Tekke ya da dikkatimi açmak tapınakta beyefendinin odaları.Lodge, or turn my attention to the gentleman's chambers in the Temple.
Böylece odalarına gittiler, ve bu konuyu düşündüler.So they went back, and they thought about it.
Gitmek istemiyorlar. onlara söyle odalarında şampanya şisesi onları bekliyor.They don't want to go. Tell, that in suites champagne is waiting.
Tüm odaların rezerve edildiğini söylemiştin.There is no room open for vacancy.
Yatak odaları soğuktu, ısıtılmıyordu.The bedrooms were cold. They were unheated.
GAZ ODALARIGAS CHAMBERS
Ve şimdi kendi odalarında bunu yapabilirler.And now they can just do it in the intimacy of their own room.
Sorun şu ki, haberlerin hazırlandığı odalarda da yeterli sayıda kadın çalışan yok.The problem is, of course, there aren't enough women in newsrooms.
Üç ay sonra muayene odaları arasında tek bastonla yürüyebiliyordum.Three months later I could walk between the exam rooms using one cane.
Lodge, veya Temple beyefendi odalarına benim dikkatimi açın.Lodge, or turn my attention to the gentleman's chambers in the Temple.
Sorun şu ki, kanunların konulduğu binaların komite odalarında eğitim olmaz.The trouble is that education doesn't go on in the committee rooms of our legislative buildings.
Soyunma odalarý ayrý yerde mi?Are the dressing rooms divided?
Farklı odalarda dinlemek istiyorsunuz ya da her ne istiyorsanız.You want to hear it in different rooms and whatever.
Odalar çok ferah.The rooms are spacious.
Ülkenin diğer yerlerinde de benzer odalar vardı.Other places around the country had similar rooms.
Belli odalar için mi parça besteliyorum?Do I write stuff for specific rooms?
Bu Mozart'ın müzik yazdığı odalar.This is the kind of rooms that Mozart wrote in.
Bunlar genelde ufak odalarda çalınıyorlardı.These are played mainly in small rooms.
O günlerde, sohbet odaları ve çevrim içi sanal iletişim yollarıyla tanışıyorduk.In those heady days, we were experimenting with chat rooms and online virtual communities.
Mezun olana kadar ayrı odalardasınız tamam mı?Separate rooms until you graduate, okay?
Gittiğim tüm hastane odaları çok sessizdi ve hiç eğlenceli değildi.Everywhere I went, the hospital rooms were so quiet that it was no fun.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.It's fine during the day when the main rooms are flooded with sunlight.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.It's got to get into people's houses, into the bedrooms, into the kitchens.
İlk yıllarımda soyunma odalarında sessizce ağlayarak çok vakit geçirdim.I spent a lot of time in those early years weeping silently in dressing rooms.
Vay bizim yatak odalarına.Wow, it's our sleeping quarters.
Renkler evdeki farklı odaları gösteriyor.The color represents different rooms they are in the house.
Karanlıkta, penceresiz odalarda saklanırız ve genellikle güneş ışığından kaçınırız.We hide in dark, windowless rooms, and generally avoid sunlight.
Önemli bir detay, oyuncular oyunun kuralları hakkında ayrı odalarda bilgilendiriliyorlar.But critically, they're briefed about the rules of the game in separate rooms.
Odalar arasındaki bölümleri flimsiest doğa.The partitions between the rooms are of the flimsiest nature.
Bu konuda odalar içine parıldayan chappie bir dereceye kadar tuhaf.In this matter of shimmering into rooms the chappie is rummy to a degree.
Boş odaları olmadığından böyle yapıyorlar, değil mi?This is because they have no space right now, isn't it?
Üstündeyim. konuşma odaları ve taklitçiler ile ve yatağa çocuklarını götürüpAnd I'm on this.
Efendim, odaları daha iyi olamaz mıydı?Sir, wouldn't the chambers be better?
Düzeltme Odaları.Rectification Chambers.
Tobias, odaların dışındaki Kardeşimize bakınız.Tobias, see our brother out of the chambers.
Andre Luiz, şimdi Düzeltme Odaları Üyesi konumundasınız.André Luiz, now you're a member of the Rectification Chambers.
Zihni, çoğunu bildiğimiz odalardan oluşan bir ev gibi düşünün.Think about the mind as being like a house with many rooms, most of which we're very familiar with.
Geceleyin odaları hava alamayacak şekilde bloke ettik.We blocked them off at night so that they got no ventilation.
Altın çivilerin ağırlığı elli şekeldi. Süleyman yukarı odaları da altınla kaplattı.The weight of the nails was fifty shekels of gold. He overlaid the upper rooms with gold.
Ülkede kurbağalar kaynaştı Krallarının odalarına kadar.Their land swarmed with frogs, even in the rooms of their kings.
Ölüler diyarına giden yoldur onun evi, Ölüm odalarına götürür.Her house is the way to Sheol , going down to the rooms of death.
Bilgi sayesinde odaları Her türlü değerli, güzel eşyayla dolar.by knowledge the rooms are filled with all rare and beautiful treasure.
Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akletmeyen kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Odaların ardından bağırarak sana seslenenlerin çoğu, akıl etmeyen kişilerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Onlara, yaptıklarının kat kat fazlası ödül vardır. Onlar, seçkin odalarda güven içindedirler.These will be given a two-fold reward for their deeds, and will dwell in peace in the high empyrean.
Odalarının arkasından sana seslenenlere gelince, onların çoğu aklını çalıştırmamaktadır.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
(Resulüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Onlara, yaptıklarının iki kat karşılığı verilecektir ve odalarında güvenlik içindedirler.These will be given a two-fold reward for their deeds, and will dwell in peace in the high empyrean.
Odaların/duvarların ardından sana seslenenlerin çoğu düşüncesiz kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.Those who call you from behind the dwellings, most of them have no sense.
Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir.Those who call you from behind the dwellings, most of them have no sense.
Onlar (cennet) odalarında güven içindedirler.They shall live in lofty mansions in perfect peace.
Fakat Rablerinden korkanlar için üstüste yapılmış odalar var.But it is for those who fear their Lord.
Şubat için de aynı durum geçerli ve 15 Mart'a kadar tüm odalar dolu.It is the same in February, and all accommodations have been booked until 15 March.
Odalar dört kişilik ve oldukça genişti.Four women shared a room.
O kadar çok iş vardı ki, soyunma odalarında birer saat kestirir oldum.There was so much work that I ended up taking hour-long naps in the dressing rooms.
Ülkeler, ticaret odaları arasındaki ilişkileri ilerletme konusunda da anlaştı.They also agreed to boost relations between their chambers of commerce.
Bunun yerine otel odaları aramak veya kamping tesislerinde çadır kurmak zorunda kaldılar.Instead, they had to search for hotel rooms or pitch a tent at a campsite.