Daha iyi bir okuma odası.De hoofdplaats is Reading.
Walter, Frances'in odasına döner ve Danny'yi yatağa bırakır.Daarna pakt hij Danny op en rent hij naar Frances' kamer.
(Donny Hathaway, 1979 yılında kendi otel odasında suikasta uğrayarak öldürülmüştür.)(Cseh verbleef tot zijn dood in 1979 in een verzorgingsinstelling).
Toplantı odası kapatılmış ve meclis bir haftalığına Hub'a taşınmıştır.De gemeente nam dit serieus en in een week was de verhuizing van HBS rond.
Daha sonra Pays de la Loire bölge sanayi ve ticaret odasında yönetici olmuştur.Dar es Salaam bleef het bestuurs- en handelscentrum.
Hutter şatonun içinde dolaşırken Kont Orlok'un odasına girer ve odada küçük bir el kitabı bulur.Wanneer Hutter later het kasteel verkent, ontdekt hij Orlok slapend in een doodskist.
Ama artık odasını Zack'le paylaşmak zorunda olmadığı için de mutludur.Daar realiseert ze zich dat Jake helemaal niet bij haar past en dat ze eigenlijk ook verliefd is op Colin.
Uyandıktan sonra araştırma odasına geçerler.Vlak na zijn vertrek stormt laatstgenoemde de recherchekamer binnen.
Burası gerçekten kraliyet sarayı odası idi.Toen behoorde het aan het koningshuis.
Onarım sırasında, tüm işler iki parlamento komite odasında yapılmıştır.De werkzaamheden van de Tweede Kamer worden geregeld in het Reglement van Orde van de Tweede Kamer.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Uit protest ben ik op mijn bed gaan liggen en ik dacht: bekijken jullie het allemaal maar.
Bölgedeki girişimciler, kuracakları ticarî kuruluş için öncelikle bu ticaret odasına başvurmak zorundadır.De ondernemer moet zich eerst wel bij de Kamer van Koophandel laten inschrijven.
Ayrıca TARDIS'in konsol odası yeniden tasarlanmıştır.De neus van de cockpit was opnieuw ontworpen.
Gaz odası, idam için kullanılan bir yöntemdir.De elektrische stoel is een apparaat waarmee de doodstraf ten uitvoer kan worden gebracht.
Bugünkü esnaf ve sanatkarlar odası gibi.Tegenwoordig zijn er kunst- en souvenirwinkels gehuisvest.
Odasını Josh' la paylasmak zorunda olan Drake ise bu konudan hiç memnun değildir.Garfield, en de wekker zelf ook, zijn hier niet zo blij mee.
Yukarıda ise çalışma odaları ve toplantı odası var.Erboven zijn er vergaderzalen en een receptieruimte.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Ze hadden plannen om een kind te krijgen en ze hadden al een kamer tot babykamer omgebouwd.
Odasına geri döner.Daarna gaat hij terug naar zijn kamer.
UUİ için etkin bir kontrol odasını da içerir.Er is ook een licht vernieuwde begingeneriek.
Buhar odasında en fazla 10 dakika kalınmalıdır.De verblijftijd in het vast bed bedraagt tot 1 minuut.
Starkiller zor bela İmparator'un taht odasına ulaşır.De meeste beginnen op de gemakkelijk bereikbare hoogvlakte Campo Imperatore.
Iokaste de kendisini odasında asar.Hij had zichzelf opgehangen in zijn garage.
Şu anda sadece Köy Odası hizmettedir.Momenteel bevindt zich er alleen nog een dorpshuis.
Trusotski geceyi Velçaninov'un odasında geçirir ve Velçaninov'u jiletle öldürmeye çalışır.Troesotsky blijft overnachten op de kamer van Veltsjaninov en besluipt hem met een scheermes.
Kız evi ise yatak odası ve beyez eşyayı düzmekle mükelleftir.In een beter hotel staat haar kamer vol babyspullen.
Destiny'deki odasında uyanır.Hij zet het bed in Kathy’s kamer.
Çavuş, daha sonra Spencer'ın odasına gider.Even later gaat hij naar de slaapkamer van Vivienne.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Dikwijls door een ruimte in te richten met stoelen en tafeltjes.
