Kuş odada uçuyor.Fuglen flyver i værelset.
Konstantinos de bu odada doğdu, ancak annesi Zoe o sırada Leon ile evli değildi.Konstantin ble også født i dette rommet, selv om hans mor Zoë ikke var gift med Leo på det tidspunktet.
Saray, farklı stillerden oluşan iç mekan mobilyalarıyla 116 odadan oluşuyor.Palasset har 116 værelser, med interiør i forskjellige stiler.
Krallar ve onların 30 kraliçesinin 19 hatırlatıcı tabletleri 19 odada yer almaktadır.I helligdommen finnes 19 minnetavler med konger og 30 med dronninger fordelt på 19 ulike rom.
12 odadan oluşur.12 bygd.
Aile West Helena, Arkansas'a kaçarak birkaç hafta buradaki kiralık bir odada yaşadı.De flyktet til West Helena i Arkansas hvor de levde i frykt i leide rom i flere uker.
Bu yazar 1408 isimli kimsenin sağ çıkamadığı bir odada kalıyor ve burada başına gelenler konu ediliyor.Etter et ekteskap nedskrevet i 1408 nevner ingen nedskrevne kilder bosetterne.
Konukevi 121 odadan oluşmakta, arttırılabilir 242 kişilik kapasiteye sahiptir.Etter forlengingen fikk hun en ny kapasitet på 124 personbilenheter.
Kick: Oyuncuyu odadan atma.OBS: Ikke fly i nærheten under forestillingen.
Dawn ise yan odada, hayal kırıklığı içindedir.Faust sitter i sitt studerkammer, dypt deprimert.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Men han slapp unna og levde i skjul.
İki sırada üçer odadan oluşmaktadır.Dobbeltboller er dreiet av tre.
Stone başka bir odada Moore ile çalıştı.Stone berlatih bersama Moore di ruangan lain.
Gosling bir odada piyano çalışması yaptı.Gosling berlatih bermain piano di satu ruangan.
Konstantinos de bu odada doğdu, ancak annesi Zoe o sırada Leon ile evli değildi.Konstantinus lahir di ruangan tersebut, meskipun ibunya Zoe belum menikah dengan Leo pada saat itu.
Bir oyunun her bölümü farklı bir odada geçebilir.Setiap grup bermain di sebuah negara yang bisa berbeda.
Krallar ve onların 30 kraliçesinin 19 hatırlatıcı tabletleri 19 odada yer almaktadır.Kuil ini berisi 19 buah tablet memorial para raja dan 30 tablet ratu yang ditempatkan di dalam 19 buah kamar.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Ia lalu pergi dari tempat itu dan menangis dikamarnya.
Tutankamon’un mezarı iki odadan ve ilk odaya inen bir merdivenden oluşmaktadır.Rumah adat Minahasa merupakan rumah panggung yang terdiri dari dua tangga didepan rumah.
Odada söylenen odada kalır.Lembaran diatur dalam quarto.
Dawn ise yan odada, hayal kırıklığı içindedir.Dinovel, ia di kabin yang terpisah.
Alt kat tek odadan oluşur.Kompleks ini hanya terdiri dari satu lantai.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Umumnya ia ditemukan di tempat tidur, kursi, atau sofa.
Odadakiler etrafa dağılılar.Disana mereka berpencar.
12 odadan oluşur.12 sảnh.
Bulunan temellerin en büyüğünün ölçüleri 28.8 metreye 15.6 metredir ve çok sayıda odadan oluşmaktadır.Các nhà ở lớn nhất (nhà F) có số đo 28,8*15,6 m (94,5*51 ft) và có nhiều phòng sử dụng.
Her ikisi de odadan ayrılır.Cả hai rời khỏi công ty.
Şarkıcı dönüp odadan çıkarken, Saldívar'ın onu sağ omzundan bir kere vurmasıyla bir arteri koptu.Khi cô ca sĩ hoảng sợ và chạy khỏi phòng, Saldívar đã bắn một phát đạn vào lưng của cô.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Ông ta ra lệnh trong một đại sảnh mà trong đó có nhiều chiếc ghế không có ai ngồi.
