Ana içeriğe geç
Sözlük

odaklan ile cümle

odaklan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Nokia beş temel hizmet alanına odaklandı: Oyunlar, Haritalar, Medya, Mesajlaşma ve Müzik.Ovi heeft 5 belangrijke takken: Games, Maps, Media, Messaging en Music.
Daha sonra Roma'daki üç Amerikalı genç kıza odaklanıyoruz.Drie Amerikaanse meisjes wonen en werken in Rome.
The New York Times ve New York Herald Tribune adlı yayınlara benzer biçimde yerel konulara odaklanmıştır.De New York Times en de New York Herald Tribune schreven een ander verhaal.
Şirket bir süre sonra e-ticaret şirketlerine odaklanmaya başladı.Daarna richtte de firma zich uitsluitend op handelsdrukwerk.
İlk olarak, asıl karşılaşmada, gözlemci odaklanmak için bir uyarıcı seçer.Maar daarvoor moeten ze eerst door een auditieronde...
Müzik grubun faaliyetlerine odaklanmak için.De aandacht van de muziekindustrie was getrokken.
Daha sonra onların Çin dahil olmak üzere, yurtdışı faaliyetlerine odaklandılar.De productie werd naar het buitenland, waaronder China, verplaatst.
1980'de Jon, Yes'ten ayrıldı ve solo kariyerine odaklanma kararı aldı.In 1983 werd de band ontbonden en Kennedy wijdde zich aan haar solo-carrière.
Oyun, çevrenin etkileşim özelliğine odaklanmaktadır.De doelstelling verbreedde zich tot de invloed van het menselijk handelen op zijn omgeving.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Het signaal wordt helaas door bijna alles wat het tegenkomt beïnvloed.
2013 yılında, Transvision da sektöre özel dikey odaklanan bir stratejik ortak olarak 121 ile katıldı.In 2007 werd een derde Plan U, de 121, aan de collectie toegevoegd.
Bunu unutup Anderlecht maçına odaklanmalıyız.Ze gaat daar spelen voor Anderlecht.
Kullanım senaryoları, bir amacın veya görevin nasıl başarılacağını tanımlamaya odaklanır.Elke usecase focust op de beschrijving hoe een doel kan worden bereikt, of een taak kan worden uitgevoerd.
Çalışmalarında antik Mezopotamya antikalarına odaklandı.Castro raakte tijdens zijn studie betrokken bij linkse anti-imperialistische bewegingen.
Bunlar hazır olarak başlatılarak kullanıcının hızlı olarak işine odaklanmasını sağlar.Ze staan klaar om iets te doen wanneer de gebruiker daar klaar voor is.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Jego wczesne prace nie skupiały się na życiu żydowskim.
1970'lerde birçok araştırma Güneş'te bulunan demir grubu elementlerin bolluğuna odaklandı.XX wieku wiele badań koncentrowało się na zawartości pierwiastków grupy żelaza w Słońcu.
Daha sonra Roma'daki üç Amerikalı genç kıza odaklanıyoruz.List napisany na 3 Europejskie Spotkanie Młodych w Rzymie.
Çalışma üzerine: Sorunlara değil imkânlara odaklanın.Skoncentruj się na interesach, a nie stanowiskach.
Styles, 2003 yılında NWA World Heavyweight Championship kemerine odaklandı.W 2003 Styles skupił się na zdobyciu NWA World Heavyweight Championship.
The New York Times ve New York Herald Tribune adlı yayınlara benzer biçimde yerel konulara odaklanmıştır.Jednak gazety New York Times i New York Herald Tribune przedstawiły to wydarzenie w inny sposób.
Muta, 23 Eylül'de IWGP Heavyweight Championship kemerini korumaya odaklanmak için kemeri emekli etmiştir.Muta wycofał tytuł 23 września, skupiając się na obronach jego IWGP Heavyweight Championship.
1910'dan itibaren portrelere daha da çok odaklandı.Od 1911 malował głównie portrety.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Każda skupia się na konkretnym temacie.
Müzedeki koleksiyonlar, ünlü Amerikalıların görüntülerine odaklanır.Kolekcja obrazów muzeum obejmuje głównie te namalowane przez amerykańskich impresjonistów.
Siyasal aktivizmin yanı sıra şiirlerini yayımlamaya odaklandı.Oprócz działalności poetyckiej zajmował się również publicystyką.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Obecnie cała produkcja koncentruje się na wytwarzaniu zegarków mechanicznych.
Gi Group son dönemlerde Kurumsal Sosyal Sorumluluk konusuna odaklanmaktadır.Novae Res poważnie podchodzi do kwestii społecznej odpowiedzialności biznesu.
Oyun tamamen sokak yarışlarına odaklanmıştır.Gra skupia się na tematyce nielegalnych wyścigów ulicznych.
1902'de orta çağ ve rönesans tarihine odaklandı.Zajmował się historią średniowieczną i renesansową.
