Üçlü, Wicked Lester'ın daha önce yaptığından daha sert bir müzik yapmaya odaklandı.Тріо сфокусувалося на більш жорсткому рок-звучанню, ніж те, яке грало Wicked Lester раніше.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Кожен випуск зосереджений навколо різних тем.
Batı hükûmetleri yumuşama döneminin başında insan hakları konularına çok fazla odaklanmadılar.Уряди західних країн не наголошували на питаннях прав людини в ранній період відлиги.
Sadece müziğimize odaklanıyoruz ve bu bizi çok daha iyi yapıyor.Саме це робить мою музику особливою та змушує далі створювати її.
İkinci yılında ayağından yaralanarak bir NBA kariyeri umutlarına son verdi ve oyunculuğa odaklandı.Через два роки внаслідок травми ноги завершив баскетбольну кар'єру та позбувся мрії грати в НБА.
Çalışmaları genel olarak üç konu üzerine odaklanır.Основні його результати концентруються навколо трьох напрямів.
Kullanım senaryoları, bir amacın veya görevin nasıl başarılacağını tanımlamaya odaklanır."Кожен різновид використання зосереджується на описі того, як досягти мети або завдання.
Ovidin metamorfozunda şöyle bahseder: Morpheus rüyalardaki insan unsuruna odaklanmıştır.За міфами, Морфей з'являвся людям уві сні в людських образах.
19. yüzyl boyunca jeoloji Dünya'nın yaşı sorusu etrafında odaklanmıştır.Більшу частину XIX століття геологія намагалась дати відповідь на питання про точний вік Землі.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Відтоді мануфактура займається виробництвом наручних годинників. .
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Спочатку він вивчав філософію, а потім переключився на юриспрденцію.
Krakow Tarih Müzesi'nin bir parçası olan bu müze özellikle Krakow Yahudilerine odaklanmaktadır.Це відділ Історичного музею Кракова, з особливим акцентом на юдейську спадщину Кракова.
Daha sonra onların Çin dahil olmak üzere, yurtdışı faaliyetlerine odaklandılar.Потім вони сконцентрували свою увагу на свою закордону діяльність, включаючи свій китайський дебют.
Cinéfondation bölümü, öğrencilerin film okullarındaki filmlerine odaklanmaktadır.Комічний фільм про страхи студента кіношколи.
Geçmiş deneysel çalışmaları çok düşük ısılardaki fiziksel fenomenler alanına odaklanmıştır.Основні роботи присвячені фізиці низьких температур.
Korkularına ve ve korkuların varlığının sebebine odaklanır.В грі існують бажання та страхи персонажів.
Şirket temelde borsalardan finansal bilgiler ve ticari ürünlerin bilgilerini tedarik etmeye odaklanmıştır.Його увага зосереджувалася на постачанні фінансових ринків інформацією і торговельними інструментами.
Strateji video oyunu, ustaca düşünmeye ve zafere ulaşmak için planlamaya odaklanan bir video oyunu türüdür.Стратегічна гра — жанр відеоігор, в якому запорукою досягнення перемоги є планування і стратегічне мислення.
Şiir, sıradışı derecede güçlü bir aşka odaklanır.Вірш оповідає про незвичайно міцне та ідеальне кохання.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Історія Тужилова, безперечно, тісно пов’язана з подіями, які відбувалися в краї в цілому.
Grup içindeki her bir üye elmas hücrelerinin farklı uygulamalarına odaklandı.Кожен член групи отримує m {\displaystyle m} унікальних закритих ключів.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Od této chvíle se manufaktura zaměřila na výrobu náramkových hodinek.
Repin onların toplumsal değerlerine odaklanmıştı: "Gogol'un onlar hakkında yazdığı her şey doğru!Repin byl příběhem o dopise fascinován, o kozácích řekl: „Vše, co o nich napsal Gogol, je pravda.
1985'te davula Scott Sundquist geçti, böylece Cornell vokallere odaklanmaya başladı.V roce 1985 se ke skupině přidal Scott Sundquist jako bubeník, aby se tak Cornell plně soustředil na zpěv.
Strateji video oyunu, ustaca düşünmeye ve zafere ulaşmak için planlamaya odaklanan bir video oyunu türüdür.Strategické počítačové hry jsou žánr, který jsou zaměřeny na myšlení a plánování k dosažení vítězství.
Diğer bir ifadeyle fantaziyi eserlerinden uzaklaştırıp içinde bulundukları zamana ve yere odaklanmışlardır.Obrazy odrážejí nostalgii po domově, který mu byl odepřen a osamocení v čase i prostoru.
Önceki filmlerindeki gibi bu filmiyle de ırksal çatışmalara ve aidiyet olgusuna odaklandı.Bitva se, tak jako předešlý film, zaměřovala na rasový konflikt a nadvládu.