Hava açık olan yanma odası boyunca akış yapar (Girer ve çıkar).Hij valt op door het in het midden ingesnoerde halsschild (pronotum).
Sağda hakimiyet odası bulunurdu.De opkamer bevindt zich in het rechter gedeelte.
Bu evin altı odası var.Dit huis heeft zes kamers.
Bay Johnson'ın odası büyük bir odaydı.De kamer van mijnheer Johnson was een grote.
Bay Johnson'ın odası büyük bir odaydı.De kamer van de heer Johnson was een grote kamer.
O üst kata yatak odasına gitti.Ze ging de trap op naar haar slaapkamer.
Tom'un kendi yatak odası vardır.Tom heeft zijn eigen slaapkamer.
Babam odasında.Mijn vader is in zijn kamer.
Tom sorgu odasında.Tom zit op de ondervragingskamer.
Evimin iki yatak odası var.Mijn huis heeft twee slaapkamers.
O, yatak odasını erkek kardeşiyle paylaşmalıydı.Hij moest zijn slaapkamer met zijn broer delen.
Bu toplantı odası yeniden boyanmalı.Deze vergaderruimte moet opnieuw worden geverfd.
Kontrol odasına gidiyorum.Ik ga naar de controlekamer.
Ocak 2013'te EU Business School Cenevre Ticaret, Sanayi ve Hizmetler Odası sponsor oldu.W styczniu 2013 roku, UE Business School została sponsorem Izby Handlu, Przemysłu i Usług w Genewie.
17 Aralık 1981 günü Tiran'da kafasından kurşunla vurulmuş şekilde yatak odasında ölü bulundu.17 grudnia 1981 został znaleziony martwy w sypialni w swoim domu w Tiranie z kulą w głowie.
Uyandığında bir operasyon odasındadır.Podczas operacji budzi się pacjent.
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.Siedem nocy z rzędu otwiera on drzwi do pokoju starego człowieka, za każdym razem zajmuje mu to pełną godzinę.
Karaçi Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı oldu.Był przewodniczącym Izby Handlu i Przemysłu w Karaczi.
Bölüm 3 – Ticaret Bölgesi Geralt Vizima'nın zengin bölgesinde Triss Merigold'un şahsi odasında uyanır.Geralt budzi się w osobistej komnacie Triss Merigold, w zamożnej dzielnicy Wyzimy.
13 Kasım 2005'te Eddie Guerrero otel odasında ölü bulundu.13 listopada 2005 roku Eddie Guerrero został znaleziony martwy w swoim domu w Minneapolis.
Sağ tarafta misafir odasını, biraz ileride solda tiyatro salonunu görüyoruz.Na lewo pamiętam salonik, dalej salon.
4 Aralık 2007'de Pimp C, West Hollywood, Kaliforniya'da hotel odasında ölü bulundu.Dnia 4 grudnia, 2007 roku, Pimp C został znaleziony martwy w pokoju hotelowym w Kalifornii.
Panikleyerek yatak odasına saklanır.Sparaliżowany strachem ucieka do swojego pokoju.
Artık Cehennem Ağzı'nın tam üzerinde müdür odası vardır.Izbą wyższą jest Izba Radców.
Bunlara kimi zaman çalışma odası (atölye) ve banyo eşlik ederdi.Przez jakiś czas czynny był kiosk "Ruchu" oraz toalety.
Aynı gece Enzo, odasına gitmesi için Lana'dan bir mesaj aldı.Tej samej nocy Amore otrzymał wiadomość SMS od Lany, w której zaprosiła go do pokoju hotelowego.
Makine Mühendisleri Odası.Ośrodek przemysłu maszynowego.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Fabryka produkowała przede wszystkim stoły i krzesła.
Destiny'deki odasında uyanır.W pokoju Spota panuje bałagan.
Oğulları Hunter'ın odası hariç bütün ev darmadağın olmuştur.Wszystkie pokoje, z wyjątkiem sypialni ich małego synka Huntera są wywrócone do góry nogami.
Kadın onu odasına çıkartır, birlikte olurlar (bu Persse'nin ilk cinsel tecrübesidir).I będzie mieszkał z nimi, a oni będą ludem jego, a sam Bóg będzie z nimi.