11 yaşına kadar tam zamanlı olarak okula gitmemiştir.Až do svých 11 let nenavštěvovala denní školu.
Bu dünyada Ichigo okula devam eder ve hollowlarla savaşır.În această lume, Ichigo frecventează școala și se luptă cu hollows.
1998 ile 2006 yılları arasında Almanya'da okula gitmiş, Hamburg'da Catholic Sankt-Ansgar-Schule'ye gitmiştir.Din 1998 până în 2006, a fost școlarizată acolo, mergând la liceul catolic Sfântul Ansgar-Schule, în Hamburg.
Yedinci sınıfa kadar okula gitmiş ve sonra eğitimine mektuplarla devam etmiştir.A mers la școală până în clasa a 7-a, iar apoi și-a continuat studiile acasă.
Sadece 11 yaşına kadar okula gitti.S-a lăsat de școală la doar 15 ani.
1918'de, altı yaşındayken, annesi onu tekrar yanına almaya karar verdi ve Budapeşte'de bir okula kaydetti.În 1918, la vârsta de șase ani, a sosit la Budapesta, unde s-a reîntâlnit cu mama sa.
Bir gün yine okula gidemez.Nu se va întoarce la liceu.
Kadınların okula alınmasına ise ilk olarak 1895 yılında izin verildi.Femeile au fost autorizate să studieze la această universitate începând cu anul 1895.
Sabahları okula gidildi, öğleden sonra yürüyüşler düzenlendi.Dimineața eram la școală, iar ziua studiam.”
Okula gitmek yerine evde eğitim almayı tercih etti.Era destul de clar că învăța mai mult acasă decât la școală.
Dennings, evde eğitim almıştı, ortaokuldayken normal bir okula sadece yarım günlük gidiyordu.Edison a avut foarte puțină educație formală, câtă vreme a fost la școală doar pentru câteva luni.
O dün okula gitmemiş.El nu pare să meargă la școală.
Dizideki karakteri de sadece erkeklerin olduğu bir okula gitmiştir.Școala era cu o clasă în care învățau numai băieții .
Dün okula eğitim almaya gitti.Ieri, s-a dus la şcoală să studieze.
Birçok öğrenci okula sırt çantası taşır.Cei mai mulți elevi se duc la școală cu ghiozdane.
Okula yakın bir kahvehane vardı.Era o cafenea în apropierea școlii.
Okula yakın bir kahvehane vardı.Aproape de școală era o cafenea.
Bu sabah sıcaklık sıfırın altındaydı ama okula bisikletle gittim.În această dimineață, temperatura a fost sub zero grade, dar m-am dus la școală cu bicicleta.
Watchung Hills Regional High School'da okula gidiyor.A Watchung Hills Regional High Schoolra járt.
11 yaşına kadar tam zamanlı olarak okula gitmemiştir.Tizenegy éves koráig nem járt rendszeresen iskolába.
O dün okula gitmemiş.Nem járt iskolába.
Okula ilk yıl 38 yatılı erkek öğrenci kaydoldu.Az első évben 38 tanulót oktattak.
Daha sonra Trier'de bir okula gitmeye başladı.Ezután egy bentlakásos iskolába járt Trierben.
O yıllarda onunla beraber Ewan McGregor ve David Thewlis de aynı okula gitmiştir.Abban az intézményben tanult Ewan McGregor és David Thewlis is.
Okula başlayan çocuk çok mutludur.Eleinte nagyon népszerű az iskolában.
Bella okula geldiği ilk gün onunla tanışmıştır.Bella vele volt legelőször jóban az osztályból.
Sadece kızların olduğu bir okula gönderilir.Itt beíratták egy iskolába, ahova csak fiúk jártak.
Hızlı yürürse zamanında okula varabilir.Gyorsan tanul, de a nevelés során néha makacsul viselkedhet.
Annabelle Tillman, senatörün kızıdır ve ceza olarak Katolik yatılı okula yazılmıştır.Annabelle Tillman (Erin Kelly) egy politikus lánya, akit szigorú katolikus lányiskolába küldenek.
Yazım kariyerine, ailenin en küçüğü de okula girdikten sonra başladı.Julie írói karrierje akkor indult, amikor három gyermeke közül a legfiatalabb megkezdte az iskolát.
Okula kısa bir süre devam edebildi.De az iskolába rövid idő múlva visszatérhetett.
