Evin odaları içeriden birbirine bağlıdır.De woningen staan binnen met elkaar in verbinding.
Yıkanma odaları bu sütunların üzerinde bulunmaktaymış.Onder deze constructies bevonden zich de kleedkamers.
Misafirler bu odalarda ağırlanır.De nieuwe gasten kunnen deze kamers betrekken.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.De voorzijde is voorzien van zijn portret.
Odalar mermer döşemelidir.De muurschilderingen imiteren marmer.
Buna karşın, bazı özel kraliyet odaları hala bu özel muhafızlarca korunmaktadır.Dit is echter een afzonderlijk korps van koninklijke lijfwachten.
Bu dönemde krallar mastaba denilen dikdörtgen kerpiç odaların altına gömülmüştü.Tot die tijd werden koningen begraven in de zogenaamde mastaba's, vierkante stenen monumenten.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Na het eten worden de vrienden naar relaxkamers gebracht.
Örneğin ev denince bütün odalarının akla gelmesi gibi.Ze hebben kamers en zijn volledig als huishouding ingericht.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Het rust niet op de kledij die de reiziger draagt.
Yukarıda ise çalışma odaları ve toplantı odası var.Erboven zijn er vergaderzalen en een receptieruimte.
Odaların hepsi güneye meydana açılmaktaydı.Deze tempels waren dan ook alle op het zuiden gericht.
1859 yılında ise semahane, selamlık ve dergah odalarının bulunduğu ana yapı, günümüzdeki şekliyle inşa edildi.In 1859 werd het huidige, bakstenen, gebouw opgericht.
Ayata açılan genellikle 2 oda vardır, bu odalara "işker" adı verilir.Meestal rondom een deur, vandaar de benaming deurlijst.
Salondan yan taraflardaki küçük odalara geçilir.De rentenierskamer ligt aan de andere kant van de mooie kamer.
Kapıcı ve ziyaretçi keşişler için kilisenin kuzey duvarına bitişik odalar bulunmaktaydı.Voor gasten waren er kamers aan de noordwestkant van de kerk.
Hangi odalar boş?Welke kamers zijn er vrij?
Oyun Leeds'teki pahalı bir otelin odalarından birinde geçer.Miejsce akcji toczy się w hotelu w Leeds.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Wskazane jest także zdezynfekowanie ubrania zasypką do odzieży.
Öğrenciler 4 kişilik odalarda kalmaktadırlar.Na wyższych piętrach znajdowały się 4-osobowe pokoje studenckie.
Evin odaları içeriden birbirine bağlıdır.Pokój jest zamknięty od wewnątrz.
Odalar genellikle uyumak ve eşya veya malları saklamak üzere kullanılırdı.Na miejscu zazwyczaj zmuszano ich do zdjęcia ubrań oraz oddania dokumentów i przedmiotów osobistych.
Her katta öğrenciler için etüt odaları mevcuttur.Na górce przeznaczono pomieszczenia na mieszkania dla nauczycieli.
Bu odaların sayısı daha sonra dokuza kadar yükseldi.Liczebność kurii wzrosła tym samym do dziewięciu.
Plan şemasında, bina boyunca uzanan geniş bir koridor ve iki yanında odalar bulunmaktadır.W środku znajduje się korytarz wiodący na całej długości oraz pomieszczenia wzdłuż niego.
Tatami (Japonca: 畳), geleneksel Japon tarzı odalarda zemin malzemesi olarak kullanılan bir minder türüdür.畳) – tradycyjna mata japońska, używana do pokrywania podłogi.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.Kilka z jego dzieł to portrety dworzan.
Erkekler kış döneminde köy odalarında bir araya gelirler.Zimą osobniki zbierają się na noclegowiskach.
Üst katta ise özel odalar bulunmaktadır.Na piętrze domu znalazły się pomieszczenia o prywatnym charakterze.
Köyde misafir odaları bulunmaktadır.W mieście są również oferowane pokoje gościnne.
Büyük ihtimalle daha özel odalara gittiği düşünülebilir.Podejrzewa się, że w rzeczywistości zamieszkuje on większy obszar.
Yukarıda ise çalışma odaları ve toplantı odası var.Posiada wystawy i salę konferencyjną.
Apsisin her iki yanında uzunca odalar vardı.Po jego obu stronach znajdowały się pomieszczenia mieszkalne.
Bu odalara genellikle sigara firmaları sponsor olur.Właścicielami tych lokali są często byli zawodnicy.
İsteyen öğrenci bu odalardan birine gidip bir gözetmen nezaretinde istediği çalışmayı yapabilir.Jeśli chcemy, możemy wynająć któregoś, by towarzyszył nam w wyprawach.
Örneğin ev denince bütün odalarının akla gelmesi gibi.Gdy wkraczają do środka okazuje się, że całe miasto składa się z połączonych ze sobą pomieszczeń.
Örneğin kalenin temeline bir park yapıldı, ana odalar ise müze odaları haline getirildi.W zamku doszło do pewnych zmian, zwłaszcza na pierwszym piętrze, na którym zmieniono układ pomieszczeń.
2011 yılında yeni soyunma odaları inşa edilmiştir.W roku 2010 kostiumy zostały zmienione.
Bu odalar Çalışma Odası ve kütüphanedir.Wśród nich są m.in. pokój do pracy i biblioteka.
4 adet sporcu 1 adet hakem soyunma odaları, WC ve duşları mevcuttur.Ma 11 pokojów po 4 łóżka, WC i prysznic wewnątrz.
Hepsi tamamen çıplak bir şekilde gaz odalarına gönderilirdi.Senare fick han i uppgift att fösa in de nakna människorna i gaskamrarna.
Böyle odalara banyo denir.Badplatsen heter även Täbybadet.
Pek çok eski Mısır tapınağı, iç odaları Sirius'u görecek biçimde inşa edilmişti.Ett flertal tempel var ägnade åt Sirius.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.Deras flyg påminner om klädesmalens rörelse i luften.
Bu koridorlar üzerinde medrese odaları sıralanmıştır.Vad gömmer sig i maktens korridorer?
Üst katta ise özel odalar bulunmaktadır.På övervåningen ligger flera sovrum.
Her bir kapı tıpatıp aynı olan başka odalara açılmaktadır.Det sjungs och spelas bakom varenda dörr.
Stadyumun soyunma odalarına yangın çıktı.Branden upptäcktes i fru Seatons klädkammare.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.En av dessa är ett broderat porträtt av honom.
Ayrıca odalarını toparlamak ve kendi dikiş işlerini yapmakla sorumluydular.Hennes roll var också att sköta hans hushåll och hantera hans samlingar och pappersarbete.
Bu odalarda, köye dışarıdan gelen herkes ağırlanır ve istediği kadar konuk edilir.De familjer som finns med här är alla någorlunda välbelagda och vedertagna.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Після вечері гості пішли.
1972-1975 yıllarında Brüksel'de İspanyol Ticaret Odalarının Avrupa Bürosu'nda ekonomist olarak çalışmıştır.З 1972 по 1975 рік Альмунія був економістом Бюро Ради іспанських торгово-промислових палат у Брюсселі.
Yolculuktan sağ çıkmayı başaranların büyük bölümü bu kamplardaki gaz odalarında öldürülmüştür.Більшість в'язнів, що привозилися в табір, умертвляли в той же день у газових камерах.
Soyunma odalarının havasını koklamam lazım.По тканині визначають вік одягу.
Kazılan odalardan biri 45 metrekaredir.В одній із цих кімнат є криниця завглибшки 50 метрів.
Marion: Ben de ödüyorum, otel odalarında buluşanlar da ödüyor.При ньому також є і готель, де розміщуються відвідувачі.
Gaz odaları, 1920'lerin başında, ABD'de idam mahkûmları için kullanılırdı.Газові камери використовувалися для страти засуджених злочинців у США починаючи з 1920-х років.
İki kat ahşap soyunma odaları vardır.Переміщення шляхового візкі здійснюють дві зчеплені дрезини.
Odalarda eşya yoktu ve aylardır içinde kimse oturmamıştı.Немає кімнати, в якій протягом дня не бувало б сонце.