Millie okula gidiyor.Millie va a la escuela.
Neden okula gitmeliyim?¿Por qué tengo que ir a la escuela?
Okula her gün yürüyerek mi gelirsin?¿Caminas a la escuela todos los días?
Okula her gün yayan mı gelirsin?¿Caminas a la escuela todos los días?
Okula gidersin.Tú vas a la escuela.
Tom okula arabayla gitti.Tom fue a la escuela en coche.
Okula yürüyerek mi yoksa bisikletle mi gidiyorsun?¿Vas a la escuela a pie o en bicicleta?
O okula gidiyor.Él va a la escuela.
Erkek kardeşinle birlikte okula gittim.Fui a la escuela con tu hermano.
Bu iğrenç okula veda edeceğim.Voy a despedirme de esta escuela apestosa.
Hangi okula gitmek istiyorsun?¿A qué escuela quieres ir?
Biz okula birlikte gideriz.Vamos juntos a la escuela.
Bu, arkadaşım Rachel. Biz birlikte okula gittik.Esta es mi amiga Raquel. Fuimos juntos a la escuela.
Tom okula otobüs ve trenle gelir.Tom va a la escuela en autobús y en tren.
Tom artık burada okula gitmiyor.Tom ya no va a la escuela aquí.
Ramudi okula gitti.Ramudi fue a la escuela.
Tom dün okula gitmedi çünkü istemiyordu.Tom no fue a la escuela ayer porque no quería.
Leyla, kızını okula götürdü.Leila llevó a su hija a la escuela.
Ben okula Tom'la gittim.Fui a la escuela con Tom.
Tom okula yürüyerek gitti.Tom fue andando a la escuela.
Hadi kalk artık, okula geç kalacaksın.Venga, levántate, vas a llegar tarde a la escuela.
Tom okula bisikletle gitti.Tom fue a la escuela en bicicleta.
Tom hasta da olsa okula gitti.Tom fue a la escuela pese a estar enfermo.
"Bir saat daha uyuyayım anne!" "Bir saat mi? Okula geç kaldın!""¡Déjame dormir por una hora más, mamá!" "¿Una hora? ¡Estás tarde para la escuela!"
Fakat bu sabah Margo okula gelmemiştir, üstelik ertesi günler de gelmez.Sin embargo, Margo no se presenta al instituto por la mañana ni en los próximos días.
SFB'ler sonradan bir yıl daha okula devam etmesi için Schull'a burs teklif etti.Posteriormente, SFBS le ofreció a Schull una beca para continuar sus estudios durante un año más.
O dün okula gitmemiş.No asistió a la escuela.
Burada gündüzleri okula gidip geceleri çalışıyordu.Comenzó a estudiar de noche y trabajar de día.
Sadece 11 yaşına kadar okula gitti.Sólo asistió a la escuela hasta los 11 años.
Okula ilk yıl 38 yatılı erkek öğrenci kaydoldu.El primer año se matricularon 38 alumnas.
Hiçbir zaman okula gitmemiştir.Nunca fue a la escuela.
Okula mı gidiyorsunuz?("¿Van a la escuela?
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Tienen la edad de D.W. y van a la misma escuela que ella.
Öğrenciler Hogwarts Express ile okula gelirler.«Los alumnos abundan el Expreso de Hogwart».
Kanae sörf yapmayı sever ve okula bir motorsikletle gider.Kanae ama practicar surf y monta un ciclomotor.
On yıl kadar kaldığı bu okula sonunda öğretmen olur.De esta última universidad fue profesor durante 10 años.
Oğlu Arthur okula gittiği için büyükannesi ile birlikte kaldı.Su hijo Arthur se quedó con su abuela en Marion para asistir a la escuela.
Bir gün yine okula gidemez.Al fin podrá regresar a la escuela.
Bu seride Alican yine okula gitmemektedir.Tras ese encuentro Amamiya no regresa mas a la escuela.
Çok az sayıda istisna dışında öğrenciler yatılı olarak okula devam etmişlerdi.El resultado era que pocos estudiantes permanecían en su aula.
Okula döndüğünde, Hubert aynı sınıftan iki öğrenci tarafından darp edilir.De regreso al internado, Hubert es golpeado por varios compañeros.
Ders okuldan okula da farklılıklar içerebilir.Pueden necesitar ayuda especial en la escuela.
Susan Bones, Harry ile aynı yıl okula başlayan bir Hufflepuff öğrencisidir.Susan Bones es una estudiante de Hufflepuff en el año de Harry.
İkisi kavga eder ve sabah, Hubert'i yatılı okula geri gönderir.A la mañana siguiente, envía a Hubert de vuelta al internado.
1937 yılında da okula tekrar döndü.De todos modos regresó a la Escuela en 1928.
Altı yaşındayken yatılı okula verildi.Fue a la escuela a los seis años de edad.
Öörenikçiler surguulunga bardılar = Öğrenciler okula gittiler (vardılar).Nubecinos: Los niños que vivían en la nube (los que asistían al programa).
Genç kızlar ve genç erkekler birlikte okula gider, ders calışır, düğnlerde birlikte oynayabilirler.Los niños y adolescentes pierden mucha diversión en la escuela o haciendo los deberes.
Böylece bu küçük kızların okula devam etmeleri için daha fazla vakitleri oluyor.Y cada semana los menos preparados deberán abandonar la Escuela.
Kolej sonrası, Pettit Louisiana State University'nin bursunu kabul ederek bu okula başladı.Tras el instituto, Pettit aceptó una beca para jugar en la Universidad de Louisiana State.
İlk okula, kız kardeşi ile birlikte orada başlamıştır.Ella entraba a una de sus clases con su hermana.
Ana dili Süryanice olan Dora, Türkçeyi okula başlayınca öğrendi.Malden hablaba serbio hasta que fue a la escuela.
Okula yeni gelen kızlardan Leigh Cabot ile çıkmaktadır.Al mismo tiempo, Arnie comienza a salir con Leigh Cabot, la alumna más guapa de la escuela.
Sadece kızların olduğu bir okula gönderilir.Estudió en un colegio solo para señoritas.
Şahıs eklerini yüklem olan sözcük alır: Okula gidiyor musunuz?Como adverbio: Respondiendo a pregunta: - ¿Has ido a clase? - Sí.
Ernie Macmillan, Harry ile aynı yıl okula başlayan bir Hufflepuff öğrencisidir.Ernie Macmillan es un estudiante de Hufflepuff en el año de Harry.
Okula gidiyoruz çünkü öğrenmek istiyoruz.Andiamo a scuola perché vogliamo imparare.
Tom bugün okula gitmek zorunda değil.Tom non deve andare a scuola oggi.
Tom okula gitmek için otobüse bindi.Tom salì sull'autobus per andare a scuola.
Neredeyse okula gitme zamanıdır.È quasi ora di andare a scuola.