Özellikle İpek Yolu'na odaklandı.Zaměřil se zejména na budování cest.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Postupně se začala vyrábět i tuhá čokoláda.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Jeho zájem se nejprve soustředil na židovskou tematiku.
İnsan gözü farklı uzaklıktaki nesnelere çok hızlı odaklanabilen ve netlik sağlayabilen yapıdadır.Lidské oko není schopno vidět ostře současně předměty blízké a vzdálené.
Program; Avrupa ve Uluslararası çalışmalar konularına odaklanmaktadır.Programy jsou veskrze Evropské a Mezinárodní studia.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Každé číslo je věnováno nějakému ústřednímu tématu.
Fikirlerine ve bilime olan katkısına odaklanması gerektiğine inanıyordu.Věnoval se popularizaci vědy a vědeckého myšlení.
Bunun üzerine Memoli hayata küser ve sadece işine odaklanır.Umožnil Whiteovi soustředit se pouze na jeho práci.
Bunun yerine, araştırmaya odaklanmaya karar verdi.Namísto toho se však rozhodli informaci zatajit.
Geçmiş deneysel çalışmaları çok düşük ısılardaki fiziksel fenomenler alanına odaklanmıştır.Jeho výzkum je zaměřen na jevy nastávající za extrémně nízkých teplot.
Eleştiri, özellikle tüm kapaklarla metnin kullanımına odaklanmıştır.Opozice ji kritizuje zejména za snahy o privatizaci některých objektů.
Siyasal aktivizmin yanı sıra şiirlerini yayımlamaya odaklandı.Kromě politických aktivit se věnoval též poezii.
Felsefi çalışmalarının çoğu epistemoloji (bilginin teorisi) üzerine odaklanmıştır.Cele mai multe dintre lucrările sale filosofice s-au concentrat asupra epistemologiei, teoria cunoașterii.
Şiir, sıradışı derecede güçlü bir aşka odaklanır.Poemul se concentrează pe o iubire ideală, care este neobișnuit de puternică.
P, kısmen J ve E'yi yineler fakat detayları biraz değiştirip rahipliğin önemi üzerine odaklanır.P repetă parțial textele din J și E, schimbând detalii pentru a evidenția importanța preoțimii.
Sonra Coral Park Lisesi'nden mezun oldu ve rapçilik üzerine olan kariyerine odaklandı.Apoi el a absolvit Coral Park High School și s-a concentrat pe cariera de rapper.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Manufactura se consacră, începând din acel moment, ceasurilor cu brățară..
İkinci yöntem anestezik ile lipid membranı arasındaki özgül olmayan etkileşmeye odaklanır.Al doilea mecanism se bazează pe interacțiunea nespecifică dintre anestezic și membrana lipidelor.
Paket esasen düşük fiyatlı bir derleme paketi olmasına odaklanılmıştır.Ea s-a axat pe vânzarea unor pachete de cărți la un preț scăzut.
Repin onların toplumsal değerlerine odaklanmıştı: "Gogol'un onlar hakkında yazdığı her şey doğru!Însuși Repin îi admira, declarând: Tot ce a scris Nikolai Gogol despre ei este adevarat!
Hikâye yakın gelecekte geçmekte olup sanal gerçeklik ve MMORPG konularına odaklanmaktadır.Scena are loc în viitorul apropriat și se concentrează pe diverse lumi virtuale sub forma unor jocuri MMORPG.
Çalışmaları genel olarak üç konu üzerine odaklanır.Majoritatea acestor lucrări sunt de acord asupra a trei aspecte fundamentale.
Dinbilimcilerin çalışmalarına odaklanır.Evaluare directă. - Anxietatea muncitorilor.
Ekonomi ağırlıklı olarak tarım üzerinde odaklanmıştır.Datorită reliefului, economia este centrată pe agricultură.
Sonrasında yayımlanan "Unconditionally" klibi ise koşulsuz aşklara odaklandı.Astfel, poziția lor "temporară" lipsită de drepturi civice tindea să devină permanentă.
Çalışmalarına odaklandı.Ea s-a concentrat asupra studiilor sale.
Çalışmalarına odaklandı.Ea s-a axat asupra studiilor sale.
Güçlü olduğun yönlere odaklanman lazım.Trebuie să te concentrezi pe punctele tale forte.
Güçlü olduğun yönlere odaklanman lazım.Trebuie să te concentrezi asupra punctelor la care ești bun.
Video dizisi çeşitli kişiliklere odaklanıyor.Seria de filmulețe are în prim plan pe divese personalități.
Dizinin her bir sezonu Baltimore şehrinin ayrı bir yüzüne odaklanmıştır.A Drót minden egyes évada Baltimore városának egy-egy különböző oldalával foglalkozik.
Çalışmaları genel olarak üç konu üzerine odaklanır.Kutatási témái főleg három területre összpontosultak.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Minden témahét más témát dolgoz fel.