Tam o anda üçü de küçük odada boğuşmaya başlamıştır.Và phải vài tiếng sau đó, cuộc chiến mới bắt đầu ở khu vực trung tâm.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.各階の各部屋にも置かれている。
Odada tam anlamıyla yaşanıyormuş havası esmektedir.しかし部屋に空気のみちていることは知っている。
Odada söylenen odada kalır.部屋にいた一人が言った。
Bondarenko'nun ölümü yüksek oksijen içeren kapalı bir odada çıkan yangın sebebiyle gerçekleşti.ワレンチ・ボンダレンコ(英語版)が低圧力高濃度酸素の中での火事によって死亡したのである。
Daha sonra dikilitaş odada belirir.次長はあの部屋にいるから相談してくる。
Odadan çıkıp gizlice ağladı.彼はこっそり抜け出して電話を掛けていた。
R2-D2 ve C-3P0'yu odada bırakırlar.帝国軍に捕らえられたR2-D2とC-3PO。
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.全便座席指定制で乗車には予約が必要である。
Kazılar, dokuz odadan oluşan sekiz kapalı avlusu olan bir kraliyet sarayını ortaya çıkardı.ウガリットからは、8つの中庭の周りに90の部屋をもつ王宮が発掘されている。
Bir araya geldik ve bilirsiniz, aynı odada kalma zamanımız oldu.同じ事務所だったおさると親交がある。
Dışarıdaki insanın amacı hangi odadakinin bilgisayar, hangisinin insan olduğunu tahmin etmektir.質問者の役目は、どちらが男性でどちらが女性であるかを当てることでなく、どちらがコンピュータでどちらが人間かを当てるものである。
Kick: Oyuncuyu odadan atma.Don't Smoke in Bed に収録。
Bir oyunun her bölümü farklı bir odada geçebilir.全てのゲームは、とあるビルの高層階で行われる。
Bulunan temellerin en büyüğünün ölçüleri 28.8 metreye 15.6 metredir ve çok sayıda odadan oluşmaktadır.最大の建造物は、縦28.8m、横15.6mの床面積があり、複数の部屋からなっていたと思われる。
Don Alonzo, Bartalo'nun da odada bulunduğu bir sırada Rosina'ya ilk müzik dersini vermeye başlar.バルトロは、ドン・アロンゾを味方だと信用し、ロジーナの歌の稽古を開始する。
O, odadan çıkar çıkmaz, hepsi kahkahalarla gülmeye başladı.彼が部屋を出ていったとたんみんなどっと吹き出した。
Baş kahraman Joe Miller, odada kaybolan kızı Anna'yı kurtarmak için bu objeleri araştırmaktadır.主人公侦探Joe Miller获得了房间的钥匙,但他的女儿Anna却在房间裏消失了。
Daha sonra yürüyüş yapmak için odadan çıkar.我知道我應該出去走走了。
Kendisi de odada bir köşeye saklanır.「或許是躲藏在房間中的某處。
Daha sonra dikilitaş odada belirir.當時竇妙善在別的房間。
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.每間教室外頭皆有設計供人乘坐的椅子。
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.二人的尸体都位于同一间朝前的卧室。
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.監守人準備繩索,二人均自縊而死。
Odada hiç kimse yoktur.물론 방에는 그외 다른 누구도 없다.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.객실에는 안락한 의자가 설치되어 있다.
Tekrardan akşam 21.30'dan sonra odadan çıkmamaları gerektiği yeniden tembih edilir.그런데 할머니는 밤 9시 30분 이후 절대 방 밖으로 나오지 말라는 이상한 규칙을 강요한다.
Odada tek başına yatmaktadır.아파트에서 혼자 살고 있다.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.모든 온에 있는 ‘욕탐(欲貪)’을 가리킨다.
Daha sonra dikilitaş odada belirir.연기는 곧 객실을 가득 채웠다.
Kubbeli tek bir odadan ibarettir.싱글룸은 한 방에 침대가 하나 있는 것이다.