Ana içeriğe geç
Sözlük

odaklan ile cümle

odaklan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Kezdetben jogot tanult, majd a filozófia felé fordult.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.A történet szinte végig egy börtönben játszódik.
Hızlı başlatma, odaklanma ve çekme.720p HD kameraya kaydına sahiptir.A billentyűzet megvilágított és a kijelző felett található egy 720p felbontású FaceTime HD kamera.
Cisim üzerine odaklanan lazer ışınının çapı birkaç mikrometre kadardır.Az etalon tömegének mérési hibája néhány mikrogramm.
Işıkölçer ise keskin görüntüler elde etmek yerine daha iyi ışık ölçümleri için esnek odaklanmaya sahip.Ez adta az ötletet neki, hogy a homlokzat közvetlen mérése helyett fényképekkel is lehetne dolgozni.
Bunlar hazır olarak başlatılarak kullanıcının hızlı olarak işine odaklanmasını sağlar.Ez azt sugallja a felhasználónak, hogy a program gyorsan elindult.
Lise yıllarında olabildiğince müziğe odaklanmaya başlamış.Gimnáziumi évei alatt kezdett zenéléssel foglalkozni.
Lazer odaklayıcı sayesinde kamera 0.276 saniyede bir nesneye odaklanabilmektedir.A vállalat állítása szerint a kamera 0,1 másodperc alatt képes a fókuszálásra.
Genellikle tek bir endüstri ya da diğer üretim sektörüne odaklanmaktaydılar.Yleensä ne ovat keskittyneet yhteen teollisuuden- tai muuhun tuotantoalaan.
Grup daha önce hiç Londra'da kalmamıştı, odaklandıkları sorunları vardı.Koska yhtye ei ollut ollut koskaan aikaisemmin Lontoossa, heillä oli keskittymisvaikeuksia.
1902'de orta çağ ve rönesans tarihine odaklandı.Vasta 1902 hän kiinnostui keskiajan ja renessanssikauden historiasta.
Surikov, halktan insanların hayatına odaklanan, Rusya'nın geçmişine ait resimler yapmıştır.Surikov maalasi kuvia Venäjän historiasta, jotka keskittyivät tavallisten ihmisten elämään.
Çalışma üzerine: Sorunlara değil imkânlara odaklanın.Tarpeet: Keskity tarpeisiin, älä positioihin.
Hikâye İkinci Çin-Japon savaşı sırasında Foshan şehrinde meydana gelen olaylara odaklanmaktadır.Elokuva keskittyy Ipin elämään Foshanin kaupungissa Toisen Kiinan–Japanin sodan aikana.
Bilimsel çalışmaların odaklandığı yer Berlin'deki Bilimler Akademisi idi.Hänen panoksensa Berliinin tiedeakatemian elvyttämiselle oli keskeinen.
Birinci sistemler net şekilde emniyet fonksiyonları üzerine odaklanmıştı.Ensimmäisten järjestelmien painopisteenä oli turvallisuustoimintojen käsittely.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Hän aikoi alun perin lääkäriksi, mutta suuntautui sitten filosofisiin tutkimuksiin.
Bu alt grup temelde Japonya piyasasına odaklanmak üzere kuruldu.Häntä alettiin heti kouluttaa Japanin markkinoita varten.
Daha sonra okulu bırakıp tamamen yazmaya odaklandı.Hän jätti yliopiston ja siirtyi kirjoittamaan kokopäiväisesti.
Fakat Del Rey eğer kariyerinde başarı istiyorsa kitaplara odaklanmalı," yazdı.Kun lakipiste on saavutettu, julkisuus tuhoaa mielellään ilmiön”, Aho sanoo kirjassa.
Bale, önceki filmlerin Batman yerine kötü adamlara odaklandığını fark etti.Elokuvan nimi poikkesi aiemmista Batman-elokuvista siinä, ettei nimeä Batman mainita ollenkaan.
Müziğe odaklanmak istediği için koleje gitmedi.Hän jätti high schoolin kesken keskittyäkseen musiikkiin.
Bu zamandan sonra grup stüdyo albümlerini kaydetmeye odaklandı.Tämän jälkeen varattiin studioaikaa albumin nauhoittamiseen.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Järjestö ei ollut aluksi juutalaisille vaarallinen.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Sarjan jokainen osa keskittyy tiettyyn aiheeseen.
Son yıllarda özel ilgi, kadın siyasetçilerin ayırdedici kariyer yollarına odaklanmıştır.Τα τελευταία χρόνια, έχει υπάρξει ιδιαίτερη προσοχή στη διακεκριμένη σταδιοδρομία των γυναικών πολιτικών.
Belgeler, öncelikle Atina şehir-devletine odaklanmış, tutarsız ve parçalarına ayrılmıştır.Οι γραπτές μαρτυρίες είναι ασύνδετες και αποσπασματικές, επικεντρωμένες κυρίως στην πόλη των Αθηνών.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Το στρατηγικό σημείο της συμβολής μπορούσε να ελέγχει το εμπόριο κατά μήκος των δύο αυτών ποταμών.
