Sadece müziğimize odaklanıyoruz ve bu bizi çok daha iyi yapıyor.אנחנו מאמינים במוזיקה העצמאית בארץ וזה כיף לנו.
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.דהיאנה (Dhyana) - התעמקות באובייקט אחד.
Böylece iki ayrı odak oluşur.זה שומר על שתי השכבות בנפרד.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.המפגש נועד לצורך שיפור המסחר בין שתי המדינות.
Antlaşmanın odak noktasını Doğu Avrupa'nın paylaşımına dair gizli protokol oluşturuyordu.להסכם קיים נספח סודי על חלוקת שטח אירופה בין בעלי הברית החדשים.
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.Дарана (Dharana), акцентира върху концентрацията над мисълта.
Fransa, Karayipler'deki sömürgelerinde ekonomik olarak şeker plantasyonlarına odaklanmıştı.Във френските колониални региони икономическият фокус е върху захарните плантации в Карибския басейн.
Nanorobotik, nano-ölçekte çalışan bazı işlevselliğin kendi kendine yeten makinelerine odaklanır.Нанороботиката се занимава с машини с наноразмери, самоуправляващи се в определени функции.
Bu, taahhüt seçeneklerine daha fazla odaklanmak için yapılır.Ето защо се обръща все повече внимание на възможностите за вторичната ѝ обработка.
Her iki kültürden de etkilenen Ermenilerin daha sonraki dönemlerde dini anlamda odakları Zerdüştlük olmuştur.Може би идеята за претрупаните интериори на следващите две поколения си заражда именно в тези стаи.
1935'ten sonra siyasete ara verip, bilimsel çalışmalara odaklandı.През 1911 се оттегля от политиката, съсредоточава се върху научните си изследвания.
Moorim Okulu yalnızca yüksek akademik puanlara odaklanmış bir okul değildir.HBR е предназначена да бъде нещо повече от обикновена училищна публикация.
Ayrı odaklama ve pozlama kontrolleri.Изискване на обратна връзка и външен контрол според нуждите.
İçeriğin çoğu haberler ve talk-show; sosyal ve siyasal konulara odaklanmaktadır.Автор на стотици статии и интервюта на политическа и социална тематика.
Dışişleri komiserliğinin bu dönemde en önemli görevi Avrupa devrimi üzerine odaklanan siyasi faaliyetlerdi.Начело на страната през този период е Националистическото революционно движение.
1985 yılından sonra Osmanlı Kağıt Paraları üzerine odaklandı.След 1985 г. съпротивата добива организирани форми.
Şirket bir süre sonra e-ticaret şirketlerine odaklanmaya başladı.Скоро след това поема управлението на импортната фирма.
Kırmızı noktalar, elipsin odaklarını göstermektedir.С червени линии са очертани и вратарските полета.
Turne "rock odaklı danstastik bir yolculuk" olarak tanımlandı.Turneja je opisana kao "rock putovanje".
Falkland Savaşı'nın bir sonucu olarak Waters fikir değiştirdi ve yeni şarkılara odaklanma kararı aldı.Budući da je u međuvremenu započeo Falklandski rat, Waters je promijenio planove i skladao novi materijal.
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Heideggerovo mišljenje je posvećeno pitanju o bitku.
1985'te davula Scott Sundquist geçti, böylece Cornell vokallere odaklanmaya başladı.1985 bend uključuje bubnjara Scott Sundquista kako bi se Cornell fokusirao na pjevanje.
SpaceX roket teknolojisinin durumunu ilerletmeye odaklanmış fırlatma araçları geliştirip üreten bir şirkettir.SpaceX razvija i proizvodi svemirske rakete s naglaskom na unapređenje stanja raketne tehnologije.
Oyun, çevrenin etkileşim özelliğine odaklanmaktadır.Igra stavlja veliku važnost na interaktivnos s okolinom.
Odak hedefi değiştirmek için, kullanıcılar farklı bir nesneye dokunmalı.Zamjenom baterije korisnik bi plačao samo razliku.
Konum odaklı savaş, kalelerin erzak mahzeni olarak kullanılmalarını sağlıyordu.Time se pokušali zavarati neprijatelje kako su u tim sanduci zapravo spremnici vode.
Odak dışında kalan kişiler sesi duyamaz.Osobe unutar zrakoplova ne mogu to čuti.
Çalışmaları genel olarak üç konu üzerine odaklanır.Studij je organiziran je u tri smjera.
Yeni çıkan video kliplere odaklanmıştır.Snimljen je i novi videospot.
Daha sonra okulu bırakıp tamamen yazmaya odaklandı.Po ukončení školy sa sústredil plne na písanie.
Zamanın yeniden keşfine odaklanmak istemiştir.Po čase sa rozhodol opäť venovať štúdiu.
Dizinin her bir sezonu Baltimore şehrinin ayrı bir yüzüne odaklanmıştır.Každá séria sa zameriava na inú inštitúciu mesta Baltimore.
