Ana içeriğe geç
Sözlük

okula ile cümle

okula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Aikaa koulun käymiseen ei annettu.
Eğitimde kendisini geliştirmeyi başardı ve askeri okula gitti.Hän rahoitti itse opintonsa ja kävi sotakoulutuksen armeijassa.
Okul görevlileri White'ın annesine onu okula göndermemesi gerektiğini söylediler.Sampan mukaan äiti tekee hänen läksynsä.
Arkadaşı Hepworth aynı okula bir yıl önce gitmişti.Ramstedt kävi oppikoulua yhden vuoden.
DJ, okula alışmakta zorlanmaktadır ve okulda çeşitli dans yarışmalarına katılmaktadır.Virta harrastaa katutanssia Tanssikoulu DCA:ssa, ja on kilpaillut monissa tanssikisoissa.
Okula giren öğrenci sayısı her geçen gün arttı.Kulhon koulun oppilasmäärä on jatkuvasti kasvanut.
1395 yılında Brethren Ortak Yaşam Kilisesi'nin yönetiminde olan Deventer'deki bir okula gönderilmiştir.Vuonna 1395 hänet lähetettiin Deventeriin yhteisen elämän veljien ylläpitämään kouluun.
Sadece 11 yaşına kadar okula gitti.Hän aloitti koulunkäynnin vasta 12-vuotiaana.
Okula başlayan çocuk çok mutludur.Muhvi pärjää hyvin koulussa.
Kendisi, bu okula bir yıl kadar devam etti.Hän oli ehtinyt tuolloin opiskella yliopistossa vasta vuoden.
Parker, Ying ve Chang aynı okula devam ediyorlar.Stear ja Archie sekä Neil ja Eliza tulevat samaan kouluun.
Bu yeni okula girişi hayatında bir dönüm noktası oldu.Samalla koulun pääsisäänkäynti siirtyi nykyiseen paikkaansa.
Kasaba başbakan Margaret Thatcher'ın doğum yeri ve Isaac Newton'un okula gittiği yer olarak tanınır.Kylä tunnetaan fyysikko Isaac Newtonin synnyinpaikkana.
Bu toprak okula ait.Tämä kenttä kuuluu koululle.
Yağmur yağmıyorsa, Tom her zaman okula kadar yürür.Jos ei sada vettä, Tom menee aina kouluun kävellen.
Ben bir kazadan dolayı okula geç kaldım.Myöhästyin koulusta onnettomuuden vuoksi.
1998 ile 2006 yılları arasında Almanya'da okula gitmiş, Hamburg'da Catholic Sankt-Ansgar-Schule'ye gitmiştir.Πήγε σχολείο στη Γερμανία και από το 1998 έως το 2006 φοίτησε στο Catholic Sankt-Ansgar-Schule, στο Αμβούργο.
Sınıf okula ilk defa bir bayan hoca geldiği için sürekli hocayı kandırırlar ve şakalar yaparlar.Όταν φτάνει πρώτη φορά στο σχολείο φέρεται με άσχημο τρόπο στην κυρία Χιμένα και την κάνει να κλάψει.
Kızları da okula gönderirler.Επιπλέον έστειλαν τα παιδιά τους στο σχολείο.
Okula da aynı kasabada başlar.Στην ίδια πόλη συνέχισε το σχολείο.
Orada bulunan Keith okula girer ve Jimmy'i silahını bırakması için ikna etmeye çalışır.Ο Κιθ μπαίνει μέσα στο σχολειό να πείσει τον Τζίμη να τα παρατήσει.
Okula 7 yaşında başladı, hızlı öğreniyordu.Πήγε σχολείο στην ηλικία των 7 ετών, μάθαινε πολύ εύκολα, και έζησε ανέμελα παιδικά χρόνια.
Okular, 2005 Google Summer of Code proje yarışmasında başlamıştır.Από το 2005, το Inkscape έχει συμμετάσχει στο πρόγραμμα Google Summer of Code.
1937 yılında da okula tekrar döndü.Επέστρεψε στη διδασκαλία το 1937.
Bir çocuk 4 veya 5 yaşında okula gitmeye başlar.Στην Ινδία, τα παιδιά αρχίζουν το σχολείο σε ηλικία πέντε ετών.
Okula başlayan çocuk çok mutludur.Ως παιδί δεν τα πήγαινε καλά στο σχολείο.
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.Τα παιδιά έκαναν σχολείο στο σπίτι.
O dün okula gitmemiş.Δεν έμεινε όμως για μεγάλο διάστημα στη Σχολή.
