Hasta olduğu için okula gitmedi.Hij ging niet naar school omdat hij ziek was.
Oğlan okula gitti.De jongen ging naar school.
Tom okula gitmekten hoşlanmıyor.Tom vindt het niet leuk om naar school te gaan.
Sabahları okula gidildi, öğleden sonra yürüyüşler düzenlendi.Rano musiał chodzić do szkoły, a po południu na treningi.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Nigdy nie uczęszczała do szkoły.
Okula gitmek yerine evde eğitim almayı tercih etti.Zamiast chodzić do szkoły, uczy się w domu.
Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi.Nauczył się czytać i pisać zanim jeszcze poszedł do szkoły.
1395 yılında Brethren Ortak Yaşam Kilisesi'nin yönetiminde olan Deventer'deki bir okula gönderilmiştir.W 1395 został umieszczony w szkole w Deventer, prowadzonej przez Braci Wspólnego Życia.
1998 ile 2006 yılları arasında Almanya'da okula gitmiş, Hamburg'da Catholic Sankt-Ansgar-Schule'ye gitmiştir.W latach 1998–2006 była uczennicą katolickiej szkoły Sankt-Ansgar-Schule w Hamburgu, studiowała lingwistykę.
Okular, 2005 Google Summer of Code proje yarışmasında başlamıştır.Kody źródłowe projektów zrealizowanych w ramach Google Summer of Code 2009. .
O dün okula gitmemiş.Nie uczęszczał do szkół.
Okula gittiğinde ise çok geç kalmıştır.W innym wypadku obydwoje spóźnią się do szkoły.
İlk okula, kız kardeşi ile birlikte orada başlamıştır.Chodzi do tej samej szkoły co siostra.
Burada tarım eğitimi veren bir okula göderildi.Utworzono tutaj szkołę rolniczą z internatem.
Infomatrix her tip okula açıktır.Ukryty program jest nieodłącznym składnikiem każdej szkoły.
Fakat şehre varmasının ardından okula hiçbir zaman devam etmedi.Nie wiadomo również, czy po rzuceniu studiów mieszkał stale w tym mieście.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Razem dorastali i uczęszczali do tej samej szkoły.
Vĕrenekensem şkula kayrăś = Öğrenciler okula gittiler.Have you sent the children to school? → Wysłałeś dzieci do szkoły?
1937 yılında da okula tekrar döndü.W 1937 roku ponownie trafił do akademii.
Burada tekrar okula başladı.Tam ponownie rozpoczął studia.
Okula giren öğrenci sayısı her geçen gün arttı.Liczba uczniów w szkole wciąż rosła.
Gruptaki kızlardan farklı, özel bir okula gitmektedir.Szkoła jest dla dziewczynki wyjątkowa.
Gorki yalnızca birkaç ay okula gidebilir.Yichang do szkoły uczęszczał jedynie przez dwa lata.
Ebeveynlerinin isteğiyle 4 yaşında okula başladı.W wieku 4 lat rozpoczął naukę w miejscowej szkole.
Bu yıldan başlamak üzere gündüzlü kız ve erkek öğrenciler de okula kabul edilmeye başladı.Zdecydowano wówczas, aby do szkoły zacząć przyjmować zarówno dziewczęta, jak i chłopców.
Ancak Tyler yanlış anlar ve tüm okula Bella'nın baloya onunla geleceğini söyler.Korzystając z okazji zapytał Lindę, czy nie zatańczyłaby z nim na szkolnym balu.
Okula 7 yaşında başladı, hızlı öğreniyordu.Mając 7 lat zaczęła uczęszczać do szkoły.
Okula gitmek istemiyorum.Nie chcę iść do szkoły.
Okula yürüyerek gitmek yarım saatimizi alıyor.Dojście do szkoły zajmuje nam pół godziny.
Okula gitmek istemiyorum.Nie chcę chodzić do szkoły.
Hep bu yoldan giderdik okula.Chodziliśmy zawsze tędy do szkoły.
Fakat şehre varmasının ardından okula hiçbir zaman devam etmedi.Efter detta sjukhusbesök återvände han aldrig till skolan.