Bu dünyada Ichigo okula devam eder ve hollowlarla savaşır.Ebben a világban járnak iskolába Icsigo és barátai és itt harcolnak a lidércekkel.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Soha nem végzett egyetemet.
Daha sonra öğrencilerin okula geri alınacağı açıklandı.Később feltűnik, hogy a tanuló hiányzik.
Bu arada okula başlarlar.Ekkor kezdődik az iskola.
Daha sonra bir teknik okula, ardından da Petrozavodsk Üniversitesi'ne girdi.Utána az Odesszai Műszaki Főiskolán, majd a Dnyipropetrovszki Építőmérnöki Főiskolán tanult.
Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi.Magányos gyermekként már az iskola megkezdése előtt megtanult írni olvasni.
Hayatında hiç müzik ve resim dersi görmemiş, çalışamamış çocuklar için okula müzik ve resim eşyaları aldılar.Ne ajándékozzunk muzulmán gyerekeknek játékkutyát vagy kutyát ábrázoló képet.
Okula gittiği sıralarda bir takım sınıf arkadaşıyla grubunu kurdu.Barátaival már az iskolában megalkotott egy rap csapatot.
Dennings, evde eğitim almıştı, ortaokuldayken normal bir okula sadece yarım günlük gidiyordu.Otthon nevelkedett, általános iskolába mindössze fél napot járt.
1997’de okula yeni bir bina eklendi.1997-ben új épülettel egészült ki az alsó tagozatos iskola.
Denison'da okula gitti.Waldenburgban járt iskolába.
Fakat mahallede okula giden çocuk bulunmamaktadır.A gyermekek a Közösségen kívül járnak iskolába.
Orta Sırbistan'da, Cacak'ta doğdu ve Uzik ve Kragujevac'da okula gitti.Közép-Szerbiában, Čačak városában született, az iskoláit Užicében és Kragujevácban végezte.
Okula giderken trafik kazası geçirdi.Közlekedési balesetet szenvedett az iskolába menet.
Tom okula arabayla gitti.Tom autóval ment iskolába.
Bugün okula gidiyor musun?Mész ma iskolába?
Cheyenne Traditional School adlı bir okula gitti ve bir katolik olarak yetişti.Henrie kävi Cheyenne Traditional Schoolia ja hänet kasvatettiin roomalaiskatolilaiseksi.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Hän ei myöskään käynyt koskaan koulua.
Okula ilk yıl 38 yatılı erkek öğrenci kaydoldu.Kouluun kirjoittautui yhteensä 38 oppilasta ensimmäisenä syksynä.
Fred 13 yaşında ve yaşıtları gibi normalce okula gitmektedir.Eddie on 10-vuotias ja käy normaalia koulua.
Andy'nin bir askerî okula kaydolduğunu öğrenen Chucky, kendini paketletip askerî okula postalar.Chucky ottaa selvää Andyn nykyisen sijainnin ja postittaa itsensä sotilaskouluun.
Justin Finch-Fletchley, Harry ile aynı yıl okula başlayan Muggle doğumlu bir Hufflepuff öğrencisidir.Justin Finch-Fletchley on samalla vuosikurssilla Harryn kanssa oleva kiharahiuksinen Puuskupuh.
1961-1971 yıllarında burada okula gitti.Hän opiskeli koulussa vuosina 1969–1971.
Abisi Taylor ve Blake Griffin 1. Sınıftan 8. Sınıfa kadar okula gitmedi.Garrick ja Griffin ovat seurustelleet 8. luokalta asti.
Okula kaydını yaptırarak; üç yıl boyunca öğrenim gördü.Käytyäni terapiassa vuoden ajan opin itsestäni paljon.
Çünkü ilköğretim zorunlu olmasına rağmen sadece 5 Müslüman çocuktan biri okula gidiyordu.Koulun 800 oppilaasta vain viisi oli juutalaisia, mutta heihin ei kohdistunut minkäänlaista syrjintää.
Kızları da okula gönderirler.Tytöt lähtevät kouluun.
Öykü bir sabah okula geç kalır ve taksiyle gitmek zorundadır.Koulupäivisin menee keskustaan bussi aamuisin ja iltaisin.
Dünya'da ise Braianna, Fred gibi normalce okula gitmektedir.Hiro elää kahdessa maailmassa joten hän käy koulua kuten tavallisesti.