odayı ile cümle

odayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yüzden bir aralık, meclisin toplandığı odayı그래서 그들이 쉬고 있었을 때 그는 회의실의 문을 잠가버렸습니다.
Bu yüzden bir aralık, meclisin toplandığı odayıProto nechal o přestávce uzamknout dveře Shromáždění, aby nikdo nemohl zpátky dovnitř.
Bu yüzden bir aralık, meclisin toplandığı odayıТому він не був щасливий, а коли була перерва, Король зачинив залу засідань. Не можна було попасти всередину.
Bu yüzden bir aralık, meclisin toplandığı odayıאז כשהם יצאו להפסקה, הוא נעל את חדר האסיפה
Bu yüzden bir aralık, meclisin toplandığı odayıحتى عندما أخذوا فاصل، قام بقفل باب قاعة الجمعية العامة
Bu yüzden bir aralık, meclisin toplandığı odayı鍵をかけました。 それで人々は入室できなくなりました。 ルイ16世は、「この部屋は修理が必要だ」
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Han lät folk titta genom en envägsspegel in i rummet där ormen fanns och lät dem vänja sig vid det.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.투시거울로 데려가는 거에요. 뱀이 있는 방이 훤히 들여다 보이는 투시거울이요. 그러면 사람들은 보통 그걸 별로 두려워 하지 않아요.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Ông đưa họ đến chiếc gương hai chiều này nhìn vào căn phòng nơi có con rắn
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Przez lustro weneckie pokazywał ludziom pokój z wężem, dawał im czas się przyzwyczaić.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Той завежда хората до това двупосочно огледало, в което се вижда стаята, в която има змия и те се успокояват.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.אז הוא היה לוקח אנשים למראה הדו צדדית שלו להביט לתוך החדר בו הנחש נמצא, והוא היה גורם להם להרגיש נוח עם זה.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.فيأخذ الأشخاص إلى تلك المرآة المزدوجة الإتجاه لينظروا إلى الغرفة التي بها الأفعى ويساعدهم على الإرتياح لذلك
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.ヘビのいる部屋を覗いて それに慣れさせます それからいくつもの段階を経て
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.帶啲受訪者 去到呢塊雙向玻璃鏡 望入去有條蛇嗰間房 等佢地感到自在啲
Fooh, bilincim her yerde... Bu odayı dolduruyor...Ух, мое сознание везде...
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.포드가 3살 정도였을 무렵에 저희는 작은 방을 같이 사용했습니다. 아주 작은 공간이었어요.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Amikor Ford kb. hároméves volt, egy nagyon kicsi szobán osztoztunk, egy nagyon kis helyen.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Când Ford avea vreo trei ani, împărţeam o cameră foarte mică, într-un spaţiu foarte mic.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Cuando Ford tenía como tres años, juntos compartíamos un cuarto muy pequeño, en un espacio muy pequeño.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Gdy Ford miał 3 lata, dzieliliśmy maleńki pokój, na niewielkiej przestrzeni.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Když byli Fordovi asi 3 roky, žili jsme společně v jedné malé místnosti, na velmi malém prostoru.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Keď mal Ford asi tak tri roky, delili sme sa spolu o veľmi malú izbu vo veľmi malom priestore.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Khi Ford lên 3, chúng tôi sống chung trong một phòng rất nhỏ, đó là một không gian rất chật hẹp.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Kun Ford oli noin kolmevuotias, jaoimme pienen huoneen keskenämme, hyvin pienessä tilassa.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.När Ford var omkring 3 år gammal, delade vi ett mycket litet rum i ett mycket litet utrymme.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Quand Ford avait environ 3 ans, nous partagions une toute petite chambre dans un tout petit espace.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Quando Ford aveva circa tre anni, condividevamo una stanza molto piccola, in una casa molto piccola.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Toen Ford ongeveer drie jaar oud was, deelden we samen een erg kleine kamer, in een erg klein huis.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Όταν ο Φορντ ήταν περίπου τριών χρονών, μοιραζόμασταν ένα πολύ μικρό δωμάτιο μαζί, σε έναν πολύ μικρό χώρο.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Когато Форд беше около тригодишен, деляхме с него една много малка стаичка, в много малко пространство.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Когда Форду было около трех, мы делились очень маленькой комнаткой, в очень маленьком пространстве.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.Коли Форду було біля трьох, ми ділились дуже маленькою кімнаткою, в дуже маленькому просторі.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.כשפורד היה בערך בן שלוש, חלקנו חדר קטן ביחד, בחלל קטן מאוד.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.عندما كان "فورد" في الثالثة من عمره تقريبا تشاركنا غرفة صغيرة جدا مع بعضنا٬ وفي مساحة صغيرة جدا.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.我々は小さな部屋を共同で使っていました とても小さな空間です 私の職場は寝室の半分を占めていて
Gelişim için odayı terk ediyor gibi gözüküyor생각해 봅니다
Gelişim için odayı terk ediyor gibi gözüküyorשאולי יש בהם מקום לשיפור.
Gelişim için odayı terk ediyor gibi gözüküyorالتي تترك بعض المساحة للتطوير
Gelişim için odayı terk ediyor gibi gözüküyor健康寿命は重要かつ喫緊の課題です
Gitmeyip ne yapacak? Odayı elinden alıyorum!아이, 안가면 지가 어떻게 할거야? 내가 방 뺄건데 어?
Gitmeyip ne yapacak? Odayı elinden alıyorum!Wenn er nicht mitkommt, werde ich ihm das Zimmer wegnehmen!
Gitmeyip ne yapacak? Odayı elinden alıyorum!Τι άλλο θα κάνει αν δεν έρθει; Τον αφήνω και χωρίς δωμάτιο!
Gitmeyip ne yapacak? Odayı elinden alıyorum!!ماذا سيفعل لو لم يأت معي؟سآخذ منه الغرفة
Gitmeyip ne yapacak? Odayı elinden alıyorum!俺は部屋解約するのに 行くとこなくなるだろ!
İkimizin de kendi odası vardı; biz de bir odada yaşayarak diğer odayı ofise dönüştürmeye karar verdik.동생과 저는 각자 방이 있었는데, 침실을 한곳으로 합치고 나머지 방을 사무실로 만들었습니다
litre. Odayı kapatıp, suyun buharlaşmasını bekliyorsunuzUtěsníme místnost a počkáme, až se voda vypaří.
Luke'un odayı temizlediğini görmemiş ve öfkelenmişti.그래서 청소를 두번 씩이나 한겁니다. 아버지가 화가 나 있는 걸 알았기 때문이죠.
Luke'un odayı temizlediğini görmemiş ve öfkelenmişti.Luka prvýkrát nevidel a bol nahnevaný.
Luke'un odayı temizlediğini görmemiş ve öfkelenmişti.Luke nicht beim ersten Mal gesehen hatte und der Vater sauer war.
Luke'un odayı temizlediğini görmemiş ve öfkelenmişti.לא ראה את לוק עושה זאת בפעם הראשונה, והאב כעס.
Luke'un odayı temizlediğini görmemiş ve öfkelenmişti.لم ير لووك ينظفها أول مرة، وكان الأب غاضبًا لهذا السبب.
Luke'un odayı temizlediğini görmemiş ve öfkelenmişti.サボっているのではと怒ったのです このような清掃員や技師、看護師の行動は
Mrs. Hall odayı terk hakkında hiç konuşma gelişmeler bu sefer yaptı, o Mr.부인 홀 방을 떠나했는데 - 그녀는 회화 발전이 시간을 만들어도,
Mrs. Hall odayı terk ettikten sonra, o, ateşin önünde ayakta kaldı düşmanca bakışlar, Mr.부인 홀이 방을 떠난 후, 그는 화재 앞에 서 남아
Mrs. Hall odayı terk ettikten sonra, o, ateşin önünde ayakta kaldı düşmanca bakışlar, Mr.Kun rouva Hall oli lähtenyt huoneesta, hän seisoi edessä tulipalon, räikeä, niin Mr.
Mrs. Hall odayı terk ettikten sonra, o, ateşin önünde ayakta kaldı düşmanca bakışlar, Mr.بعد السيدة قاعة غادر الغرفة ، وقال انه ما زال يقف أمام النار ،
Mrs. Hall odayı terk ettikten sonra, o, ateşin önünde ayakta kaldı düşmanca bakışlar, Mr.まぶしいので、氏Henfreyはクロック補修で、それを置く。
Mrs. Hall odayı terk hakkında hiç konuşma gelişmeler bu sefer yaptı, o Mr.وكانت السيدة على وشك مغادرة قاعة الغرفة -- أنها قدمت أي تقدم التخاطب هذا الوقت ،
Mrs. Hall odayı terk hakkında hiç konuşma gelişmeler bu sefer yaptı, o Mr.彼女は氏Henfreyの前であぐらをかいたことを望んでいないので、 - 時彼女の訪問者
İlgili Sayfalar