Muta, 23 Eylül'de IWGP Heavyweight Championship kemerini korumaya odaklanmak için kemeri emekli etmiştir.Muta wycofał tytuł 23 września, skupiając się na obronach jego IWGP Heavyweight Championship.
Gi Group son dönemlerde Kurumsal Sosyal Sorumluluk konusuna odaklanmaktadır.Novae Res poważnie podchodzi do kwestii społecznej odpowiedzialności biznesu.
Kendisi gündeminde Libya ekonomisi üzerine odaklanmaktadır.Miało to znaczny wpływ na gospodarkę libijską.
Farris ile çalışmalara 1997'de son veren Harris, solo kariyerine odaklanmaya karar verdi.W 1997 roku Harris postanowił skoncentrować się na solowej karierze.
Arka kameranın algılayıcı boyutu 2 megapiksel, f / 2.8 diyafram ve 50 cm'den sonsuza odaklanma aralıklıdır.Aparat ma ogniskową 5.2 mm, aperturę f/2.8 i zdolność skupienia od 10 cm do nieskończoności.
Gerçekten ve sadece riskle ilgili olan faaliyetler üzerine odaklanmalıdır.Szczególnie silnie koncentruje się na zagadnieniach związanych ze skłonnością do podejmowania ryzyka.
Bu onun Perslere karşı savaş çabalarına tamamen odaklanmasını sağladı.Bezwzględnie likwiduje wszelkie objawy buntu wobec niego.
Seri cadı çırakları olan Doremi Harukaze liderliğindeki bir grup ilkokul kızına odaklanmaktadır.Czarownica wyrusza na ich czele triumfalnie z obozu.
Gözler yarı açık tutulur, ancak herhangi bir nesneye odaklanmaz.Deras ögon var stora men de hade inte binokulär (framåtriktad) syn.
Oyun İngiliz orta sınıfının sınıf ön yargıları üzerinde odaklanmaktadır.Pjäsen fokuserar på den engelska medelklassens fördomar.
Hikâye yakın gelecekte geçmekte olup sanal gerçeklik ve MMORPG konularına odaklanmaktadır.Serien utspelar sig i nära framtid och fokuserar på olika virtuella verkliga MMORPG-världar.
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Han fortsatte med att ge Tjechov råden att sakta ned, skriva mindre och koncentrera sig på litterär kvalitet.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Senare började bolaget tillverka chokladprodukter.
Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır.Зосередження вірша на старінні та смерті пов'язане з вивченням художніх труднощів.
Batı hükûmetleri yumuşama döneminin başında insan hakları konularına çok fazla odaklanmadılar.Уряди західних країн не наголошували на питаннях прав людини в ранній період відлиги.
Krakow Tarih Müzesi'nin bir parçası olan bu müze özellikle Krakow Yahudilerine odaklanmaktadır.Це відділ Історичного музею Кракова, з особливим акцентом на юдейську спадщину Кракова.
Cinéfondation bölümü, öğrencilerin film okullarındaki filmlerine odaklanmaktadır.Комічний фільм про страхи студента кіношколи.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Історія Тужилова, безперечно, тісно пов’язана з подіями, які відбувалися в краї в цілому.
1985'te davula Scott Sundquist geçti, böylece Cornell vokallere odaklanmaya başladı.V roce 1985 se ke skupině přidal Scott Sundquist jako bubeník, aby se tak Cornell plně soustředil na zpěv.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Postupně se začala vyrábět i tuhá čokoláda.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Jeho zájem se nejprve soustředil na židovskou tematiku.
Program; Avrupa ve Uluslararası çalışmalar konularına odaklanmaktadır.Programy jsou veskrze Evropské a Mezinárodní studia.
Fikirlerine ve bilime olan katkısına odaklanması gerektiğine inanıyordu.Věnoval se popularizaci vědy a vědeckého myšlení.
Bunun yerine, araştırmaya odaklanmaya karar verdi.Namísto toho se však rozhodli informaci zatajit.
Hikâye yakın gelecekte geçmekte olup sanal gerçeklik ve MMORPG konularına odaklanmaktadır.Scena are loc în viitorul apropriat și se concentrează pe diverse lumi virtuale sub forma unor jocuri MMORPG.
Güçlü olduğun yönlere odaklanman lazım.Trebuie să te concentrezi pe punctele tale forte.
Güçlü olduğun yönlere odaklanman lazım.Trebuie să te concentrezi asupra punctelor la care ești bun.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.A történet szinte végig egy börtönben játszódik.
Hızlı başlatma, odaklanma ve çekme.720p HD kameraya kaydına sahiptir.A billentyűzet megvilágított és a kijelző felett található egy 720p felbontású FaceTime HD kamera.
Işıkölçer ise keskin görüntüler elde etmek yerine daha iyi ışık ölçümleri için esnek odaklanmaya sahip.Ez adta az ötletet neki, hogy a homlokzat közvetlen mérése helyett fényképekkel is lehetne dolgozni.
