Filmde, okula giden iki kardeş ayakkabılarını değişerek giymek zorunda kalırlar.ただし、学校内では運動靴に履き替え可。
Bu okula civar köylerden taşımalı öğrenci gelmektedir.このクラスから村人に戻ることができる。
Okula silah getirir ve bazı öğrencileri rehin alır.良家の出で槍術を学んでおり、新選組では槍術師範を受け持つ。
Zengin Doğu Yakası sakinleri ile aynı okula giden, mütevazı bir ailenin çocuğudur.北欧の小さな国から空と同じ学校に引っ越してきた物静かな少年。
Lise öğrencileri Shungnak'taki okula gider ^大学進学とともに上海へ。
Yarın okula gitmek istemiyorum.(私は明日学校へ行く。
Dinî günler ve pazar günleri dışında öğrenciler her gün okula giderdi.日曜下宿で、生徒は、一日中、何をしていたか。
Okula 50 metre mesafede çocuklar için oyun alanı vardır.館から100mほどのところに向学の道がある。
Okuduğu okula isimi verilir. ^ "MƏMMƏDOV SEYMUR QƏHRƏMAN oğlu". veten-ugrunda.az.諸住究(もろずみ きわむ) みんなからは究と呼ばれる高校生の少年。
Öörenikçiler surguulunga bardılar = Öğrenciler okula gittiler (vardılar).松村介次郎(まつむら・すけじろう)- 開成学校の生徒。
Birincilikle mezun olduğu okula bir yıl sonra 1973 yılında asistan oldu.分校設置から1年後の1973年に独立校となった。
Okula gittiği sıralarda bir takım sınıf arkadaşıyla grubunu kurdu.高校在学時に友人と劇団を結成。
30 Aralık 2010 tarihinde erişildi. ^ a b Haydi Kızlar Okula!奴らがB-LAPに出たのは "なんでだろう" SP 9月30日 - 学校へ行こう!
Yaşı büyük olmasına rağmen, okula başlamış, sonra üniversiteye devam etmiştir.連載開始時は高校生だったが、後に大学に進学。
Çocukların küçük yaşta okula başlaması.幼少期に通っていた小学校。
Okula gidebilirler ve bir aileye ait olma duygusuna sahiptirler.親が有力者で学校にも影響を持つ。
Okul görevlileri White'ın annesine onu okula göndermemesi gerektiğini söylediler.市内の多くの親や教師が、ホワイトを学校に来させないようすることを支持した。
Okula gitmek neredeyse imkansız.通学するのはほとんど不可能だ。
Mart 1848'de, Pensilvanya valisi okula daha yüksek derecelerde eğitim vermesi iznini verdi.在1848年3月,宾夕法尼亚总督赋予了学校授予学位的权力。
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.她一直沒有上過學。
Örneğin: Arkadaşım okula geleceğini söyledi.他们告诉他他是来上学了。
Watchung Hills Regional High School'da okula gidiyor.蘿拉之後進入Watchung Hills Regional High School高中。
Percy, her sene olduğu gibi gelecek sene okula gitmek için bir okul seçer.和泷一样,决定明年要去读书。
Halili, Vardak Vilayetinde doğmuş ve bir dini okula katılmıştır.哈利利出生在瓦爾達克省並入讀一所宗教學校。
Okula 7 yaşında başladı, hızlı öğreniyordu.七岁开始读书,了解大义。
Yedinci sınıfa kadar okula gitmiş ve sonra eğitimine mektuplarla devam etmiştir.克莉絲汀在學校讀到7年級,之後以函授方式完成高中學業。
Öykü bir sabah okula geç kalır ve taksiyle gitmek zorundadır.每天早晨,他騎馬進城上学。
O dün okula gitmemiş.沒有去學校。
Kar beyazı baykuş Hedwig (Hagrid okula başlarken hediye etmiştir.白雪(シラユキ) 優小學時由學校飼養的兔子。
Okula başladıktan kısa bir süre sonra Lawrance üç tekerlekli bisikletinden düştü ve kolunu kırdı.5岁时,刚上学不久的他有一次从三轮车上掉下,摔伤了手臂。
Dennings, evde eğitim almıştı, ortaokuldayken normal bir okula sadece yarım günlük gidiyordu.丹寧絲曾經在家自學,也曾經在弗蘭茨中央學校登記成為僅半天的學習生。
