Ana içeriğe geç
Sözlük

oksijen ile cümle

oksijen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yunusların oksijen eksikliği nedeniyle öldüğü söylenmiştir.Falleció debido a la falta de oxígeno del lugar.
Ayda oksijen yok.Sulla luna non c'è ossigeno.
Bondarenko'nun ölümü yüksek oksijen içeren kapalı bir odada çıkan yangın sebebiyle gerçekleşti.Bondarenko è morto per un incendio in una camera pressurizzata riempita di ossigeno puro.
Moleküler oksijen (O2) ve ozon (O3) ya çok azdı veya yoktu.L'ossigeno molecolare (O2) e l'ozono (O3) erano entrambi rari o assenti.
Oksijen içeriğinin (ağırlık olarak) %45 olduğu tahmin edilmektedir.Il contenuto di ossigeno è stimato a 45%.
Ancak, cor pulmonale, oksijen tedavisinin kullanımından beri daha az yaygındır.La presenza di questa condizione è diventata tuttavia meno comune da quando si ricorre all'ossigenoterapia.
Bunlar oksijen, hidrojen, azot, karbon monoksit, metan ve nitrik oksit.Essi erano ossigeno, idrogeno, azoto, monossido di carbonio, metano e monossido di azoto.
Oksijen eklemesi yararlı olabilir.Impurità d'ossigeno possono avere un effetto positivo.
Sıvı azot oksijenden daha düşük kaynama noktasına sahiptir.La miscela si trova a temperatura più bassa dell'azoto.
Motorun gücü 59 MN olup sıvı hidrojen ve sıvı oksijen (LOX) yakıyordu.Era un motore che bruciava kerosene e perossido di idrogeno (acqua ossigenata).
Aşk oksijen zehirlenmesi gibidir.Любовь — это как отравление кислородом.
İlk istikrarlı sürüm (OpenMandriva Lx 2013 "Oksijen") 2013 yılının sonlarında yayımlandı.Первая стабильная версия OpenMandriva Lx 2013 «Oxygen» была выпущена в конце 2013 года.
Ancak bu gemide de yalnızca 20 saat yetecek kadar oksijen bulunmaktadır.Однако, кислорода на нём хватит не более чем на 20 часов.
10.000 ft (3000 m) üzerinde gerçekleşecek uçuşlarda uçuş ekiplerinin oksijen desteği ile uçmaları gerekir.При полётах на высоте свыше 4000 метров экипаж использует кислородную систему.
Akciğerleri olsa da oksijeni deri yoluyla alırlar.Усваивать кислород они могут и прямо через кожу.
İlk atmosferde serbest oksijen gazı yoktu.Самая ранняя атмосфера Земли вообще не содержала свободного кислорода.
Oksijen eklemesi yararlı olabilir.Запас кислорода может быть увеличен.
Oksijenin kritik basıncı 49,7 atmosferdir.Среднее атмосферное давление — 994,9 ГПа.
Patlamanın gerçekleşebilmesi için asgari %12 oranında oksijen gerekmektedir.Для поддержания горения необходимым условием является наличие не менее 12 % кислорода.
Diğer karbon ve hidroksil grubu ise oksijene bitişik olan karbonlardan birine bağlıdır.Последний атом углерода и гидроксильная группа связаны с одним из атомов углерода, соединённых с кислородом.
Diatomik oksijen gazı hacimsel olarak havanın %20.8'ini oluşturur.По диоксиду серы отмечается снижение объёмов выбросов в 20,8 раза.
Bu işlemde genellikle reaktif gaz olarak oksijen kullanılır.В качестве газа, как правило, используется чистый кислород.
Birincil oksijen taşıyıcı molekül ise hemosiyanindir.Основным переносчиком кислорода является молекула гемоцианина.
Oksijenli fermantasyon uzun süre devam eder.Эволюция осциллятора длится сколь угодно долго.
İstasyon yerinin 3488 metre yüksekliğinden dolayı oksijen azdır.Высота расположения станции — 3488 м над уровнем моря, что вызывает острую нехватку кислорода.
Bu bakteriler oksijensiz ortamda yaşamlarını devam ettirirler.Такие анаэробы постоянно живут в лишенной кислорода среде.
Oksijenin kritik sıcaklığı –118,8 °C'dır.Минимальная температура воды: 11,8оС.
Yağların yakılması için daha çok oksijene gereksinim vardır.وتحتاج معظم أنواع الوقود الأكسجين لكي تحترق.
Kendisi ayrıca oksijen ve hidrojeni tespit edip adlandırandır.وبالإضافة إلى أنه وضح / حدد غازى الأكسجين والهيدروجين وأطلق عليهما هذا الاسم.
İnsan kanındaki oksijen seviyesinin yüzde 95-100 arasında olması normal kabul edilir.معدل الأكسجين في جسم الإنسان الطبيعي من 95 - 100 % .
Bazı insanlar, uzun süreli oksijen terapisi veya akciğer nakliyle belirgin iyileşmeler gösterebilir.قد يستفيد بعض الناس من العلاج بالأوكسجين طويل الأجل أو زراعة الرئة.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.وقد يكون لون الجلد أزرق بسبب نقص الاكسجين.
Birincil oksijen taşıyıcı molekül ise hemosiyanindir.الجزيء الناقل الأولي للأوكسجين هو هيموسيانين.
Kandaki oksijen seviyesini artırmaya yardımcı olmak için oksijen terapisi kullanılabilir.العلاج باستخدام الأكسجين قد يستخدم للمساعدة في رفع نسبة الأكسجين في الدم.
Kalbin sağ tarafındaki basıncı azaltır ancak kanda daha düşük seviyede oksijen (hipoksiya) pahasına.وهو يقوم بتخفيف الضغط على الجانب الأيمن من القلب, لكن هذا يكون على حساب خفض مستويات الأوكسجين في الدم.
V2 roketleri, yakıt olarak alkol ve sıvı oksijen kullanıyordu.وكان الصاروخ فاو-2 يعمل بمخلوط وقود من الكحول والماء، والمادة المؤكسدة الأكسجين.
Oksijen (O) ise yükseltgenme sayısı reaksiyondan önce 0 iken reaksiyondan sonra −2’ye inmiştir .وبالنسبة إلى الأكسجين كان عدد الأكسدة له 0 قبل التفاعل و انخفض عدد أكسدته إلى 2− بعد التفاعل .
Oksijen bir oksitleyicidir ama tek oksitleyici değildir.الأكسجين هو عامل الأكسدة المعتاد ، لكنه ليس الوحيد.
Helyum gibi ksenon da vücudun oksijen ihtiyacını karşılamaz ve basit asfiksanttır.مثل الهليوم، زينون لا يلبي حاجة الجسم للأوكسجين.
Bu, boşluktaki tüm oksijeni uzaklaştırır; gizli oksijen oksidasyon yoluyla ürünün kalitesini bozabilir.فهذا يزيل أي أكسجين من عنق الزجاجة، وهو أمر هام لأن الأكسجين الكامن يمكن أن يدمر جودة المنتج عن طريق الأكسدة.
Diatomik oksijen gazı hacimsel olarak havanın %20.8'ini oluşturur.يحتوي هواء التنفس العادي على نحو 20% أكسجين.
Oksijenden sonra bileşikleri halinde en fazla bulunan elementtir.وهو ثامن العناصر بعد اليورانيوم.
Oksijenin çekirdeğinde 8 proton bulunmaktadır.فعنصر الأكسجين بنواته 8 بروتونات.
Standart sıcaklık ve basınçta oksijen çok soluk mavi renkte ve kokusuz bir gazdır.وفي الضغط والحرارة العاديين فإنه غاز عديم اللون والرائحة.
Beynin oksijensiz kalması sonucu olabileceği düşünülmektedir.يحدث الإغماء نتيجة فقدان وصول الأوكسجين إلى الدماغ.
Bu evre oksijen varlığında gerçekleşir.على الرغم من ذلك، لا يقع هذا إلا في وجود الأكسجين.
İnsan kanı oksijenin varlığında hemoglobin yüzünden kırmızıdır.يكتسب الدم لونه الأحمر بسبب الهيموغلوبين والذي يرتبط به الأكسجين.
Genelde nefes darlığını hafifletmek için evde oksijen tedavisi uygulanır.العلاج بالأكسجين في المنزل غالباً ما يكون ضرورياً للتخفيف من ضيق التنفس و تصحيح نقص الأكسجين.
Karbon ve oksijen bileşikleri birbirleriyle çok kolay birleşir.المركبات العضوية التي تجمع بين الكربون والأكسجين متعددة للغاية.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.Um organismo anaeróbico é qualquer organismo que não necessita de oxigênio para o crescimento.
Oksijen eklemesi yararlı olabilir.O uso do oxigénio também pode ser eficaz.
Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu da seçenekler arasındadır.A oxigenação por membrana extracorpórea pode também ser uma opção.
Oksijen bir oksitleyicidir ama tek oksitleyici değildir.O oxigênio é um dos mais comuns agentes oxidantes, mas não é o único.
Periyodat /pəˈraɪ.ədeɪt/ iyot ve oksijenden oluşan bir anyon.Periodato /pəˈraɪ.ədeɪt/ é um ânion composto de iodo e oxigênio.
Böylece içinde oksijen bağlı hemoglobin taşıyan alyuvarlar vücuttaki dokulara oksijeni ulaştırabilirler.Desta forma as células sanguíneas que ainda estão no corpo podem oxigenar o tecido corporal.
Stone'un giysisindeki oksijen seviyesi ise düşmeye başlamış ve kritik seviyeye inmiştir.Enquanto isso, o oxigênio do traje de Ryan diminui até níveis críticos.
Aort oksijenlenmiş kanı tüm vücut parçalarına sistemik dolaşımla ulaştırır.Ela leva sangue oxigenado para todas partes do corpo através da circulação sistêmica.
Ayrıca bu baloncuklardaki gazın oksijen olduğunu belirtti.Finalmente, descobre que os charutos continham o ópio.
Oksijenlenme oksijen moleküllerinin vücut dokularına girmesi ile olur.A oxigenação produz-se quando as moléculas de oxigênio entram nos tecidos do corpo.
Akciğerleri olsa da oksijeni deri yoluyla alırlar.Apesar de as rãs terem pulmões, absorvem oxigénio através da pele.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod