Fakat bu sabah Margo okula gelmemiştir, üstelik ertesi günler de gelmez.No entanto, Margo não aparece na escola naquele dia ou no seguinte.
SFB'ler sonradan bir yıl daha okula devam etmesi için Schull'a burs teklif etti.SFBS posteriormente ofereceu a Schull uma bolsa para continuar seus estudos por mais um ano.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Alguns nunca foram à escola.
Burada gündüzleri okula gidip geceleri çalışıyordu.Trabalhava de noite e estudava de dia.
Okula başladıktan kısa bir süre sonra Lawrance üç tekerlekli bisikletinden düştü ve kolunu kırdı.Pouco depois de começar a escola aos 5 anos, William Lawrence Bragg caiu de seu triciclo e quebrou o braço.
Bugün ise tüm yerleşim birimleri okula kavuşmuştur.Hoje a academia está alugada.
İkbal bu dönemde okula gitmeye karar verdi ve 4 senelik okulunu 2 senede tamamladı.Iqbal decidiu receber educação durante este período, e completou quatro anos de escola em dois anos.
Burada 2 yıl daha okula gitti.Ficara nesta escola por dois anos.
Kudüs, İbranice, Arapça ve İngilizce eğitim veren birçok itibarlı okula sahiptir.Jerusalém abriga diversas universidades prestigiadas, com cursos oferecidos em hebraico, árabe, e inglês.
Bir Musevi okulunda öğretmenlik yapan Mehmet Tevfik Bey oğlunu da aynı okula kaydetti.T.J. Taylor: Um feiticeiro que estuda na mesma escola que Mason, .
Yerel okula gitti ama burada köylü çocukları ile olan ilişkileri onu zorladı.Ele frequentou a escola pública local e manteve relacionamento com colegas brancos.
Kiliseden kaçtıktan sonra, Peder Gabriel (Seth Gilliam) bir okula ulaşır.De volta à igreja, Gabriel (Seth Gilliam) continua a andar no bosque indo em direção à escola.
Sağlık durumundan dolayı okula devam edememiş, evde özel öğretmenler tarafından eğitilmişti.Ela não frequentou nenhuma escola, tendo sido ensinada em casa por professores particulares.
Sabahları okula gidildi, öğleden sonra yürüyüşler düzenlendi.Treinava de manhã antes de ir para escola, a tarde a noite.
William okula hiç gitmedi ve evde annesi tarafından eğitildi.Marie não recebeu instrução na escola e sim foi educada por seus pais.
Bir gün yine okula gidemez.Nunca mais voltaria a frequentar uma escola.
Bunun üzere Dawn'ın "avcılık hisleri" kabarır ve okula giderler.Um dia, fica com ciúmes de Dewey e decide ir à escola.
İlkokuldan sonra okula gönderilmedi.Eu não fui para a escola primária.
Salgınlarda, nezleli çocukları okula göndermemelidir.Apenas alimentar as crianças nas escolas não é suficiente.
Sinds wanneer ga je al naar school?: Ne zamandan beri okula gidiyorsun?Ferris: Como podem esperar que eu vá para a escola num dia como este?
Sadece kızların olduğu bir okula gönderilir.Contudo ela queria ir para um colégio só para meninas.
Sonunda annesini okula gitmesi ve üniversiteye hazırlanması gerektiğine ikna etti ve okula geri döndü.Eventualmente a sua irmã convenceu Ora a voltar para a escola, e a sua mãe se recuperou completamente.
Pacific Coast Academy (PCA) adlı okula artık kız öğrenciler de kabul edilmektedir.O jogador corre ao redor da Pacific Coast Academy (Escola de Zoey) completando missões.
O, yarın bizim okula geliyor.Ele vem na nossa escola amanhã.
743 Patrick Delaney (Chris Newman) okula geldiğinde 13,5 yaşındadır.Patrick Delaney 743 (Chris Newman) komt op de school wanneer hij dertien en een half is.
Bu dünyada Ichigo okula devam eder ve hollowlarla savaşır.In deze stad gaat Ichigo naar school en vecht hij met Hollows.
Watchung Hills Regional High School'da okula gidiyor.In Warren bezocht hij de Watchung Hills Regional High School.