Fikirlerine ve bilime olan katkısına odaklanması gerektiğine inanıyordu.Venoval sa popularizácii vedy a vedeckého myslenia.
Geçmiş deneysel çalışmaları çok düşük ısılardaki fiziksel fenomenler alanına odaklanmıştır.Jeho výzkum sa zameriaval na fenomény prebiehajúce pri extrémne nízkych teplotách.
Sonra Coral Park Lisesi'nden mezun oldu ve rapçilik üzerine olan kariyerine odaklandı.Potom dokončil strednú školu Miami Coral Park High School a zameral sa na kariéru v rapovaní.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Zo začiatku vyznával filozofiu života, neskôr sa priklonil k filozofii existencie.
Beş sene turne kapsamında konserler verdi ve turneden sonra şarkı yazmaya odaklandı.Od piatich rokov ho učil hrať na husliach a o rok neskôr aj na klavíri.
Bu dönemde çeşitli bileşik mikroskoplar ile uzun odaklı teleskoplar geliştirdi.Rovnako sa zaslúžil o stavbu viacerých teleskopov a jednoduchých mikroskopov.
1910'dan itibaren portrelere daha da çok odaklandı.Po roku 1910 sa fotografovaniu venoval menej než predtým.
Parmak dostlu arayüzü sağlamaya odaklanmaktadır.Nabáda sa k priateľskému vysporiadaniu záujmov.
Deprem, odak noktasına 160 kilometre uzaklıktaki başkent Taipei'de de hissedildi.Oblasť hlavného mesta Santiago bola postihnutá posunom o 24 cm v rovnakom smere.
Ayrıca ConfometRx, G protein bağlı reseptörler odaklanan bir biyoteknoloji şirketinin kurucularından.Spoluzakladal tiež biotechnologickú spoločnosť ConfometRx, zaoberajúcu sa výskumom G-proteínových receptorov.
Uncharted 4: A Thief's End, Hikâye odaklı Üçüncü Şahıs Nişancı ve Aksiyon-Macera Oyunudur.Votrelec: Vzkriesenie je štvrtým a dosiaľ záverečným dielom filmovej ságy o votrelcovi.
İlkelerin iki odak noktası, sürekli gelişme ve insanlara saygıdır.Dve ključni točki načela sta nenehne izboljšave in spoštovanja ljudi.
Boeing 1993'te bu tasarımından geliştirmesinden vazgeçerek 747'yi güncellemeye odaklanmıştır.Leta 1993 je Boeing opustil koncept in se osredotočil na moderniziranje 747.
Geçmiş deneysel çalışmaları çok düşük ısılardaki fiziksel fenomenler alanına odaklanmıştır.Njegovo raziskovanje je osredotočeno na pojave, ki se pojavijo pri ekstremno nizkih temperaturah.
Çalışmalarının çoğunda Felsefe bünyesindeki çeşitliliği araştırmaya odaklandı.V času študija je večino časa posvečal preučevanju Kantove filozofije.
19. yüzyl boyunca jeoloji Dünya'nın yaşı sorusu etrafında odaklanmıştır.V 19. stoletju je bila odgovorna za sinhronizacijo ur po svetu.
Oyun tamamen sokak yarışlarına odaklanmıştır.Cirkus je bil namenjen predvsem dirkam z bojnimi vozovi.
Müzik grubun faaliyetlerine odaklanmak için.Poudarja umetniško zavzetost glasbenega dela.
1980 ile 1988 arasında süren İran-Irak Savaşı'nın odak noktasıdır.Iransko-iraška vojna je bila odprta vojna med Irakom in Iranom med letoma 1980 in 1988.
Aslında tartışmanın odak noktası arabeskin ne olup olmadığıdır.Vprašanje na to, od kod dejansko izvira ime je še vedno pereča debata.
Sonraki yedi ilke, kalite sonuçlarına yönelik bir sürece odaklanmıştır.Naslednjih 7 načel se osredotočajo na postopke s pogledom v smeri kakovostnih rezultatov.
Bu, taahhüt seçeneklerine daha fazla odaklanmak için yapılır.Odvisna pa je od več rezilnih pogojev.
En çok kullanılanlar izoelektrik odaklama ve afinite elektroforezidir (10).Ta je odvisen predvsem od organske gorljive frakcije in vlažnosti odpadkov (1).
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Najprej je študiral filologijo, kmalu pa se je usmeril v astronomijo.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Vsako poglavje obravnava posamezen vidik splošnega predmeta.
Anıt, üçgen arazinin odak noktasında yükselmektedir.Zajeda se globoko v osrčje Triglavskega pogorja.
Türkiye coğrafyası ve Orta Asya kültürüne odaklandı.Kultura je bila geografsko omejena na južni osrednji Irak.
Romanesk ve Gotik mimaride, apsisler uzun kilise planlarında kilise yapısının odak noktasını oluştururdu.V romanskih in gotskih apsidah tvorijo podolgovate oblike s korom kontaktno točko cerkvene stavbe.