Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Bron är avsedd att underlätta trafik mellan två europeiska länder.
En son bahsedilen odak noktasının çıkış kaynağı “nötr” durumda bulunmaktır.Utelämnandet av sista punkten i "S.O.S" var avsiktligt.
Mark X, önceki Mark II, spor odaklı Chaser ve lüks Cresta'nın kombinasyonudur.Utöver den ordinarie Mark II och den sportiga Chaser tillkom nu en tredje variant: den lyxiga Toyota Cresta.
Şirket sunucu işletim sistemi konusuna odaklanmıştır.Är reklamen tillgänglig för målgruppen?
Twitch ya da Twitch.tv, elektronik spor ve video oyunu odaklı canlı görüntü akışı platformu.Twitch eller Twitch.tv är en webbplats för direktsänd videoströmning.
Bu durum onu uluslararası ticaret için ideal bir merkez olmak için muazzam gelişmeye odaklandırmıştır.Staden är placerad som ett idealiskt centrum för internationella affärer.
Orta odaklı objektifler: Orta açalı objektiflerdir.Målvaktsområdet är en del av målområdet.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Nagy studerade först målarkonst, och senare filologi.
Her iki odak noktası da aynanın arkasındadır.De två ryggfenorna har båda en tagg i framkanten.
1910'dan itibaren portrelere daha da çok odaklandı.Från 1930-talet övergick han alltmer till enbart porträtteckning.
Wright, eserlerinde şiddete odaklandığı için eleştirildi.Bentley kritiserades för att använda våld vid mötena.
Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır.Зосередження вірша на старінні та смерті пов'язане з вивченням художніх труднощів.
Üçlü, Wicked Lester'ın daha önce yaptığından daha sert bir müzik yapmaya odaklandı.Тріо сфокусувалося на більш жорсткому рок-звучанню, ніж те, яке грало Wicked Lester раніше.
Her sayısı farklı bir konuya odaklanır.Кожен випуск зосереджений навколо різних тем.
Batı hükûmetleri yumuşama döneminin başında insan hakları konularına çok fazla odaklanmadılar.Уряди західних країн не наголошували на питаннях прав людини в ранній період відлиги.
Sadece müziğimize odaklanıyoruz ve bu bizi çok daha iyi yapıyor.Саме це робить мою музику особливою та змушує далі створювати її.
İkinci yılında ayağından yaralanarak bir NBA kariyeri umutlarına son verdi ve oyunculuğa odaklandı.Через два роки внаслідок травми ноги завершив баскетбольну кар'єру та позбувся мрії грати в НБА.
Çalışmaları genel olarak üç konu üzerine odaklanır.Основні його результати концентруються навколо трьох напрямів.
MAHLI'nin odak uzaklığı 18.3 mm ile 21.3 mm arasındadır ve 33.8-38.5 derece görüş alanı vardır.Має фокусну відстань від 18,3 до 21,3 мм і поле зору від 33,8 до 38,5 градусів.
Odak noktası olmak için tam zamanı.Незабаром настає час вирішальної сутички.
Kullanım senaryoları, bir amacın veya görevin nasıl başarılacağını tanımlamaya odaklanır."Кожен різновид використання зосереджується на описі того, як досягти мети або завдання.
Ovidin metamorfozunda şöyle bahseder: Morpheus rüyalardaki insan unsuruna odaklanmıştır.За міфами, Морфей з'являвся людям уві сні в людських образах.
Aile odaklı beş koltuklu bir araçtır ve birçok rakibinden daha sportif bir imaj yaratmaya çalışır.Це п'ятимісний сімейний автомобіль з більш спортивним іміджем, ніж у конкурентів.
19. yüzyl boyunca jeoloji Dünya'nın yaşı sorusu etrafında odaklanmıştır.Більшу частину XIX століття геологія намагалась дати відповідь на питання про точний вік Землі.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Відтоді мануфактура займається виробництвом наручних годинників. .
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Спочатку він вивчав філософію, а потім переключився на юриспрденцію.
Krakow Tarih Müzesi'nin bir parçası olan bu müze özellikle Krakow Yahudilerine odaklanmaktadır.Це відділ Історичного музею Кракова, з особливим акцентом на юдейську спадщину Кракова.
Zend Technologies, PHP odaklı şirket.Розробляється компанією Zend Technologies, що є розробником самого PHP.
Daha sonra onların Çin dahil olmak üzere, yurtdışı faaliyetlerine odaklandılar.Потім вони сконцентрували свою увагу на свою закордону діяльність, включаючи свій китайський дебют.
Bu taarruzda, 203 rakımlı tepenin işgali odak noktası olmuştur.Наразі момент здійснено 206 успішних сходжень на вершину.
Cinéfondation bölümü, öğrencilerin film okullarındaki filmlerine odaklanmaktadır.Комічний фільм про страхи студента кіношколи.
Geçmiş deneysel çalışmaları çok düşük ısılardaki fiziksel fenomenler alanına odaklanmıştır.Основні роботи присвячені фізиці низьких температур.
Korkularına ve ve korkuların varlığının sebebine odaklanır.В грі існують бажання та страхи персонажів.
Şirket temelde borsalardan finansal bilgiler ve ticari ürünlerin bilgilerini tedarik etmeye odaklanmıştır.Його увага зосереджувалася на постачанні фінансових ринків інформацією і торговельними інструментами.
Onun yerine odak çizgisi vardır.Замість хвої у нього віялоподібні листки.
Odak uzaklığı pozitif olduğunda görüntünün yüksekliği, uzaklık ve magnifikasyon gerçek ve pozitif olur.Коли фокусна відстань є позитивною тоді висота зображення, відстань і збільшення є дійсним і додатнім.
19. yüzyıl sonunda Sasun, Ermeni ulusal hareketinin en önemli odak noktalarından biri olmuştur.З кінця XIX століття Стрий був одним із найважливіших осередків українського національного руху в Галичині.
Çalışmaları Latin ve Yunan dillerine odaklıydı.Лекції проходили грецькою і латинською мовами.
Strateji video oyunu, ustaca düşünmeye ve zafere ulaşmak için planlamaya odaklanan bir video oyunu türüdür.Стратегічна гра — жанр відеоігор, в якому запорукою досягнення перемоги є планування і стратегічне мислення.
Aksine, şirketin odak noktası bilgisayar oyunlarıdır.Переважно компанія займається виданням комп'ютерних ігор.
Şiir, sıradışı derecede güçlü bir aşka odaklanır.Вірш оповідає про незвичайно міцне та ідеальне кохання.
Antlaşmanın odak noktasını Doğu Avrupa'nın paylaşımına dair gizli protokol oluşturuyordu.До договору додавався секретний протокол, що розмежовує сфери впливів в Європі.
Eğer ki odaksal uzaklık negatif olursa görüntünün yüksekliği, uzaklık ve magnifikasyon sanal ve negatif olur.Лише при негативній фокусній відстані, висота зображення, відстань і збільшення є уявними і негативними.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Історія Тужилова, безперечно, тісно пов’язана з подіями, які відбувалися в краї в цілому.
Grup içindeki her bir üye elmas hücrelerinin farklı uygulamalarına odaklandı.Кожен член групи отримує m {\displaystyle m} унікальних закритих ключів.
Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .Od této chvíle se manufaktura zaměřila na výrobu náramkových hodinek.
Saldırının gerçekleştiği dönemde Guernica, Cumhuriyetçi güçleri için stratejik bir odak noktasıydı.V době náletu znázorňovala Guernica pro republikánské jednotky strategický ohniskový bod.
Repin onların toplumsal değerlerine odaklanmıştı: "Gogol'un onlar hakkında yazdığı her şey doğru!Repin byl příběhem o dopise fascinován, o kozácích řekl: „Vše, co o nich napsal Gogol, je pravda.
MAHLI'nin odak uzaklığı 18.3 mm ile 21.3 mm arasındadır ve 33.8-38.5 derece görüş alanı vardır.MAHLI disponuje ohniskovou vzdáleností od 18,3 mm do 21,3 mm a úhlem pohledu od 33,8 do 38,5 stupňů.
Aracın sürüşünün konforlu ancak performans odaklı olması hedeflenmiştir.Bylo rozhodnuto, že vůz by měl být komfortní i přes to, že je orientovaný na výkon.
1985'te davula Scott Sundquist geçti, böylece Cornell vokallere odaklanmaya başladı.V roce 1985 se ke skupině přidal Scott Sundquist jako bubeník, aby se tak Cornell plně soustředil na zpěv.
Strateji video oyunu, ustaca düşünmeye ve zafere ulaşmak için planlamaya odaklanan bir video oyunu türüdür.Strategické počítačové hry jsou žánr, který jsou zaměřeny na myšlení a plánování k dosažení vítězství.
Bu da ürün/hizmet ve onu sağlayacak süreçlerin müşteri odaklı olarak tasarlanmasını gerektirir.Přesvědčit je o tom, proč právě náš produkt/služba je to, čemu by měli dát přednost.
Diğer bir ifadeyle fantaziyi eserlerinden uzaklaştırıp içinde bulundukları zamana ve yere odaklanmışlardır.Obrazy odrážejí nostalgii po domově, který mu byl odepřen a osamocení v čase i prostoru.
Önceki filmlerindeki gibi bu filmiyle de ırksal çatışmalara ve aidiyet olgusuna odaklandı.Bitva se, tak jako předešlý film, zaměřovala na rasový konflikt a nadvládu.
Özellikle İpek Yolu'na odaklandı.Zaměřil se zejména na budování cest.
Bazen bunların fiziksel uzunlukları, odak uzaklıklarından daha kısadır.Vnější jsou někdy kratší než vnitřní.
Daha sonra çikolata üretimine odaklanmaya başladı.Postupně se začala vyrábět i tuhá čokoláda.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.Jeho zájem se nejprve soustředil na židovskou tematiku.
İnsan gözü farklı uzaklıktaki nesnelere çok hızlı odaklanabilen ve netlik sağlayabilen yapıdadır.Lidské oko není schopno vidět ostře současně předměty blízké a vzdálené.