Bunlar hazır olarak başlatılarak kullanıcının hızlı olarak işine odaklanmasını sağlar.Ez azt sugallja a felhasználónak, hogy a program gyorsan elindult.
Lise yıllarında olabildiğince müziğe odaklanmaya başlamış.Gimnáziumi évei alatt kezdett zenéléssel foglalkozni.
Genellikle tek bir endüstri ya da diğer üretim sektörüne odaklanmaktaydılar.Yleensä ne ovat keskittyneet yhteen teollisuuden- tai muuhun tuotantoalaan.
Hikâye İkinci Çin-Japon savaşı sırasında Foshan şehrinde meydana gelen olaylara odaklanmaktadır.Elokuva keskittyy Ipin elämään Foshanin kaupungissa Toisen Kiinan–Japanin sodan aikana.
Bu alt grup temelde Japonya piyasasına odaklanmak üzere kuruldu.Häntä alettiin heti kouluttaa Japanin markkinoita varten.
Fakat Del Rey eğer kariyerinde başarı istiyorsa kitaplara odaklanmalı," yazdı.Kun lakipiste on saavutettu, julkisuus tuhoaa mielellään ilmiön”, Aho sanoo kirjassa.
Müziğe odaklanmak istediği için koleje gitmedi.Hän jätti high schoolin kesken keskittyäkseen musiikkiin.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Järjestö ei ollut aluksi juutalaisille vaarallinen.
Oyun İngiliz orta sınıfının sınıf ön yargıları üzerinde odaklanmaktadır.Θέμα των έργων του είναι κυρίως η ανώτερη μέση αστική τάξη της Αγγλίας.
Gelecek kitabın ise özel göreceliliğe odaklanması bekleniyor.Ιδιαίτερη μνεία πρέπει να γίνει στον φιλολακωνισμό του.
İlk olarak, asıl karşılaşmada, gözlemci odaklanmak için bir uyarıcı seçer.Πρώτα, μετά την πρωτότυπη ενθάρρυνση, ο παρατηρητής διαλέγει ένα ερέθισμα στο οποίο εστιάζει.
Cinéfondation bölümü, öğrencilerin film okullarındaki filmlerine odaklanmaktadır.Det er nødvendigt med abonnement for at se filmene i undervisningssektionen.
Festival indie rock ve deneysel müzik odaklanmaktadır.Musik genren er indie og eksperimental rock.
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.Ved sin grundlæggelse spillede Return to Forever primært latinamerikansk inspireret musik.
Genellikle tek bir endüstri ya da diğer üretim sektörüne odaklanmaktaydılar.De er vanligvis sentrert rundt en enkelt industrivirksomhet eller lignende.
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Videre anbefalte han Tsjekhov å sette ned farten, skrive mindre og konsentrere seg om litterær kvalitet.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Året etter stoppet sjokoladeproduksjonen helt opp.
Tören antik Çin kültürüne odaklanması ve yaratıcılığı ile akıllarda kaldı.Seremonien fokuserte i stor grad på gammel kinesisk kultur og var svært kreativt utført.
Yine de Ebert'e göre filmin bu yönü üzerinde çok fazla odaklanmak hatalı olacaktır.Ebert mente at filmen ikke gikk tett nok innpå Tucker.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.I begynnelsen var jødenes status ikke strengt regulert.
1980'de Jon, Yes'ten ayrıldı ve solo kariyerine odaklanma kararı aldı.I 1984 krasjet John stygt og besluttet å slutte med konkurransekjøring.
Avar ve Pers baskısının azaltılması, Romalıların 590/591'de Slavlara odaklanmasını sağladı.Menurunnya tekanan Avar dan Persia memungkinkan orang Romawi untuk fokus pada Slavia pada tahun 590/591.
Cinéfondation bölümü, öğrencilerin film okullarındaki filmlerine odaklanmaktadır.Sesi Cinéfondation difokuskan untuk film yang dibuat oleh para siswa di sekolah mereka.
Thomas baharda döndüğünde, Blakernai kesimine odaklanmaya karar verdi.Ketika Tomaž kembali di musim semi, dia memutuskan untuk memfokuskan serangannya pada sektor Blachernae.
Müzik grubun faaliyetlerine odaklanmak için.Mereka semakin fokus pada karier musik grup.
Minogue aynı yıl müzik kariyerine odaklanmak için Neighbours dizisinden ayrıldı.Pada akhir 1988 Minogue meninggalkan Neighbours untuk berkonsentrasi pada karier musiknya.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Makhluk hidup tersusun hampir semuanya dari nonlogam.
Eyüp kitabı, "Dürüstler neden acı çeker?" sorusuna odaklanmaktadır.Kamila bertanya tentang kebenaran kalau Taufan (Fadil) mencintainya?
İçeriğin çoğu haberler ve talk-show; sosyal ve siyasal konulara odaklanmaktadır.Dia aktif di media sosial dan aktif menulis dengan tema seputar sosial dan politik di Indonesia.
Bunun yerine, araştırmaya odaklanmaya karar verdi.Dia memutuskan untuk mencoba menyelidiki.