Bugün ise tüm yerleşim birimleri okula kavuşmuştur.Όλες οι σημερινές σχολές Ιάιντο προέρχονται από την σχολή αυτή.
Memduh Ün, okula Hülya Koçyiğit'i görmeye geliyor, ve o anda herkes Koçyiğit'e yardımcı oluyor.Όλοι στο σπίτι τρέχουν έξω να βοηθήσουν τον άντρα, που τελικά είναι ο Κώστας.
Öğrencilerin şehit olduğu haberi okula ulaşınca, okul koyu bir yas havasına bürünür.Λέει ότι όταν το αγόρι γύρισε στην τάξη μετά τη συνάντηση, η ανάσα του μύριζε οινόπνευμα.
Okula gitmek istemiyorum.Δε θέλω να πάω σχολείο.
Oğlan okula gitti.Το αγόρι πήγε σχολείο.
Evim okula yakın.Το σπίτι μου είναι κοντά στο σχολείο.
Tom Mary'ye dün neden okula gelmediğini sordu.Ο Θωμάς ρώτησε στη Μαίρη γιατί δεν πήγε σχολείο χθες.
Okula hızlı git.Πας σχολείο γρήγορα.
Mayıs 1974'te Filistinliler Ma'alot'ta bir okula saldırıp 102 çocuğu rehin aldı.I maj 1974 angreb nogen palæstinensere en skole i Ma'alot og holdt 100 børn som gidsler.
Cheyenne Traditional School adlı bir okula gitti ve bir katolik olarak yetişti.Han gik på Cheyenna Traditional School og er katolik.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Han kom aldrig tilbage til skolen.
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.Børnene går ikke i skole.
Kanae sörf yapmayı sever ve okula bir motorsikletle gider.For eksempel, "kan du lide at gå og cykle til skole?".
Okula Essex'de gitti.Han gik i skole på Sct.
Okula ilk olarak 301 öğrenci kayıt yaptırdı, içlerinden 75 öğrenci yatılı idi.Sammenlagt går der omkring 1000 elever på skolen, hvoraf omkring 75 er indskrevet på kostskolen.
1964 yılında okula yeniden kız öğrenciler de kabul edilmeye başladı.I 1964 blev de første piger optaget på skolen.
Görme engeline karşın ailesinin de desteğiyle Braille, okula okuma ve yazması isteninceye kadar devam etti.Trods sit handicap fortsatte han med at gå i skole indtil han skulle lære at læse og skrive.
Mayıs 1974'te Filistinliler Ma'alot'ta bir okula saldırıp 102 çocuğu rehin aldı.I mai 1974 angrep noen palestinere en skole i Ma'alot, og holdt 100 barn som gisler.
Bu sırada Julian artık okula gidiyordur.Neste mandag er Jesse på vei til skolen.
1956 yılında, kırk siyahi öğrenci beyaz öğrencilerin okuduğu bir okula başvuruda bulundu.I januar 1956 prøvde så 27 svarte elever å registrere seg ved hvite skoler.
Yedinci sınıfa kadar okula gitmiş ve sonra eğitimine mektuplarla devam etmiştir.Kristen gikk på skolen til syvende klasse, videre utdanning er tatt per brev.
Orta Sırbistan'da, Cacak'ta doğdu ve Uzik ve Kragujevac'da okula gitti.Han ble født i Čačak i sentral Serbia og gikk på skole i Užice og Kragujevac.
Askeri okula gitmeyi kendi istemiştir.Likevel valgte sønnen å reise på offisersskolen.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Han gikk imidlertid aldri på noe universitet.
Sabahları okula gidildi, öğleden sonra yürüyüşler düzenlendi.Han gikk på seminaret om formiddagen, og ga privatundervisning på ettermiddagen.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Ingen ble tvunget til å gå på skolene.
1997’de okula yeni bir bina eklendi.I 2002 ble et nytt bygg på skolen innviet.
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.Studentene var i stand til å gå på skolen.
İşe gitmek yerine okula gitmek tembellik yaratır.Det ble til at Sem arbeidet på gården i stedet for å gå på skolen.
Sadece 11 yaşına kadar okula gitti.Han gikk på skole i London til han var 11 år gammel.
Bir çocuk 4 veya 5 yaşında okula gitmeye başlar.Barna begynte på skolen ved fem- til sjuårsalderen.
Didaskaleinophobia, okula gitme korkusu olarak bilinir.Skolefobi (også kjent som scolionofobi) er angst for å gå på skole.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod