Tom'un yatak odasında gitar çaldığını duyabiliyorum.I can hear Tom playing guitar in his bedroom.
Tom kapıyı arkasından çarparak yatak odasında kayboldu.Tom disappeared into his bedroom, slamming the door behind him.
"Neden odan pembe, Tom?" "Ah, bu önce benim kız kardeşimin odasıydı.""Why is your room pink, Tom?" "Oh, this was my sister's room before."
O, odasında tek başına bir kitap okuyordu.She's alone in her room reading a book.
Evin içinden hızla odasına fırladı ve arkasından kapıyı kapattı.She darted across the house to her room and closed the door behind her.
Tom yalnız olmak istediğini söyledi ve sonra odasına gitti.Tom said he wanted to be alone, and then went up to his room.
Lisa'nın odası yeniden temizlenmeli.Lisa's room needs to be cleaned again.
Tom'un odasının kapısı kapalıydı.The door to Tom's room was closed.
Tom yemek odasında.Tom is in the lunchroom.
Tom yatak odasına koştu ve kapıyı kapattı.Tom ran into the bedroom and slammed the door.
Tom sözde yatak odasını temizliyor.Tom is supposedly cleaning his bedroom.
Tom yatak odası penceresinden dışarı atladı.Tom jumped out of his bedroom window.
Tom yatak odası kapısını çarparak kapattı.Tom slammed his bedroom door closed.
Tom yatak odası kapısını sessizce kapattı.Tom quietly closed the bedroom door.
Emily odasına gidiyor.Emily is going to her room.
Emily odasına gitti.Emily went to her room.
Emily şu anda odasında ders çalışıyor, bu yüzden lütfen onu rahatsız etmeyin.Emily is studying in her room right now, so please do not disturb her.
O sohbet odasında bir sürü erkekle tanıştı.She met many boys in the chatroom.
Bu Tom'un yatak odası mı?Is that Tom's bedroom?
Tom sessizce yatak odasına girdi.Tom entered the bedroom quietly.
Tom sessizce bebeğin odasına girdi.Tom quietly entered the baby's room.
O, odasında.She's in her room.
O, özel odasında.She's in the boudoir.
Tom odasını önceden temizledi mi?Has Tom already cleaned his room?
Tom'un odasını temizlemesine yardım ettim.I helped Tom clean his room.
Tom'a odasını temizlemesini söyledim.I told Tom to clean his room.
Tom şimdi odasını temizliyor mu?Is Tom cleaning his room now?
Tom'un odasından uzak dur.Stay out of Tom's room.
Tom her zaman odasını temiz tutar.Tom always keeps his room clean.
Tom her zaman odasını düzenli tutar.Tom always keeps his room neat.
Tom koşarak oturma odasına geldi.Tom came running into the living room.
Tom her pazartesi odasını temizler.Tom cleans his room every Monday.
Tom konferans odasının kapısını kapattı.Tom closed the conference room door.
Tom odasının çok küçük olduğundan yakındı.Tom complained that his room was too small.
Tom acil odasında düştü.Tom ended up in the emergency room.
Tom konferans odasına girdi, belgelerle dolu büyük bir karton kutu taşıyordu.Tom entered the conference room, carrying a large cardboard box full of documents.
Tom odasında Fransızca çalışıyor.Tom is in his room studying French.
Tom muhtemelen odasındadır.Tom is probably in his room.
Tom muhtemelen yukarıda odasında.Tom is probably up in his room.
Tom hâlâ soyunma odasının anahtarını arıyor.Tom is still looking for his locker key.
Tom soyunma odasının kapısını tekmeleyerek kapattı.Tom kicked the locker room door shut.
Tom kendini yatak odasına kilitledi.Tom locked himself in his bedroom.
Tom konferans odası kapısını açtı.Tom opened the conference room door.
Tom konferans odasına giden kapıyı açtı.Tom opened the door to the conference room.
Tom odasına döndü ve ve kapıyı kapattı.Tom returned to his room and closed the door.
Tom odasının köşesindeki elbise yığını üzerine kirli çoraplarını attı.Tom threw his dirty socks on the pile of clothes in the corner of his room.
Tom odasına gitti ve kapıyı kapadı.Tom went into his room and closed the door.
Tom'un odası dağınık.Tom's room is messy.
Oğlanların odası sağda ve kızların odası solda.The boys' room is on the right, and the girls' room is on the left.
Onların oturma odasında bir yuvarlak masası var.They have a round table in the living room.
Erkeklerin odası sağda ve kadınlarınki solda.The men's room is on the right, and the women's is on the left.
Onun odasında kimseye izin vermeyin.Don't let anyone in his room.
Tom üç gün önce Boston'daki otel odasında ölü bulundu.Tom was found dead in his hotel room in Boston three days ago.
Tom oturma odasına yürüdü, hâlâ gömleğini düğmeliyordu.Tom walked into the living room, still buttoning his shirt.
Tom odasında bir bavul topluyor.Tom is in his room, packing a suitcase.
Yarım saat içinde seni toplantı odasında göreceğim.I'll see you at the meeting room in half an hour.
Tom üzerinde "oturma odası eşyası" işaretli bir karton kutuyu açtı.Tom opened a cardboard box marked "living room stuff."
Tom sorgu odasına giden kapıyı açtı.Tom opened the door to the interrogation room.
Tom çamaşırları katlarken oturma odasında oturuyordu.Tom was sitting in the living room folding laundry.
Tom oturma odasında oturmuş, çamaşırları katlıyordu.Tom was sitting in the living room folding laundry.