ofis ile cümle

ofis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.De hecho, uno de los grandes organismos está estableciendo una oficina en África.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.Dokonca aj jedna z najväčších agentúr otvára pobočku v Afrike.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.Eine der Rating-Agenturen öffnet sogar ein Büro in Afrika.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.En effet, une des grandes agences va ouvrir un bureau en Afrique.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.In effetti, una delle grandi agenzie sta creando un ufficio in Africa.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.Jedna z wielkich agencji zakłada swoje biuro w Afryce.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.사실, 큰 규모의 신용평가 사무실 중 하나가 아프리카에서 운영되고 있습니다.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.Μάλιστα, ένας από τους μεγαλύτερους οργανισμούς ανοίγει γραφεία στην Αφρική.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.Всъщност една от големите агенции създава офис в Африка.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.Одно из больших агентств открывает офис в Африке.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.האמת היא שאחת מהסוכנויות הגדולות מקימה משרד באפריקה.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.في الحقيقة، واحدة من أكبر الوكالات لديها مكتب في أفريقيا.
Aslında, büyük ajanslardan biri Afrika'da bir ofis kuruyor.なぜでしょうか? 次の投資を予測しているからです
Aslında dünyanın bir çok yerinde, farklı ofislerde çalışan insanlarımız var.사실 우리는 세계 곳곳에 사무실이 있습니다. 사실 우리는 세계 곳곳에 사무실이 있습니다.
Aslında dünyanın bir çok yerinde, farklı ofislerde çalışan insanlarımız var.لذا لدينا فعلياً أشخاص على الأرض في الكثير من المكاتب النختلفة حول العالم، ولدينا أيضاً
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.A hónap első csütörtöke -- csak délután -- senki sem szólhat a másikhoz az irodában.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Am ersten Donnerstag im Monat - nur nachmittags - darf niemand im Büro mit irgendwem reden.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.A primeira quinta-feira do mês, só a parte da tarde, ninguém no escritório pode falar entre si.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.De eerste donderdag van de maand -- alleen 's middags -- mag niemand in het kantoor tegen elkaar praten.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Den första torsagen i månaden - bara under eftermiddagen - får ingen på kontoret prata med varandra.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Den første torsdag i måneden -- kun om eftermiddagen -- må ingen på kontoret tale til hinanden.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Il primo giovedì del mese, solo durante il pomeriggio, nessuno, in ufficio, parla con nessuno.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.그 달의 첫번째 목요일, 그저 오후만 사무실의 누구도 서로에게 말을 하지 않는 것입니다.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Le premier jeudi du mois -- rien que l'après-midi -- personne dans le bureau ne peut se parler.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Ngày thứ Năm đầu tiên của tháng - chỉ buổi chiều không ai trong văn phòng được phép nói chuyện với nhau.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Prima joi a lunii -- doar dupa-amiaza -- nimeni din birou nu are voie sa vorbeasca cu colegii.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Prvi četrtek v mesecu, zgolj popoldan, se v pisarnah ne smemo pogovarjati.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.První čtvrtek v měsíci - jenom odpoledne - nikdo nesmí mluvit.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Prvý štvrtok v mesiaci, len poobede, nikto v kancelárii nemôže rozprávať.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Setiap hari Kamis pertama setiap bulan -- hanya dari siang -- tidak boleh ada yang saling bicara di kantor.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Первый четверг месяца - только во второй половине - никто в офисе не должен говорить друг с другом.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Перший четвер місяця — тільки в другій половині — ніхто в офісі не повинен розмовляти один з одним.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.Първият четвъртък от месеца - само следобеда - никой в офиса не може да говори с другите.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.יום חמישי הראשון של החודש -- רק אחר הצהריים -- נאסור על אנשים במשרד לדבר אחד עם השני.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.في الخميس الأول من الشهر -- فقط مساء الخير -- لا يمكن لمن في المكتب الحديث مع بعضهم البعض.
Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz.オフィスでは誰も互いに話してはいけません みんな沈黙を守ります
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Același lucru s-a întâmplat și în birouri.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Dasselbe passierte in Büros.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Hal yang sama terjadi di perkantoran.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Hetzelfde gebeurde in kantoren.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Igual sucedió en las oficinas.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Il s'est passé la même chose dans les bureaux.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.사무실에도 똑같은 일이 일어났습니다.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.La stessa cosa è accaduta negli uffici.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Một điều tương tự đã xảy ra trong giới văn phòng.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.To samo nastąpiło w biurach.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.To stejné se odehrálo v kancelářích.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Ugyanez történt az irodákban.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Το ίδιο πράγμα έγινε και στα γραφεία.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Същото се случило и в офисите.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Таке ж сталось і в офісах.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.Тоже самое произошло в офисах.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.אותו דבר קרה במשרדים.
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.و حصل نفس الشيء في المكاتب
Aynı durum ofislerde de kendini göstermişti.かつては 表計算がされていました
Aynı zamanda bir de ziyaretcimiz oldu, Azerbeycan'dan bir bakan ofisimize bizi ziyarete geldi.A la même époque, nous avons eu la visite d'un ministre venu d'Azerbaïdjan.
Aynı zamanda bir de ziyaretcimiz oldu, Azerbeycan'dan bir bakan ofisimize bizi ziyarete geldi.Ao mesmo tempo tivemos uma visita, um ministro do Azerbaijão veio ao nosso atelier.
Aynı zamanda bir de ziyaretcimiz oldu, Azerbeycan'dan bir bakan ofisimize bizi ziyarete geldi.Casi al mismo tiempo, recibimos la visita de un ministro de Azerbaiyán.
Aynı zamanda bir de ziyaretcimiz oldu, Azerbeycan'dan bir bakan ofisimize bizi ziyarete geldi.Cùng lúc đó chúng tôi lại có một vị khách đến thăm, một bộ trưởng từ Azerbaijan đến văn phòng của chúng tôi.
Aynı zamanda bir de ziyaretcimiz oldu, Azerbeycan'dan bir bakan ofisimize bizi ziyarete geldi.În același timp am avut un vizitator, un ministru din Azerbaijan care a venit la biroul nostru.

İlgili Sayfalar