Dükün hatırasına yaş çekerek odasından iki gün çıkmadı.天国で2週間だけ夢子の体を借りることになった時子。
Köy odası (Köy Konağı) vardır.İçme suyu şebekesi vardır.おだいどこ(居酒屋) 和風居酒屋。
Bütün ekip, oturma odasında sıraya dizilmiştir, herkesin elinde bir silah vardır.カプア城内の全ての武器は集められ、全ての城門には衛兵が配置された。
Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı.専門学校でフランス語の通訳の経験がある。
1821'de Tercüme Odası kuruldu.1821年に居館が改築された。
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.オフィスワークにおいては通常、個人ごとに机と椅子とが割り当てられる。
Hep kendi odasında kapanır ve bütün gün gitar çalar.常に自室で横になっており、人生の喜びをすべて諦めている。
Konya Valisi iken, makam odasında, görev başında iken aniden rahatsızlanarak vefat etmiştir.作中では試合中に首の骨が折れ即死の状態であった主人公に憑依して試合をした。
Gelin, törenle gelin odasına alınır.彼と共にホワイトハウスの式典に参列する。
Cassius Dio, Antonia'nın onu odasına kitlediğini ve açlıktan ölmesine iin verdiğini aktarır.カッシウス・ディオによると、アントニアは娘リウィッラを監禁、餓死させたと言う。
Odasına girdi.彼は自分の部屋に入った。
Odası düzensiz.彼の部屋は汚い。
Onun odası düzensiz.彼の部屋は汚い。
Onlar daha sonra 2 Mayıs 1998'de Hogwarts Savaşı'nda savaşmak için İhtiyaç Odası'na giderler.後來他們在1998年5月2日返到萬應室參與霍格華兹之戰。
Bina hala duruyor; Hitler'in eski odası depo için kullanılır.”这座建筑仍然存在,原来希特勒的房间用于储藏。
17 Aralık 1981 günü Tiran'da kafasından kurşunla vurulmuş şekilde yatak odasında ölü bulundu.1981年12月17日,他被发现死在地拉那他的卧室裡,头部有枪伤。
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.我起床,走进客厅(只穿着晨衣)见他们。
En temel haliyle bir bulut odası, aşırı doymuş su veya alkol buharı içeren kapalı bir ortamdır.最簡單的雲室,只是一個密封的環境,裡面充滿過飽和的水蒸氣或酒精。
Ocak 2013'te EU Business School Cenevre Ticaret, Sanayi ve Hizmetler Odası sponsor oldu.2013年1月,EU商學院成為日內瓦商會、工業和服務業的贊助商。
Ayakkabı sorunu ayakkabıları sanat odasından boya kullanarak siyaha boyayarak karara bağlanır.為了解決鞋子的問題,他在美術教室把鞋子漆成黑色。
Harry Potter ve Sırlar Odası.在《哈利·波特与密室》中。
2. Sahne: Prens Gremin'nin Misafir odasi Tatyana'nın elinde Onegin'in mektubu vardır.第二場景:格列明親王府第的會客室 塔提亞娜收到奥涅金的來信。
Uyandığında bir operasyon odasındadır.被陣內所喚醒。
Kapandığı odasında kendisini yazmaya vermiştir.她在地下室里找到了自己寄出的信。
Yazmayı sürdüremez ama Şvayk'ın bölümlerini Lipnice köyündeki yatak odasında dikte eder.他不能写作後,在Lipnice村家里的卧室里口述帅克的章节。
Yaklaşık 1.100 odası, 100 merdiven çıkışı ve toplamda 4,8 kilometreyi bulan uzun koridorları vardır.该建筑包括约1,100个独立房间、100座楼梯和4.8公里长的走廊。
Kral Odası tümüyle granitten yontulmuştur.国王墓室整体由花岗岩制成。
Hatta odasında bir adet büstü bulunuyor.另外,房子內有一個歡樂廳。
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.连续七个夜晚,叙述者打开了老人的房门,这个过程花了他整整一小时。
Video ayrıca üyelerin 2015 turu süresince bir otel odasında dinlenmiş oldukları görüntüleri içerir.影片展示了团体成员在巡演后在酒店休息的场景。
Öğlen vakti köy odasında topluca yemek yenir.他會半夜摷你家的垃圾。