Güney Afrika Cumhuriyeti genelinde dokuz yıl kesintisiz okula gitme zorunluluğu bulunmaktadır.Utbildning i Sydafrika är obligatorisk upp till årskurs nio.
İlk aşamada Kur’an eğitimi almak için okula giderek okuma yazma öğrenmiştir.I skolan lär vi oss att känna igen till exempel bokstäver.
Okula ait lojman daire bulunmamaktadır.Glömsten fick inget skolhus.
1395 yılında Brethren Ortak Yaşam Kilisesi'nin yönetiminde olan Deventer'deki bir okula gönderilmiştir.År 1395 gick Thomas till skola i Deventer hos Det gemensamma livets bröder.
Okula geri dönene kadar da beraber yaşayacaklardır.Därefter går de tillbaka till skolan.
Aylaklar okula saldırır ve Gabriel'i kiliseye kadar tâkip eder.Bert går även med i skolkören för att Gabriella gör det.
Bella okula geldiği ilk gün onunla tanışmıştır.Hon är en av de första att välkomna Bella på hennes första dag i skolan.
Yurtlar okula 3 km. uzaklıktadır.Internatboendet finns ca 200 meter från skolan.
Penkkarit kutlamaları okuldan okula değişiklik gösterir.Förändringens vindar blåser genom polisskolan.
Orta okula kayıt oranı %63'den %97'ye yükselmiş ve liseye kayıt oranı ise %79'dan %85'e yükselmiştir.Under hennes tre år på skolan höjdes gymnasiebehörigheten från 55 procent till 75 procent.
Örneğin: Arkadaşım okula geleceğini söyledi.Däribland att barnen i familjen måste gå i skolan.
Fakat mahallede okula giden çocuk bulunmamaktadır.Så många barn går dock inte i skolan.
Cansu okula başlar.Felix börjar skolan.
Okula 1883'te girmiş, 1891 yılında birincilikle mezun olarak Paris'e gönderilmiştir.Han kvarstod på denna post till 1881; året därpå inrättades en professur för honom i Paris.
1998 ile 2006 yılları arasında Almanya'da okula gitmiş, Hamburg'da Catholic Sankt-Ansgar-Schule'ye gitmiştir.Hon studerade vid den katolska Sankt Ansgar-skolan i Hamburg mellan åren 1998 och 2006.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Han läste aldrig vid universitet.
Okula kısa bir süre devam edebildi.Skolan existerade dock under kort tid.
Mutesi dokuz yaşındayken ailesi onu okuldan aldı çünkü ailesi artık onu okula göndermeyi göze alamazdı.Men när hans far dog 1939 hade hans familj inte längre råd att låta honom fortsätta studera.
Bunun karşılığında okula Kraliçe Victoria adının verileceği söylenmiştir.Till hennes examen skickade drottning Victoria ett gratulationstelegram.
Çünkü bu askerler, Ivan'ı cephe gerisindeki askeri okula göndermek istemektedir.Trots detta idoliserar Teddy sin far, och vill ta värvning i amerikanska armén efter gymnasiet.
Çocukların küçük yaşta okula başlaması.Barnen börjar då i Primary school.
Öğretim süresi 3 ay olan okula her yıl 3 devre olarak öğrenci alınması ve yetiştirilmesi düşünülmüştü.Hon besökte den månadslånga träningsskolan, som församlingen organiserade tre gånger per år.
Her hafta içi okula giderim.Varje vardag går jag till skolan.
1821'de Edward, Bury St Edmunds'da okula gönderildi.1821 року Едварда віддали до школи Бері-Сент-Едмендс.
Okula devam ettikten sonra 18 yaşındayken Alman Ordusu'na katıldı.У віці 18 років відразу після закінчення школи приєднався до німецької армії.
Sinds wanneer ga je al naar school?: Ne zamandan beri okula gidiyorsun?Як це сталося у вашому житті, ви думали про це ще в школі?
Yedinci sınıfa kadar okula gitmiş ve sonra eğitimine mektuplarla devam etmiştir.Дівчина відвідувала школу до сьомого класу, а потім її перевели на домашнє навчання.
Okula giren öğrenci sayısı her geçen gün arttı.Кількість учнів у школі постійно зростала.