Onlar yemek odasını ne zaman açarlar?When do they open the dining room?
Tom yemek odasında Mary ile öğle yemeği yiyor.Tom is eating lunch with Mary in the dining room.
Mary oturma odasına girdiğinde, Tom spor sayfasını okuyordu.Tom was reading the sports page when Mary came into the living room.
Polis, Tom'un oturma odasında bir gizli kamera buldu.The police found a hidden camera in Tom's living room.
Tom isteksizce yatak odasına döndü.Tom reluctantly went back to his bedroom.
Tom oturma odasının ortasında oturuyordu.Tom stood in the center of the living room.
Tom erkek kardeşiyle bir yatak odasını paylaşıyor.Tom shares a bedroom with his brother.
Tom kendisini odasına kilitledi ve kimsenin içeri girmesine izin vermedi.Tom locked himself in his room and wouldn't let anyone in.
Tom yukarı kata odasına gitti.Tom went upstairs to his room.
Tom, bitişik yatak odasına baktı.Tom looked into the adjoining bedroom.
Tom tekerlekli sandalyeyi Mary'nin odasına doğru itti.Tom pushed the wheelchair into Mary's room.
Tom'un odası benim karşımdaki koridorda.Tom's room is across the hall from mine.
Mary'nin yatak odası benimkinden daha temiz.Mary's bedroom is cleaner than mine.
Misafir odasının nerede olduğunu sana göstereyim.Let me show you where the guest room is.
Tom odasını düzenledi.Tom put his room in order.
Tom'un evinde gizli bir odası var.Tom has a secret room in his house.
Kız kardeşini ağlattığı için Tom odasına gönderildi.Tom was sent to his room, because he made his sister cry.
Tom odasını beyaza boyadı.Tom painted his room white.
Yemek odası masasındaki örtü beyazdır.The tablecloth on our dining room table is white.
Mary pembe elbisesiyle oturma odasını gezdi.Mary walked through the living room in her pink robe.
Tom dün gece oturma odasında uyudu.Tom slept in the living room last night.
Çalışma odasında konuşabiliriz.We can talk in the study.
Tom odasında kaldı.Tom stayed in his room.
Tom, Mary'ye odasından uzak kalmasını söyledi.Tom told Mary to stay out of his room.
Tom yatak odasında gömleğini değiştiriyor.Tom is in his bedroom changing his shirt.
Orada kim olduğunu görmek için Tom yemek odasına bakındı.Tom looked around the lunch room to see who was there.
Ders kitaplarımı yemek odasında bıraktım.I left my textbooks in the lunch room.
Bütün öğrenciler yemek odasındaydı.All the students were in the lunch room.
Tom bana odasını kullanabileceğimi söyledi.Tom told me that I could use his room.
Tom odasının temizlenmesinin söylenmesinden hoşlanmaz.Tom doesn't like being told to clean his room.
Tom ona odasını temizlemesini söylemedikçe asla odasını temizlemez.Tom never cleans his room unless I tell him to.
Kirli giysiler soyunma odasının havasında iğrenç bir koku bıraktı.The dirty clothes left a foul odor in the air of the locker room.
Tom hâlâ bekleme odasında oturuyor.Tom is still sitting in the waiting room.
Tom bir dergi okuyarak bekleme odasında oturdu.Tom sat in the waiting room reading a magazine.
Birçok zengin insanın evlerinde güvenli bir odası var.Many rich people have a safe room in their houses.
Birçok zengin insanın evinde kasa odası vardır.Many rich people have a safe room in their houses.
O yatak odası için daha açık bir maviyi tercih ederim.I prefer a lighter blue for that bedroom.
Eşyalarınızı yemek odası masasına koymayın.Don't put your belongings on the dining-room table.
Biz bu yatak odasında bir tütün kokusu alabiliyoruz.We can smell an odor of tobacco in this bedroom.
Biz yemek odasında akşam yemeği yeriz.We eat dinner in the dining room.
Misafirler oturma odasında.The guests are in the living room.
O, önce odasına geldi.He came into the room first.
O, Gilles'i odasına kadar çıkaracak.He will send Gilles up to the room.
Tom'un yatak odası duvarında Mary'nin bir resmi vardır.Tom has a picture of Mary on his bedroom wall.
Tom'un odası oldukça küçük.Tom's room is quite small.
Tom'un yatak odasının sadece küçük bir penceresi var.Tom's bedroom only has one small window.
Odası küçük ama temizdi ve yemek de iyiydi.His room was small but clean, and the food was good.
Bob, onun bagajını oturma odasına taşımamda yardım et.Bob, help me carry his luggage to the living room.
Tom'un odası ne tarafta?Which way is Tom's room?
O, müdürün odasındaki meslektaşlarına katıldı.He joined his colleagues in the director's office.
Sakin olan çalışma odasında konuşalım.Let's talk in the study where it's quiet.
Bu yer bir soyunma odası gibi kokuyor.This place smells like a locker room.
Tom henüz odasını temizlemedi.Tom hasn't cleaned his room yet.
Tom odasında çalışarak çok zaman harcar.Tom spends a lot of time in his room studying.
Tom Mary'ye odasını temizlemesini söyledi.Tom told Mary to clean her room.
Tom odasından dışarı çıktı.Tom came out of his room.
Tom bana odasını gösterdi.Tom showed me his room.
Tom neredeyse hiç odasından çıkmaz.Tom hardly ever leaves his room.
Odasına son kez baktığımda Tom hâlâ uyuyordu.Tom was still sleeping the last time I looked into his room.
Tom odasına döndü.Tom went back into his room.