm studiul Violența în mediul școlar, în volumul Violența.
Okulda 168 öğrenci vardır.În sistemul de învățământ sunt angajați 168 persoane.
Louis okulda pek iyi bir öğrenci değildi ama sınıfları geçti.Ca un copil, Oliver nu era un student bun, dar el și-a făcut drumul prin școală cu ajutorul mamei sale.
Malcolm Little, orta okulda diğer öğrencilerden daha başarılıydı.Scoala Maliki avut mult mai mult succes in Vestul musulman.
Okuldaki derslerine çok önem verir,kitapları sever.Mama lui l-a învățat să iubească cărțile.
Okulda, işyerinde, orduda, evde ve ülkeler arasında (bakınız: Şovenizm).Are loc acasă, pe stradă, la scoală, la locul de muncă, în tabere de refugiați, in spitale.
Billy Talent grubunun solisti Benjamin ile okulda tanıştı.El a format o echipă cu partenerul său de la colegiul Shelton Benjamin.
Okulda başarılı olmasına karşılık isyancı bir tutum gösterdi.La școală s-a remarcat repede ca rebel.
16 yaşına kadar okulda kaldı.A urmat școala în Ohtîrka până la vârsta de 16 ani.
Adını bu okulda eğitim gören Jean Sibelius'tan almıştır.Cu acest nume, Jean Sibelius devine cunoscut lumii întregi.
Katolik bir okulda okudu.Învățământul primar l-a urmat într-o școală catolică.
Okulda her sene Sarmaşık adlı okul dergisi çıkarılmaktadır.A fost editată o revistă a școlii care apare semestrial.
Shakespeare'in 1564'te doğduğunu okulda öğrendik.Am învățat la școală că Shakespeare s-a născut în anul 1564.
Okulda herhangi bir sorunu yok.Nu are nicio problemă la școală.
Tom okuldan niçin atıldığını bile bilmiyor.Tom nu știe nici măcar de ce a fost expulzat din școală.
Okuldan bahsetmek istemiyorum.Nu vreau să vorbesc despre școală.
15 Mart, okuldaki son günüm olacak.15 martie va fi ultima mea zi de școală.
Gelip o gün okulda neler olduğu ile ilgili şeyler yazıyordu.Arról írt, hogy mi történt az nap az iskolában.
Cherry, on dört yaşında okuldan ayrıldı ve Londra'ya taşındı.Neneh Cherry 14 évesen elhagyta az iskolát, és egyedül Londonba költözött.
Lise öğrencisi Clay Jensen, okuldan eve dönerken verandada bir kutu bulur.Amikor a középiskolás Clay Jensen hazaér az iskolából, a verandán egy cipős dobozt talál, amin az ő neve áll.
Bir Karşılaşma – Okuldan kaçan iki çocuk yaşlı bir adamla karşılaşır.Találkozás (An Encounter) – Két iskolás fiú lóg a suliból, és találkozik egy öregemberrel.
Ancak okul müdüründen hırsızlık yapmakla suçlanarak okuldan atıldı.Az iskolából azután rúgták ki, hogy az igazgatótól való lopással vádolták.
Lois ve Peter, okulda kurbağa yalama problemi baş gösterdiğinde endişelenmeye başlarlar.Lois és Peter is értesül a híradóból, hogy a békanyalogatás gondot okoz az iskolában.
Welch sıklıkla doğaçlama şarkı söylediği için okulda problemler yaşardı.Welch gyakran került bajba az iskolában rögtönzött éneklései miatt.
Herhangi bir okulda eğitim alan kimselere öğrenci denir.A felsőoktatási intézményben tanuló személyt hallgatónak nevezzük.
Okuldan nefret ederim.Gyűlölt iskolába járni.
Babası çileli hayattan sonra eve döndükten sonra, yerel bir okulda İngilizce öğretti.Miután hazatért, egy helyi iskolában angolt tanított.
Çok geçmeden okuldan ayrılmak zorunda kaldı.Nem sokkal ezután kimaradt az iskolából.
Her salı okuldan sonra iki saat birlikte şarkı yazma çalışmaları yapmaya başladılar.Elkezdtek találkozni minden kedd délután, iskola után dalírás céljából.
Meg okulda popüler biri haline gelir ve o yılın andacı Lando'ya adanır.Meg népszerű lett az iskolában, az évkönyvet pedig Lando emlékének szentelték.
Kız kardeşleri gibi Emily'nin sağlığı da evde ve okuldaki zor şartlar sebebiyle zayıflamış, kötüleşmiştir.Mint a nővérei, ő is elég sokat betegeskedett a sanyarú otthoni és iskolai viszonyok miatt.
Okulda kendinden çok emindir.Nagy népszerűségnek örvend az iskolában.
Fakat diplomasını almadan bu okuldan da ayrıldı.Az iskolát diploma megszerzése nélkül hagyta el.
1923 yılına kadar babasının öğretmenlik yaptığı okulda eğitim gördü.1923-ig abba az iskolába járt ahol az apja tanított.
Bir yıl sonra okuldan ayrıldı.Egyik évben teljesen kimaradt az iskolából.
Penny Grant Penny okuldaki en varlıklı kızdır.Penny Grant – Penny a legcsendesebb tanuló az osztályban.
Okuldan öğrenciler 2 yabancı dil ile mezun olmaktadır.A gimnázium minden diákja két idegen nyelvet tanul.
Okulda onu herkes sever.Az iskolában nem sokan kedvelik őket.
Okulda birleştirilmiş sınıf yoktur.Senki sem véletlenül van épp ebben az iskolában.
Orta okuldayken bir embesil olduğunu söyler.Egyesek szerint középiráni eredetű.
Aile evde, Rusça, İbranice ve Yidiş konuşurdu ve Peres, okulda Lehçe öğrendi.Otthon héberül, jiddisül és oroszul beszéltek, de az iskolában lengyelül tanult.
Böylece okulda hem sabah hem de akşam eğitim görülür.Az iskolai képzés napirendje a délelőtti és a délutáni órákra is kiterjed.
Okulda başarısız bir öğrenciydi fakat saatlerce kitap okurdu.Tulajdonképpen iskolajárat volt, csak tanítási napokon közlekedett.
Okulda 52 derslik bulunmaktadır.Az iskolában 45 perces órák vannak.
Kahire'de doğdu, birçok öğretmenin İtalyan olduğu bir okulda çalıştı.Kairóban született, és itt működött hosszú éveken át tanárkén.
Okuldaki çoğu öğrenciye zorbalık yapar.A felsős tanulók többsége Hajdújárásra jár iskolába.
Bu okulda pek çok çocuk kendisiyle alay ediyordu.Emiatt nem akadt sok barátja az iskolában.
Her okulda 1 öğretmen görev yapmaktadır.Minden osztályt egy-egy tanár oktatott.
Bu okulda önemli başarılar elde etmiştir.A gimnáziumban csak kiváló eredményei vannak.
Buradaki bir yıllık eğitiminin ardından, oyunculuk kariyerini sürdürmek amacıyla okuldan ayrıldı.Egy év elvégzése után otthagyta az egyetemet, hogy megvalósítsa színészi karrierjét.
Okulda şiirler okumuş ve şarkılar söylemiştir.Iskolai rendezvényeken szerepelt, verseket mondott.
Onu okuldan attırabilmek için bir sebep arar.Emiatt kirugják őt a suliból.