Kendisi gündeminde Libya ekonomisi üzerine odaklanmaktadır.Miało to znaczny wpływ na gospodarkę libijską.
Farris ile çalışmalara 1997'de son veren Harris, solo kariyerine odaklanmaya karar verdi.W 1997 roku Harris postanowił skoncentrować się na solowej karierze.
Arka kameranın algılayıcı boyutu 2 megapiksel, f / 2.8 diyafram ve 50 cm'den sonsuza odaklanma aralıklıdır.Aparat ma ogniskową 5.2 mm, aperturę f/2.8 i zdolność skupienia od 10 cm do nieskończoności.
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Surwiwal skupia się na zagadnieniach związanych z przetrwaniem osobniczym.
Gerçekten ve sadece riskle ilgili olan faaliyetler üzerine odaklanmalıdır.Szczególnie silnie koncentruje się na zagadnieniach związanych ze skłonnością do podejmowania ryzyka.
Bu onun Perslere karşı savaş çabalarına tamamen odaklanmasını sağladı.Bezwzględnie likwiduje wszelkie objawy buntu wobec niego.
Beş sene turne kapsamında konserler verdi ve turneden sonra şarkı yazmaya odaklandı.Messal na pięć lat wycofała się z występów i intensywnie uczyła się śpiewu.
Daha önceki filmlerden görüntüler üzerinde dikkatle odaklandık.Raz jeszcze zignorowane zostają wydarzenia ze wszystkich poprzednich filmów.
Pedofili ve eşcinsellik gibi temalara odaklanan film bu temaları çarpıcı bir şekilde işlemiştir.Przykładem takich przekonań jest powiązanie homoseksualizmu z pedofilią, jakoby miały to być tożsame pojęcia.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Wydatnie przyczynił się do wzrostu obrotów handlowych między obu krajami.
Bir ışık kaynağı, genelde uzun ömürlü LED, bir lens sistemi yoluyla bir prizma yüzeyine odaklanır.Źródło światła, najczęściej dioda LED, jest skierowane na powierzchnię pryzmatu za pomocą systemu optycznego.
Seri cadı çırakları olan Doremi Harukaze liderliğindeki bir grup ilkokul kızına odaklanmaktadır.Czarownica wyrusza na ich czele triumfalnie z obozu.
Gözler yarı açık tutulur, ancak herhangi bir nesneye odaklanmaz.Deras ögon var stora men de hade inte binokulär (framåtriktad) syn.
Oyun İngiliz orta sınıfının sınıf ön yargıları üzerinde odaklanmaktadır.Pjäsen fokuserar på den engelska medelklassens fördomar.
Hikâye yakın gelecekte geçmekte olup sanal gerçeklik ve MMORPG konularına odaklanmaktadır.Serien utspelar sig i nära framtid och fokuserar på olika virtuella verkliga MMORPG-världar.
Styles, 2003 yılında NWA World Heavyweight Championship kemerine odaklandı.År 2003 började Styles fokusera sig på the NWA World Heavyweight Championship.
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Han fortsatte med att ge Tjechov råden att sakta ned, skriva mindre och koncentrera sig på litterär kvalitet.
Üçlü, Wicked Lester'ın daha önce yaptığından daha sert bir müzik yapmaya odaklandı.Trion började spela en hårdare typ av rock än vad Wicked Lester tidigare hade spelat.
Birinci sistemler net şekilde emniyet fonksiyonları üzerine odaklanmıştı.I de första systemen låg tyngdpunkten på bearbetning av säkerhetsfunktioner.
İkinci yöntem anestezik ile lipid membranı arasındaki özgül olmayan etkileşmeye odaklanır.Den andra mekanismen fokuserar på den ickespecifika växelverkan mellan anestetika och lipidmembranet.
BT SÜREÇLERİ Tedarik ve Uygulama Teslimat ve Destek süreç alanı, BT’nin teslimat durumlarına odaklanır.Ansvaret för i- och avlastning beror på platsen för överlämnandet.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Senare började bolaget tillverka chokladprodukter.
Full Moon wo Sagashite 12 yaşındaki Mitsuki Kouyama’nın öyküsüne odaklanır.Clusia ciliata är en tvåvingeart som beskrevs av Mitsuhiro Sasakawa 1959.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Bron är avsedd att underlätta trafik mellan två europeiska länder.
Şirket sunucu işletim sistemi konusuna odaklanmıştır.Är reklamen tillgänglig för målgruppen?
Bu durum onu uluslararası ticaret için ideal bir merkez olmak için muazzam gelişmeye odaklandırmıştır.Staden är placerad som ett idealiskt centrum för internationella affärer.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Nagy studerade först målarkonst, och senare filologi.
1910'dan itibaren portrelere daha da çok odaklandı.Från 1930-talet övergick han alltmer till enbart porträtteckning.
Wright, eserlerinde şiddete odaklandığı için eleştirildi.Bentley kritiserades för att använda våld vid mötena.
Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır.Зосередження вірша на старінні та смерті пов'язане з вивченням художніх труднощів.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod