Ben senin yaşındayken, okula her gün bisikletle gider gelirdim.Quando avevo la tua età, ogni giorno andavo e tornavo da scuola in bicicletta.
Okula giderken amcamı gördüm.Mentre andavo a scuola ho visto mio zio.
Altıda kalktım, sabah kahvaltısı yedim ve sonra okula gittim.Mi sono alzato alle sei, ho fatto colazione e poi sono andato a scuola.
Tom bugün okula çok geç geldi.Tom oggi è arrivato a scuola molto tardi.
Tom köpeğini okula getirdi.Tom ha portato il suo cane a scuola.
Tom bugün okula gelmedi.Tom non è venuto a scuola oggi.
Mary Tom'u yanağından öptü ve okula gönderdi.Mary baciò Tom sulla guancia e lo mandò a scuola.
Okula koştum, ama zil çoktan çalmıştı.Andai a scuola di corsa ma la campanella era già suonata.
Çocukların nerede okula gider?Dove vanno a scuola i tuoi figli?
Artık okula devam etmiyorum.Io non sto più frequentando la scuola.
Okula döndüğünde, Hubert aynı sınıftan iki öğrenci tarafından darp edilir.Tornato a scuola, Hubert viene aggredito da due studenti.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Non andò mai a scuola.
11 yaşına kadar tam zamanlı olarak okula gitmemiştir.Non frequentò la scuola a tempo pieno, fino a quando ebbe 11 anni.
Tekrar okula başlar.Ricomincia la scuola.
İlk olarak Benjamin, Blackheath'teki Reverend John Potticary's school adlı küçük bir okula giderdi.Benjamin nei primi anni frequentò una piccola scuola, la "Reverend John Potticary's school" di Blackheath.
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.I ragazzi vanno a scuola.
Burada 2 yıl daha okula gitti.Rimase in questa scuola due anni.
William okula hiç gitmedi ve evde annesi tarafından eğitildi.Non frequentò mai la scuola ma fu educato in casa dalla madre.
1961-1971 yıllarında burada okula gitti.Negli anni 1961-1971 ha frequentato la scuola secondaria.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Intanto le bambine crescono e vanno insieme a scuola.
O dün okula gitmemiş.Non ha frequentato l'università.
Bu seride Alican yine okula gitmemektedir.Quell'autunno la piccola miss Gray non poté tornare a scuola.
Öykü bir sabah okula geç kalır ve taksiyle gitmek zorundadır.Inizia a lavorare per Il Mattino, ancora studente universitario.
Denison'da okula gitti.Ha studiato al Denison College.
Buffy her gün olduğu gibi okula gelir.Intanto Bree acquisisce il controllo della scuola per un giorno.
Ayrıca Alican bu sezonda okula gitmiştir.Sappiamo che anche Leonzia frequentò tale scuola nello stesso periodo.
Bu sırada Julian artık okula gidiyordur.Julio, comunque, verrà riammesso a scuola.
Yaşı büyük olmasına rağmen, okula başlamış, sonra üniversiteye devam etmiştir.Alla fine della storia, ormai diventato più grande, comincerà ad andare a scuola.
Okula 7 yaşında başladı, hızlı öğreniyordu.Cominciò a parlare inglese all'età di sette anni, quando iniziò a frequentare la scuola.
Yarın okula gitmek istemiyorum.“Una scuola per il domani.
Infomatrix her tip okula açıktır.Relazione di narrativa, su A tutta scuola.
1924 yılında okula gitmeye başladı.Abbandonò la scuola nel 1924.
Okula gitmeleri hep ertelenmiştir.Arriva alle lezioni sempre in ritardo.
Okula devam ederken bir yandan da bir bakkalda çırak olarak çalıştı.Mentre era ancora all'Accademia fondò un quartetto.
Babası Danimarka'da bir yatılı okula göndermiştir.Il padre lo mandò allora in un'altra scuola indiana in Kansas.
Okula gitmek istemiyorum.Я не хочу идти в школу.
Çocuklar bir şeyler öğrenmek için okula giderler.Дети ходят в школу, чтобы учиться.
Okula gidiyorum.Я иду в школу.
Okula git.Иди в школу.
Ben genellikle okula yürürüm.Обычно я хожу в школу пешком.
Okula geç kalan öğrencilerin sayısı beklediğimden çok daha azdı.Опоздавших в школу учеников оказалось куда меньше, чем я предполагал.
Hastalık okula gitmemi engelledi.Болезнь помешала мне пойти в школу.
O bir saat içinde okula varmalı.Она должна добраться до школы через час.
Tom okula trenle gidip geliyor.Фома ездит в школу на поезде.
Erken kalk, yoksa okula geç kalacaksın.Встань рано, а то опоздаешь в школу.
Ben okula otobüsle gitmem.Я не езжу в школу на автобусе.
Kızım okula gidebilir mi?Может ли моя дочь пойти в школу?
Pazar günü okula gitmem.Я не хожу в школу по воскресеньям.
Hasta olduğundan dolayı o okula gelmedi.Она не посещала школу, потому что была больна.
Çocukları okula götürdüm.Я отвёл детей в школу.
Yarım saatte okula yürüyebilirim.Я могу дойти до школы за полчаса.
Okula asla devamsızlık yapmadım.Я никогда не пропускал школу.
Ara sıra okula gitmem.Я время от времени пропускаю школу.
O her gün bizim evin arkasındaki okula gidiyordu.Каждый день он шёл в школу мимо нашего дома.
Çocuklara okula kadar eşlik ettiler.Они проводили детей в школу.
Altıda kalktım, sabah kahvaltısı yedim ve sonra okula gittim.Я встал в шесть, позавтракал, а затем пошёл в школу.
Okula gitmeden önce duş alırım.Прежде чем идти в школу, я принимаю душ.
Tom her sabah okula yürüyerek gider.Том каждое утро ходит в школу пешком
Polonya'da bazı okularda grev süreleri üç yıla kadar çıkmıştı.В некоторых местах Польши школьные забастовки продолжались почти три года.
Cheyenne Traditional School adlı bir okula gitti ve bir katolik olarak yetişti.Он учился в Cheyenne Traditional School, был воспитан католиком.