Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.담배를 피우면 담배에 들어있는 니코틴이 허파로 들어와서 몸 안으로 흡수를 하게 된다.
Oyuncu, istediği zaman odadan çıkabilir.그가 행사에 나온다고 하면 언제든지 달려간다.
Bulunan temellerin en büyüğünün ölçüleri 28.8 metreye 15.6 metredir ve çok sayıda odadan oluşmaktadır.최대의 건조물은 세로 28.8m, 가로 15.6m의 바닥 면적이 여러 개의 방이 있었던 것으로 추측되고 있다.
Bu sırada Michael odadan dışarı çıkar ve " Müdür bey ben işbirliği yapamayacağım.“김정배 고려대 이사장 "세종시 안 가겠다"”.
Otho'yu kendi yatak odasına saklar ve ona bu odada olacak konuşmaları çok dikkatle dinlemesi talimatını verir.아라비스는 그 방에 숨어서 모든 계획을 엿듣게 된다.
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.옆방에서 자고 있던 생후 3개월 아기는 무사했다.
Konstantinos de bu odada doğdu, ancak annesi Zoe o sırada Leon ile evli değildi.קונסטנטינוס נולד גם הוא באותו חדר, על אף שבאותה שעה לא הייתה אמו זואי עדיין נשואה רשמית לאביו.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.כיסא המוצג בחדר שכזה יהיה מספיק טוב כדי לשבת עליו.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.בגללו היא בוכה בסתר.
Tek odadan oluşur.הוא בנוי מבית אחד.
Doktor onun dişini kontrol ettikten sonra odadan çıkar.הוא מגיע איתה לאחוזה לאחר שהיא יוצאת מבית החולים בו שהתה.
Kamera, tavandan düşen tozların odadaki görünmez bir şeyin üzerine döküldüğünü gösterir.בזמן שהם חיפשו את הבנות, המצלמה הראתה שנפל אבק מהתקרה על דמות בלתי נראית בחדר.
Daha sonra dikilitaş odada belirir.לאחר מכן התמוטט שוב בחדר ההלבשה.
Bunu hasta odadayken yapan bir karakteri seyretmenin ilginç olacağını düşündüm." ifadelerini kullandı.וחשבתי שזה יהיה מעניין לראות דמות שממש עושה זאת לפני שהם עוזבים את החדר".
Bazılarını evde bazılarını da yemek odasının döşemesinin altındaki bir odada saklar.יש המבקשים לארוז עבורם שאריות שנותרו מארוחה במסעדה.
Yapı küçük küp şekilli birçok odadan oluşmaktadır.המסכרה הייתה מורכבת מכמה חדרים.
151 metre yükseliğindeki ana kule 36 katlı olup, 3,105 odadan oluşmaktadır.הבניין הראשי של המלון מתנשא לגובה 151 מטר, בעל 36 קומות ומכיל 3,015 חדרים.
Odada hiç kimse yoktur.הם לא מוצאים דבר בחדרה.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.В дома трябва да има много място за сядане.
Fırınlar üzerinde bir göz odada barınmış, hâli vakti yerinde olanların yardımlarıya yaşamını sürdürmüştür.“В Дома видях очи, които имат нужда от подкрепа.
Marcellina buna kızıp odadan ayrılır.Мария се вбесява и напуска къщата.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.За отопление се ползва пещ, димът излиза през отвор в покрива.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Скромната му стая е обзаведена само с маса, стол и креват.
Alt kat tek odadan oluşur.Състои се от един етаж.
Adventure modunda kilitli bir odada bulunca açılır.Предвижда се по време на конклава кардиналите да бъдат заключени в изолирано помещение.
Odada çok az mobilya vardı.В стаята имаше малко обзавеждане.
Sen hiç Tom ve Mary'yi aynı odada birlikte gördün mü?Ти виждал ли си някога Том и Мери заедно в една и съща стая?
Köy, her biri iki veya üç odadan oluşan 45'den fazla kütük evden oluşmaktadır.Selo se sastoji od 45 drvenih kuća od kojih svaka ima dvije ili tri sobe.
Güneydeki bir odada bir bebek gömütü açılmıştır.Južno od grada iskopano je jedno groblje.
Z en sonunda odadan çıkar ve X yeniden yalnız kalır.Tada će igra završiti neriješeno, a X ne može pobijediti.
Eskiden Walter'ın kaldığı odada kalmış ve cadıyla karşılaşmıştır.U staroj kući koju je Walter srušio nalazila se spomenuta gostionica.
Dawn ise yan odada, hayal kırıklığı içindedir.Nedugo potom Locke se nalazi zatvoren u sobi.
Konukevi 121 odadan oluşmakta, arttırılabilir 242 kişilik kapasiteye sahiptir.U srednjem dijelu tribina, kapacitet je 24.000, a na višem dijelu kapacitet je 22.000 sjedećih mjesta.
İnek odadan çıkınca da çan sesi duyulmaya devam eder.Mačkare nastupaju nakon što zvončari prestanu zvoniti.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Vytýčil miesto a vykolíčkoval ho.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.V kabíne sa nachádzajú tri kreslá pre posádku.
Videonun sonuna doğru Britney'i duvarları kendisi hakkında yazılar ve resimlerle kaplı bir odada görürüz.Blizu konca videospota vidimo Britney Spears v sobi s stenami, prekritimi s fotografijami in članki o njej.
Köy, her biri iki veya üç odadan oluşan 45'den fazla kütük evden oluşmaktadır.V vasi je več kot 45 hiš iz brun z dvema ali tremi sobami.
Kazılar, dokuz odadan oluşan sekiz kapalı avlusu olan bir kraliyet sarayını ortaya çıkardı.Odkrita je bila kraljevska palača z 90 sobami, razporejenimi okoli osmih dvorišč.
Daha sonra dikilitaş odada belirir.Vtem Mama pokliče iz spalnice.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.Kai pasiekiamas norimas miežių sudygimo lygis, salyklas džiovinamas dūmuose.
Bulunan temellerin en büyüğünün ölçüleri 28.8 metreye 15.6 metredir ve çok sayıda odadan oluşmaktadır.Didžiausias pastatas buvo 28,8 m ilgio ir 15,6 m pločio, turėjo kelis kambarius.
Bu durumlarda yanmamış gaz odada yere yakın birikebilir.Šios dujos, savo ruožtu, gali sudegti vos patekusios į orą.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Jis suremontavo ir išdažė bažnyčią.
Yapı küçük küp şekilli birçok odadan oluşmaktadır.Trumpas klubų raištis suformuotas iš kelių juostų.
Daha sonra yürüyüş yapmak için odadan çıkar.Vėliau išvyksta gyventi kitur.
Tabii Miley Hannah olduğundan telefon o odada çalar.Galiausiai bando paskambinti Džeinei Gelager telefonu, tačiau atsiliepia jos motina, ir jis padeda ragelį.
Veda etmeden ayrıldı odadan.Ji išėjo iš kambario neatisveikinus.
Veda etmeden ayrıldı odadan.Jis išėjo iš kambario neatsisveikinęs.
Aynı otobüsle yan yana yolculuk etmek, aynı odada yatmak zorundadırlar.Ainus koht sõidus magamiseks oli põrandal käigukangi kõrval.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.Kerise peale on asetatud pada, kust saab kuuma vett pesemiseks.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Lastekogu sai panna eraldi tuppa.
Büyük bir salon ile iki odadan oluşur.See oli kaheteist toaga kahekorruseline puitelamu.
Daha sonra yürüyüş yapmak için odadan çıkar.Seejärel "lahkub" ta ruumist ja läheb jalutama.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Ta roomab ruumist välja, vererada järel.
Burası 1 salon, 3 odadan ibarettir.Jaam on kolme lööviga ja ühe vestibüüliga.
12 yaşındaki bilgeliğimle, pantolonumu indirdim, odadan çıktım.12살 짜리의 지혜로, 바지의 지퍼를 내리고, 문으로 걸어나갔습니다.
12 yaşındaki bilgeliğimle, pantolonumu indirdim, odadan çıktım.Alors dans la sagesse de mes 12 ans, je baisse la braguette de mon pantalon, je rentre dans la chambre,
12 yaşındaki bilgeliğimle, pantolonumu indirdim, odadan çıktım.Así que con mis 12 años de sabiduría bajé el cierre del pantalón y salí de la habitación.
12 yaşındaki bilgeliğimle, pantolonumu indirdim, odadan çıktım.Deci cu cei 12 ani de înţelepciune, îmi desfac pantalonii, ies din cameră.