Üç yaşında babasının yatak odasında babasının saraç iğnesiyle sol gözüne hasar verdi.三岁时,布莱叶在他父親的工铺中試用缝纫锥時誤将左眼戳伤。
Sundurma, eski bir tıp okulu kesme odası, kötü havalandırmalı ve hatta su geçirmez durumdaydı.这个棚屋以前是一所医学院的解剖室,通风差,常漏水。
Balıkesir Sanayi Odası.商業辦公大樓。
Şu anda sadece Köy Odası hizmettedir.現在僅存門房。
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.桌通常與椅一起出現。
Bina 14 katlı olup, 1037 odası bulunmaktadır ve 64 metre yüksekliğindedir.该建筑高14层,64米,内部有1037个房间。
Panikleyerek yatak odasına saklanır.上崩于避暑山庄行殿寝宫。
Eserler, evin 5 odası ve salonunda sergilenir.興趣是室內五人制足球和攝影。
İslami Ticaret ve Sanayi Odası (ICCI), Karaçi, Pakistan.伊斯蘭工商會(ICCI),位於巴基斯坦卡拉奇。
Aynı zamanda bir bulut odasında parçacık izlerinin oluşturulmasında çok önemli bir işlemdir.凝結也是在云室中追蹤粒子的關鍵過程。
10 Ocak 1971'de 30 yıldır yaşadığı Paris Ritz'deki odasında yatağında ölmüştür.這樣的事情在他為巴黎里茨酒店工作的十一年裏,經常發生。
Onarım sırasında, tüm işler iki parlamento komite odasında yapılmıştır.罷免程序可在國會兩院的任何一院展開。
Ayrıca TARDIS'in konsol odası yeniden tasarlanmıştır.片中的巴克斯特大厦也重新进行了设计。
Hava açık olan yanma odası boyunca akış yapar (Girer ve çıkar).如果沒有厚大氣層的話,這類行星則是海洋行星。
Orada bekleyen gençler, Damadın gelin odasına girişi sırasında sırtına yumruk vurmaya çalışırlar.压轿男童要站在新娘所在的屋子的窗户外面,听候打鸡。
Sünnet odasında padişah huzuruna çıkıp onunla görüştü.当天倪德未婚妻到太仓去看他。
Grubun buluşma noktası İhtiyaç Odası'dır.休息的場所是僕役大廳。
Kalan beş anahtarı ise kontrol odasının farklı yerlerine saklamıştır.五人被带到派出所后分别关在了不同的审讯室。
Alt kata bir de küçük konferans odası vardır.站内还设有一个小型候车室。
O esnada TSK birlikleri (not: yanlışlıkla Askerî İnzibat gösgerilmektedir.) hotelin odasını basarlar.中華民國空軍成立「經國號戰機接受小組辦公室」。
Yatak odası Uyku tulumu Beşik Barış Yatağı琴书堂 扶风堂 敦厚堂 五经堂 孝思堂
Lincoln, bir otel odasında bir hademe cesedi bulunduğu haberini okur.原題:絞殺る(しめる) 在賓館的房間裡發現了一具男性屍體。
1,100 odası bulunmakta ve 2 yeraltı otoparkı ile 12 kata sahiptir.1,100개의 방이 있으며 12층의 높이이다.
Wollstonecraft annesini korumak için yatak odasının önünde uyumaya başlamıştı.10대 시절 울스턴크래프트는 어머니를 지키기 위해 어머니 방으로 들어가는 문지방을 베고 눕곤 했다.
Hava açık olan yanma odası boyunca akış yapar (Girer ve çıkar).조선시대때 태조 이성계의 잠구시에 "백운(白雲)"에서 유래.
Çoğu akreditif mektubu, Uluslararası Ticaret Odası tarafından ilan edilen kurallarla düzenlenir.대부분의 신용장은 신용장통일규칙으로 알려진 국제상공회의소에 의해 공표된 규정에 의해 규율된다.
Oturma odası aile bireylerinin bir arada oturdukları odadır.거실은 가족이 모여 일상생활을 하는 공간이다.
Anna, Will'i otel odasına davet eder ve beklenmedik bir şekilde Anna Amerikalı erkek arkadaşıyla karşılaşır.애나는 윌리엄을 호텔방으로 초대하지만, 애나의 미국 남자친구가 이미 도착해 있는것을 확인하게 된다.
Yaklaşık 1.100 odası, 100 merdiven çıkışı ve toplamda 4,8 kilometreyi bulan uzun koridorları vardır.기존 건물을 포함하여 약1100개의 방과 100여개의 계단 그리고 4.8km의 복도가 있다.