Okuduğu okula isimi verilir. ^ "MƏMMƏDOV SEYMUR QƏHRƏMAN oğlu". veten-ugrunda.az.劉倬琦是私生女,曾就讀於東華三院李潤田紀念中學。
1992 yılında okula kız öğrenciler de alınmaya başlamıştır.1992年 开始招収男学生。
Okula başlayan çocuk çok mutludur.在學校開始上學以來的秀才。
Sürekli hasta numarası yaparak okula gitmemektedir.上學期間,還會經常不適而到保健室休息。
Kızını okula göndermek için ailesini ikna etmeyi başarmıştır, ailesinde okula gönderilen tek kızdır.法齐娅說服父母,成為家中唯一被送上学的女孩。
Ailesinin geçim sıkıntısı nedeniyle hiç okula gitmedi.但因家庭困难,均未入学。
Görme engeline karşın ailesinin de desteğiyle Braille, okula okuma ve yazması isteninceye kadar devam etti.布莱叶虽已残疾,但仍在父母的支持下坚持上学,被得到附近教堂一位神父的支持,令直到他能够读和写。
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.与此同时,他们的孩子去上学。
Sabahları okula gidildi, öğleden sonra yürüyüşler düzenlendi.在上午需於魔法學院上課,於下午自由行動。
17 yaşındayken Çiçek hastalığına yakalandı ve büyük sağlık sorunları yaşadığından dolayı okula geri dönemedi.当他17岁时,他接受了天花的人痘接种术,但是在那之后他病倒了,也就不再返回学校上课了。
Kızları da okula gönderirler.她讓婦女帶著孩子上學。
1961-1971 yıllarında burada okula gitti.1907-1911年於該校读书。
İlk olarak Benjamin, Blackheath'teki Reverend John Potticary's school adlı küçük bir okula giderdi.约两年之后,他以寄宿生身份入读布莱克希斯(Blackheath)的约翰·波特加里神父学校(Rev John Potticary's School)。
Okula bazı günler uğramış ama zamanının çoğunu da okula yakın bir kahvede geçirmiştir.他時常在學校里昏迷,上學時大部份時間都在學校裡的保健室渡過。
Annesinin baskısı ve sürekli hastalanan Lovecraft 8 yaşına kadar okula gidemedi.由于身体状况和好斗的天性,洛夫克拉夫特在八岁前基本没有接受过学校教育,八岁时入学一年后又旋即退学。
Kadınların okula alınmasına ise ilk olarak 1895 yılında izin verildi.学校从1895年开始允许女性注册。
Kemerkaya'da okula başladı Ballı ve Çiftlik İlkokullarına devam etti ve Çiftlik İlkokulu’ndan mezun oldu.往後的日子,她在農安街另起爐灶,再開舞蹈社,學生人數依然眾多。
Okula gitmeleri hep ertelenmiştir.平常都到學校去上課。
1956 yılında, kırk siyahi öğrenci beyaz öğrencilerin okuduğu bir okula başvuruda bulundu.1956년, 40명의 흑인 학생이 백인 학교로의 전학을 지원하였다.
16 yaşında Liceo Classico isimli okula başladığı sıralarda modellikle tanıştı.벨루치는 문과 고등학교(Liceo Classico)에 재학 중이던 16살에 모델을 시작했다.
Okular, 2005 Google Summer of Code proje yarışmasında başlamıştır.아큘러(Okular)는 2005년 "Google Summer of Code"에서 시작했다.
(Ben) Yarın okula gidemeyeceğim.(나는 매일 학교에 갈 수 있다) I can go to school tomorrow.
Bu sırada Julian artık okula gidiyordur.한나는 오늘 학교에 간다.
Bella okula geldiği ilk gün onunla tanışmıştır.초등학교 1학년 때에 가가와가 다니고 있던 초등학교에 미우라가 방문했던 것이 최초의 만남.
Sabahları okula gidildi, öğleden sonra yürüyüşler düzenlendi.아침에 학생들은 교회에 갔으며, 오후에는 휴식 시간을 가졌다.
Tekrar okula başlar.그 후에는 다시 학교에 다니기 시작한다.
Sinds wanneer ga je al naar school?: Ne zamandan beri okula gidiyorsun?“너는 이대로 도대체 어디 대학에 갈 생각이야?
Okula ulaşım öğrenci servisleriyle sağlanmaktadır.학생들의 학교 적응을 위한 서비스를 실시한다.
İki yıl sonra okula sinema kariyeri için ara verdi.두달 후, 그는 영화학교의 입학을 허가받았다.