Erkek öğrencilerin de okula alınacak olması lisenin isminin değiştirilmesini gündeme getirdi.De ouders eisten dat de naam van de school veranderd zou worden.
Bu geleneğin okulları geleneksel olarak 4 büyük ve 8 küçük olmak üzere 12 okula ayrılmıştır.De kagyütraditie is traditioneel onderverdeeld in vier grote en acht kleinere scholen.
Şahıs eklerini yüklem olan sözcük alır: Okula gidiyor musunuz?Voor de leerlingen is de boodschap vertaald naar: Ga jij onze uitdaging aan?
Yarın okula gitmek istemiyorum.En morgen... weer naar school.
Arkadaşı Hepworth aynı okula bir yıl önce gitmişti.Hepworth was hem een jaar eerder al voorgegaan.
Okula Essex'de gitti.Hij ging naar school in Eskilstuna.
Dorothy Counts ilk gün okula giderken yoğun şekilde tacize uğradı.Matilda moet noodgedwongen in de eerste klas blijven waar ze zich doodverveelt.
1961-1971 yıllarında burada okula gitti.Hij bezocht de school tussen 1969 en 1971.
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.Alle kinderen moeten naar school.
Okula kısa bir süre devam edebildi.Hij heeft maar korte tijd school gelopen.
16 yaşında Liceo Classico isimli okula başladığı sıralarda modellikle tanıştı.Als bijbaan had ze vanaf haar 16e modellenwerk bij de Liceo Classico.
Öncelikle üç aylık bir okula hazırlık programı kapsamına alınacaklardır.De statuten voorzagen in een drie weken durende voorbereidende school.
Pacific Coast Academy (PCA) adlı okula artık kız öğrenciler de kabul edilmektedir.Een nieuw schooljaar begint op de Pacific Coast Academy (PCA).
Annesini hep okula çağırırlardı.Haar moeder ging altijd met haar mee naar audities.
Eylül 1939'da Häyhänen Lipitzi Köyünde bulunan ilk okula atanmıştır.In september 1939 begon hij als onderwijzer aan de lagere school in het dorp Lipitzi.
Özellikle öğrenciler okula bolca devamsızlık yaparlar koyuna gittikleri için.Toch gaan veel Masaikinderen niet naar school omdat ze de kudde moeten hoeden.
Ailem okula gidip gitmediğime ya da beyaz şarapla sarhoş olduğuma ilgi duymadı.Ze heeft haar school niet afgemaakt en haar moeder is aan de drank.
İlkokul, okula bağlı olarak dört, beş veya altı yıldır.Het voortgezet onderwijs duurt, afhankelijk van het type onderwijs, 4, 5 of 6 jaar.
Okula mı gidiyorsunuz?Gingen hier naar school.
1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula tayin edildi.In 1930 werd er in Kostvlies een eigen school gesticht.
Lisandro okula giderek arkadaşlarının yardımıyla Fransızca öğrendi.Tijdens de Engelse les leerde Venezia zijn toekomstige vrouw kennen.
Yukarı Doğu Yakası zenginlerinin çocukları bu okula gider.Hierdoor gingen kinderen aan de westelijke zijde naar school.
Örneğin: Arkadaşım okula geleceğini söyledi.Voorwaarde was dat er een internaat bij de school kwam.
Ben okula gitmek istemiyorum.Ik wil niet naar school.
Ödevimi bitirdim ve uyumak istiyorum ama şimdi tekrar okula gitme zamanı.Ik heb mijn lessen af en ik wil slapen, maar het is alweer tijd om naar school te gaan...
Okula otobüs ile giderim.Ik ga met de bus naar school.
Okula giderken Tom ile karşılaştım.Ik kwam Tom tegen toen ik naar school ging.
Okula nasıl gelirsin?Hoe gaat ge naar school?
Dün okula gitmedim.Ik ben gisteren niet naar school gegaan.
O beş gündür okula gelmiyor.Ze was niet op school voor vijf dagen.
Beş gündür okula gitmedi.Ze was niet op school voor vijf dagen.
Okula gitme vakti.Het is tijd om naar school te gaan.
Okula arabayla gitti.Hij ging naar school per auto.