Tom yatak odasındaki duvarların rengini beğenmiyor.Tom doesn't like the color of the walls in his bedroom.
Tom Mary'nin odasını görmek istedi.Tom wanted to see Mary's room.
Lupita Nyong'o'nun elbisesi onun otel odasından çalındı.Lupita Nyong'o's dress was stolen in her hotel room.
Odasının ne kadar küçük olduğu konusunda daima şikayetçidir.He is always complaining about how small his room is.
Dan yatak odasını bir ofise dönüştürdü.Dan converted his bedroom into an office.
Polis, Dan'ın odasında şüpheli hiçbir şey bulmadı.The police found nothing suspicious in Dan's room.
Dan Linda'yı odasında ağlarken buldu.Dan found Linda crying in her room.
Dan odasının duvarlarını ırkçı sembollerle süsledi.Dan decorated the walls of his room with racist symbols.
Dan odasının çöpünü temizledi.Dan trashed his room.
Dan'ın yatak odası düzensizlik içindeydi.Dan's bedroom was in disarray.
Dan'ın odasında bir sürü stereo eğlence ekipmanı vardı.Dan had a lot of stereo entertainment equipment in his room.
Davetsiz bir misafir Dan'ın odasına girdi.An intruder entered Dan's room.
Bunun Tom'un odası olduğuna emin misin?Are you sure this is Tom's room?
Polis, Mary'nin odasında Tom'un ayak izini buldu.The police found Tom's footprint in Mary's room.
Tom odasında birçok kitabı var.Tom has a lot of books in his room.
Git ve Tom'un odasında olup olmadığına bak.Go and see if Tom is in his room.
Tom şimdi odasında ders çalışıyor.Tom is now studying in his room.
Tom odasını düzenlemeli.Tom needs to organize his room.
Tom şu anda odasında çalışıyor.Tom is studying in his room now.
Tom'un yatak odası benimkinden daha temizdir.Tom's bedroom is cleaner than mine.
Yatak odası kapısı neden kapalı?Why's the bedroom door closed?
Tom'un yatak odasını hangi renk boyayacaksın?What color are you going to paint Tom's bedroom?
Tom Mary'yi öldürdüğü bıçağı John'un yatak odasına sakladı.Tom hid the knife he'd killed Mary with in John's bedroom.
Yaklaşık on yıl önce bir sohbet odasında tanıştık.We met in a chat room, around ten years ago.
Tom, odasında uyuyor.Tom is in his room sleeping.
Tom yatak odasını bir ofise dönüştürdü.Tom converted his bedroom into an office.
Tom odasına gitti, pijamasını giydi ve yatağa uzandı.Tom went to his room, changed into his pajamas, and got into bed.
Tom odasını çok temiz tutmaz.Tom doesn't keep his room very clean.
Tom'un odası temiz değildi.Tom's room wasn't clean.
Tom, çalışma odasına girip kapıyı kilitledi.Tom went to his study and locked the door.
Tom odasına geri gitti ve uzandı.Tom went back to his room and lay down.
O, oturma odasında yüce İsa'nın bir resmine sahip.He has a painting of Jesus Christ in the living room.
Tom çocuklarla birlikte oturma odasında çizgi filmler izliyor.Tom is in the living room watching cartoons with the kids.
Tom'un odası çok küçük.Tom's room is very small.
Geçen hafta sadece Tom'un odasını boyattık.We just had Tom's room painted last week.
Tom odasını mavi boyamak istiyor.Tom would like to paint his room blue.
Bodrumda bir aile odası var.There's a family room in the basement.
O, odasına gitti böylece dinlenebildi.She went inside her room so she could rest.
Tom odasında, büyük annesine bir mektup yazıyor.Tom is in his room, writing a letter to his grandmother.
Tom'un odası gerçek bir karmaşa.Tom's room is a real mess.
Tom'un odası çok dağınık.Tom's room is very messy.
Tom'un annesi ona odasını temizlemesini söyledi.Tom's mother told him to clean his room.
Tom en azından haftada bir kez odasını temizler.Tom usually cleans his room at least once a week.
Mary odasındaki mumları yakmaz.Mary doesn't light the candles in her room.
Onun odasındaki her şey küçük.Everything in her room is small.
Savaş Odası'nda savaşmaya izin verilmemektedir.Fighting is not permitted in the War Room.
Oturma odasına uymadığı için masayı hediye olarak verdim.I gave away the table because it does not fit in the living room.
Yatak odası penceresini açık bırakma.Don't leave the bedroom window open.
Mary maymuncuk kullanarak Tom'un odasına girdi.Mary broke into Tom's room using a lockpick.
Tom'un evinin üç tane yatak odası var.Tom's house has three bedrooms.
Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.There were footprints outside Tom's bedroom window.
Tom'un odası, evdeki en büyük odaydı.Tom's room was the largest one in the house.
Tom'un odası büyük bir taneydi.Tom's room was a large one.
Tom kendi odasına geri döndü ve uzandı.Tom went back to his own room and lay down.
Mary ziyarete geldiğinde, Tom odasını temizlemeye henüz başlamıştı.Tom had just started to clean his room when Mary came over to visit.
Annem eve dönmeden önce oturma odasını temizlemek zorundayız.We've got to clean the living room before mom gets home.
Tom ödevini yaparken yatak odasındaydı.Tom is in his bedroom doing his homework.
Alice odasında uyuyor.Alice is sleeping in her room.
Tom bütün gün odasında hiçbir şey yapmadan oturuyor.Tom is sitting all day in his room accomplishing nothing.
O ağlayarak odasına koştu.She ran to her room, crying.