Oyun İngiliz orta sınıfının sınıf ön yargıları üzerinde odaklanmaktadır.Θέμα των έργων του είναι κυρίως η ανώτερη μέση αστική τάξη της Αγγλίας.
Üretici Dilbilgisi, iletişimci işlevlerinden çok öncelikle cümle biçimine odaklanan kuramlar arasındadır.Η μη λεκτική επικοινωνία επικεντρώνεται κυρίως στο πως λέμε κάτι.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Κάθε χρόνο εστιάζει σε διαφορετικό θέμα.
Gelecek kitabın ise özel göreceliliğe odaklanması bekleniyor.Ιδιαίτερη μνεία πρέπει να γίνει στον φιλολακωνισμό του.
Buna rağmen polis soruşturması ilk başta uyuşturucu kaçakçılarının intikamına odaklanmıştır.Οι παθήσεις του προστάτη αρχικά αντιμετωπίζονται με φαρμακευτική αγωγή.
İlk olarak, asıl karşılaşmada, gözlemci odaklanmak için bir uyarıcı seçer.Πρώτα, μετά την πρωτότυπη ενθάρρυνση, ο παρατηρητής διαλέγει ένα ερέθισμα στο οποίο εστιάζει.
Japon sanatı Momoyama ve Edo dönemlerine odaklanır.Japansk kunst er fokuseret på Momoyama og Edo perioderne.
Birinci sistemler net şekilde emniyet fonksiyonları üzerine odaklanmıştı.De første systemer fokuserede på bearbejdning af sikkerhedsfunktionerne.
Dizinin her bir sezonu Baltimore şehrinin ayrı bir yüzüne odaklanmıştır.Hver sæson af The Wire fokuserer på hver sit område af byen Baltimore.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Hver have er dedikeret et bestemt tema.
Ekonomi ağırlıklı olarak tarım üzerinde odaklanmıştır.Økonomien er stærkt afhængig af landbrug.
Bu yılın başlarında B1A4 üyeleri bireysel aktivitelerine odaklandılar.I starten af 1999 fik A4 B5 sit egentlige facelift.
1910'dan itibaren portrelere daha da çok odaklandı.Fra 1920'erne fokuserer han efterhånden på portrætter og landskaber.
Psikanalize göre rüyalar "farklı" şekilde odaklanırlar.For alternative betydninger, se DREAM (flertydig).
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.En anden overvejelse var den voksende trafik mellem de to øer.
Cinéfondation bölümü, öğrencilerin film okullarındaki filmlerine odaklanmaktadır.Det er nødvendigt med abonnement for at se filmene i undervisningssektionen.
Festival indie rock ve deneysel müzik odaklanmaktadır.Musik genren er indie og eksperimental rock.
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.Ved sin grundlæggelse spillede Return to Forever primært latinamerikansk inspireret musik.
Bazı eleştirmenler Doré'nin Londra'daki fakirlik üzerine fazla odaklandığını düşünüyordu.Noen kritikere var bekymret over at Doré så ut til å fokusere på fattigdommen som eksisterte i London.
1970'lerde birçok araştırma Güneş'te bulunan demir grubu elementlerin bolluğuna odaklandı.På 1970-tallet fokuserte forskningen på mengden av jerngruppeelementer i solen.
Genellikle tek bir endüstri ya da diğer üretim sektörüne odaklanmaktaydılar.De er vanligvis sentrert rundt en enkelt industrivirksomhet eller lignende.
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Videre anbefalte han Tsjekhov å sette ned farten, skrive mindre og konsentrere seg om litterær kvalitet.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Hver av nettsidene fokuserer på forskjellige ting.
Wright, eserlerinde şiddete odaklandığı için eleştirildi.Wright ble kritisert for hans konsentrasjon på vold og brutalitet.
Mihail Artamonov’un bilimsel hayatı Leningrad Üniversitesi'nde odaklanmıştır.Artamonovs vitenskapelige karriere var på Universitetet i Leningrad.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Året etter stoppet sjokoladeproduksjonen helt opp.
Teknoloji şirketi öncelikle teknoloji geliştirmeye ve üretimini yapmaya odaklanmış ticari işletmelerdir.Et teknologiselskap er en selskapsform som primært fokuserer på utvikling og produksjon av teknologi.
Tören antik Çin kültürüne odaklanması ve yaratıcılığı ile akıllarda kaldı.Seremonien fokuserte i stor grad på gammel kinesisk kultur og var svært kreativt utført.
Bölüm 2, Bölüm 3, "Ceza İnfaz" başlıklı, ceza usul ve cezalar odaklanmıştır.Punkt 2 og 3 i bestemmelsen dreier seg om rettighetene til siktede i straffesaker.) 1.
Sonrasında filmlere ve televizyona odaklandı.Så til film og fjernsyn.
Yine de Ebert'e göre filmin bu yönü üzerinde çok fazla odaklanmak hatalı olacaktır.Ebert mente at filmen ikke gikk tett nok innpå Tucker.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.I begynnelsen var jødenes status ikke strengt regulert.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod