Fotosentez sonucu atmosferde oksijen birikmesi ile oksijenli solunum yapan canlılar oluşmuştur.O mais importante é que através da fotossíntese elas encheram a atmosfera de oxigênio.
Toprağı zengin, oksijeni boldur.A água é cristalina e rica em oxigénio.
Bu yunusların oksijen eksikliği nedeniyle öldüğü söylenmiştir.Eles culpam Moisés pela falta d'água.
Furan molekülündeki oksijen atomunda sp² hibridizasyonu vardır.No furano, o átomo de oxigênio é hibridizado sp².
Uzun zamandır genel kanı amonyumun sadece oksijenli koşullarda okside edilebileceği yönündeydi.Lange tijd werd gedacht dat het alleen mogelijk was ammonium te oxideren onder aerobe omstandigheden.
Aynı zamanda Oksijen Krizi, Oksijen Devrimi veya Büyük Oksidasyon olarak da adlandırılmaktadır.Men noemt dit wel de zuurstofrevolutie of zuurstofcrisis.
Örnek: Hidrojenin atom kütlesi 1,00784 u ve oksijeninki 15,9994 u'dur.De atoommassa's van waterstof en zuurstof zijn respectievelijk 1,00784 u en 15,999 u.
Diatomik oksijen gazı hacimsel olarak havanın %20.8'ini oluşturur.Hij bestudeerde de samenstelling van lucht, waarin hij 20,8% zuurstof vond.
Oksijen yokluğunda görülebilecek sorunlar şunlardır.Het enige dat hier ontbreekt, is zuurstof.
Hatta 5 güne kadar hiç oksijen içermeyen suda hala hayatta kalabildigi tespit edilmiştir.Hoe de vis tot meer dan 10 uur lang kan overleven in het zuurstofarme water is nog niet bekend.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.De huid kan ook blauw kleuren (cyanose) door een gebrek aan zuurstof.
Coğrafi yapısı bakımından yeşil alanı oldukça yoğun bir mahalle olup, oksijen oranı yüksektir.Vanwege de relatief hoge regenval is het eiland zeer groen en heeft het een gunstig klimaat.
İnsan kanındaki oksijen seviyesinin yüzde 95-100 arasında olması normal kabul edilir.Voor gezonde mensen is een waarde van 95-99% zuurstofsaturatie normaal op zeeniveau.
Oksijenli solunum YayınlarıZuurstofsaturatiemeter
Oksijensiz ortamda çalışabilirler.Ze zijn in staat te leven zonder zuurstof.
Oksijen eklemesi yararlı olabilir.Contact met zuurstof kan de kwaliteit nadelig beïnvloeden.
Omurgalı hayvanlar oksijen ya sudan veya havadan alırlar.Het dier haalt met behulp van de kieuwen voedsel en zuurstof uit het water.
Su, hidrojen ve oksijenden oluşur.Water is gevormd uit waterstof en zuurstof.
Tom oksijensizlik yüzünden öldü.Tom overleed ten gevolge van een gebrek aan zuurstof.
Bu durum daha fazla oksijen alınmasını sağlar.Pozwala to zmagazynować więcej tlenu.
Oksijen konsantratörleri, dakikada beş litreye kadar üretim yapabilmektedir.Generator OGS może wyprodukować w ciągu dnia około 5 kg tlenu.
Gezegenin atmosferinde oksijen ve karbon tespit edilmiştir.W atmosferze odkryto tlen i dwutlenek węgla.
10.000 ft (3000 m) üzerinde gerçekleşecek uçuşlarda uçuş ekiplerinin oksijen desteği ile uçmaları gerekir.W lotach na wysokości powyżej 3000 metrów oddychanie załogi wspomaga instalacja tlenowa.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Skóra może również przyjąć niebieskawy odcień (sinica) wynikający z niedoboru tlenu.
Yakıt ve oksijen devamlı mevcut ve temas halinde ise sürekli yanma olur.W kontakcie z wodą i kwasami zapala się i często wybucha.
İlk atmosferde serbest oksijen gazı yoktu.Początkowo atmosfera ziemska była pozbawiona tlenu.
İki tanesi sıvı oksijen tankı için ve diğerüç tanesi ise sıvı hidrojen tankı içindir.Dwa są dla zbiornika z tlenem, trzy dla wodoru.
Beyin, en çok oksijen sıkıntısı durumunda tehlikeye girdiyi için sürekli denetim ihtiyacı var.Jego jedynym obowiązkiem jest dzwonienie po Atomówki w razie niebezpieczeństwa.
Oksijenin kritik basıncı 49,7 atmosferdir.Średnie ciśnienie atmosferyczne wynosi 940,4 hPa.
Oksijen mevcuttur fakat kanda taşınamaz.Jako siódmy dokonał tego bez użycia tlenu.
Karbon ile oksijenin oluşturduğu iki basit bileşik vardır: Karbon dioksit (CO2) ve karbon monoksit (CO).Najprostsze i spotykane powszechnie tlenki węgla to tlenek węgla (CO) i dwutlenek węgla (CO2).
Ayrıca oksijende iki ortaklanmamış elektron çifti bulunur.Poza tym, wokół każdego atomu tlenu zlokalizowane są po dwie niewiążące pary elektronowe.
Bakınız Oksijen Felaketi.Warstwa ozonowa.
Oksijen izotopu, oksijeninin iki izotopu arasındaki oranın hassas ölçümü üzerine kuruludur.Dodatkowo teoria ta nie wyjaśnia podobnego stosunku procentowego izotopów tlenu na obu ciałach.
Dayanıklı balıklardandırlar; fazla oksijen bulundurmayan sularda yaşayabilirler.Ryba drapieżna, może przebywać w wodach o niskiej zawartości tlenu.
Furan molekülündeki oksijen atomunda sp² hibridizasyonu vardır.Atom azotu jest w stanie hybrydyzacji sp².
Oksijen eklemesi yararlı olabilir.Przydatna jest podaż tlenu celem poprawy saturacji.
Adına rağmen, oksidasyon reaksiyonunda oksijenin bulunmasına gerek yoktur.Jednakże nie uwzględniono ich reakcji na nadmiar tlenu.
Kökleri oksijen yetersizliğine oldukça dayanıklıdır.Etery podatne są na utlenianie tlenem.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.Anaerob En organism som inte kräver syre för tillväxt.
Stone'un giysisindeki oksijen seviyesi ise düşmeye başlamış ve kritik seviyeye inmiştir.Stones rymddräkt har nått en för hög koldioxid-nivå, och hon är på väg att kvävas.
Akciğerleri olsa da oksijeni deri yoluyla alırlar.Troligen kan de ta upp syre genom huden.
Bronşları genişleterek oksijen alımını artırırlar.Detta underlättar nya erektioner genom ökad tillgång på syre.
Omurgalı hayvanlar oksijen ya sudan veya havadan alırlar.Tack vare slemmet kan groddjur få syre både från luft och vatten.
Bu süreç, oksijen, neon, silikon ve kükürtün yakılmasıyla devam eder.Denna process fortsätter med successiva stadier drivna av syre, neon, kisel och svavel.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Huden kan även bli blåfärgad (cyanotisk) till följd av syrebrist.
Merlin motorları gaz-üreteci güç döngüsü içinde roket yakıtı olarak RP-1 ve Sıvı oksijen kullanır.Merlinmotorerna använder RP-1 och flytande syre som drivningsmedel.
Bu gelişme, oksijenlenmeyi azaltır ve enfeksiyona ortam oluşturur.Detta tillstånd inhiberar inbindning av syre och leder därför till sämre syreupptagningsförmåga.
Standart sıcaklık ve basınçta oksijen çok soluk mavi renkte ve kokusuz bir gazdır.Vid standardtryck och -temperatur är ämnet en lukt- och färglös gas.
Karbondioksit ile oksijen'in bitkiye girişini sağlarken, su buharının da dışarı atılmasını sağlar.När klyvöppningar öppnas för att släppa in koldioxid släpper de samtidigt ut vattenånga.
Bu kaynak tekniğine oksijen kaynağı denir.Denna metod kallas för oxy-fuel-teknik.
Ozon (O3) üç adet oksijen atomundan oluşan şeffaf bir gazdır.Ozon, O3, är en gas bestående av tre syreatomer per molekyl.
Oksijen ile tepkimeye girmediği için yanmaz.Det behöver inte handla om en reaktion med syre.
Hiperbarik oksijen tedavisi de geleneksel tedavilere ilaveten faydalı olabilmektedir.Окрім традиційного лікування також може допомогти гіпербарична оксигенація.
Bu durum daha fazla oksijen alınmasını sağlar.Задля уникнення цього, беруть надлишок оксидів.
Aerobik organizmalarda oksijen elektron alıcısı olarak kullanılır.У аеробних організмах як акцептор електронів використовується кисень.
Bondarenko'nun ölümü yüksek oksijen içeren kapalı bir odada çıkan yangın sebebiyle gerçekleşti.Bondarenkova smrt byla způsobena požárem v uzavřené komoře s vysokým obsahem kyslíku.
Hiperbarik oksijen tedavisi de geleneksel tedavilere ilaveten faydalı olabilmektedir.Přetlaková kyslíková terapie může být užitečným doplňkem tradičních způsobů léčby.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Rovněž může dojít ke zmodrání kůže v důsledku nedostatku kyslíku.
Ameliyathanede laringospazm sırasında hastanın boynuna hiperekstansiyon yapılır ve %100 oksijen uygulanır.Laryngospasmus na operačním sále je léčen prodýcháváním pacienta 100% kyslíkem.