Amina odadaki bir koltuk üzerine yatıp uyumaya başlar.Este Amina, care intră în cameră, mergând în somn.
Odada söylenen odada kalır.A hálószobába az ún.
Bulunan temellerin en büyüğünün ölçüleri 28.8 metreye 15.6 metredir ve çok sayıda odadan oluşmaktadır.A legnagyobb ház mérete 28,8*15,6 m, és számos szobából állt.
1891'de İçişleri Bakanı oldu ve 1894'te odadan çıktı ve Belçika Senatosunun bir üyesi oldu.1894-ben megvált a képviselői helyétől és a belga szenátus tagja lett.
Odada hiç kimse yoktur.A házban nem tartózkodik senki.
Bondarenko'nun ölümü yüksek oksijen içeren kapalı bir odada çıkan yangın sebebiyle gerçekleşti.Valentyin Bondarenko a földi kísérletek során vesztette életét az oxigénkamrában kialakult tűzben.
Laurie odadan kaçar.Közben Julie elrohant a szobából.
İkinci ayrılık: Çocuk odada tek başınadır.Második szeparációs esemény: a csecsemő egyedül van.
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.Ha bármelyiküket megölik a folyamat során, akkor mindketten meghalnak.
İki sırada üçer odadan oluşmaktadır.Két kötetben három rész.
Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir.Én csak olyan vagyok, mint egy tükör, amiben láthatod magad.
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.Két fia az ágya közelében ül.
Konukevi 121 odadan oluşmakta, arttırılabilir 242 kişilik kapasiteye sahiptir.A vendéglő befogadó képessége 127 fő.
Yusuf huzurundaki Mısırlıları odadan çıkardı.József Egyiptomba menekítette a gyermeket.
Bu kız dışardakilere odada konuşamayan bir bebek olduğunu söyler.Észreveszik, hogy van egy kislány a házban, aki nem tud beszélni.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Bútorzatuk egy asztal, két lóca, egy szék s egy ágy volt.
Hikmet, bu sırada eşiyle beraber yatakta uyumaktaydı, çocukları diğer bir odada uykudaydı.Young ezúttal sem volt jelen a csetepaténál, hanem aludt a többiekkel.
İşin dozunu gittikçe artırarak sonunda ailesini odadan kovar.Végül édesapja csalódottságból adott neki egy szobát a családi házban.
Böylece odada bir bomba olduğu anlaşılır ve kaçarlar.Mint kiderült, az épület alatt időzített bomba van, mely fel is robban.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.A teremben a csapatok egy helyre ülnek.
Z en sonunda odadan çıkar ve X yeniden yalnız kalır.Az évad utolsó részében végül lezajlik a csere a CÉG-gel, így LJ ismét apjához kerül.
Tutuklanan Fromm odadan çıkartıldı ve komplocuların yanına giderek onları azarladı.Frommot lefogták, majd a szomszédos szobában megkötözték.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Vicente feláll egy székre, hogy láthassa magát a tükörben.
Karşılıklı Konuşmalar Dobbs: Odada kimse yok ama odanın her yerinde kan var.Az áldozatokon semmilyen külsérelmi nyomok nincsenek, egy óvónő lakása viszont csupa vér, de a nő sehol.
Bu odada on kişi var.Ebben a szobában tíz ember van.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Penkki on monen istuttava istuin.
Leave: Odadan çıkma komutudur.Tehtävänäsi on siivota huone.
Kapıyı açıp odadan dışarı çıkmak ister.Avaan oven ja olen kotona.
Konstantinos de bu odada doğdu, ancak annesi Zoe o sırada Leon ile evli değildi.Hänen äitinsä Zoe Karbonopsina ei tosin ollut naimisissa Leon kanssa Konstantinoksen syntyessä.
Bu odaların ikisi de aynı çeşit gazla doldurulmuştur ve gazın sıcaklığı her iki odada da aynıdır.Jos kahdella kaasulla kaikki nämä suureet ovat samat, sanotaan molempien kaasujen olevan samassa tilassa.
Dawn ise yan odada, hayal kırıklığı içindedir.Wade viettää aikansa hämärässä huoneessaan tietokoneensa äärellä.
Hakan ve Hanım Sultan odada yalnızdır.Marlena ja John asuvat kattohuoneistossa Salemin keskustassa.
Z en sonunda odadan çıkar ve X yeniden yalnız kalır.Hän päätyy Maahan ja Ryhmä-X ottaa hänet huostaansa.
Mary ve John dışında odada kimse yoktu.Maryn ja Johnin lisäksi huoneessa ei ollut ketään muuta.
Bay Sato'nun odadan ayrıldığını gördük.Näimme, että herra Sato lähti huoneesta.
Odadaki insanlar bir şey söylemedi.Huoneessa olevat ihmiset eivät sanoneet mitään.
Odada bir sürü insan vardı.Huoneessa oli joukko ihmisiä.
Evden ayrı geçirdiğim zamanların sonunda her eve dönüşümde aynı odada kalmama bile izin vermiyor.".Κάθε φορά που επιστρέφω σπίτι έπειτα από ξενύχτι, δεν με αφήνει να είμαι στο ίδιο δωμάτιο μαζί της.»
Hakan ve Hanım Sultan odada yalnızdır.Ο κύριος και η κυρία Σμιθ έχουν μείνει μόνοι.
Yan odadan gelen sesler nedeniyle dikkkati dağılır ve şikayet etmek üzere resepsiyonu arar.Σε κάποια στιγμή, ακούει φασαρία από το διπλανό δωμάτιο και τηλεφωνεί για να παραπονεθεί.
Otho'yu kendi yatak odasına saklar ve ona bu odada olacak konuşmaları çok dikkatle dinlemesi talimatını verir.Κρύβει τον Όθωνα στο δωμάτιό της συμβουλεύοντάς τον να ακούσει προσεκτικά.
Müzeyyen hanım bu odadan bağırıp yardım ister, ancak sesini kimse duymaz.Ο κύριος και η κυρία Σμιθ ανοίγουν την πόρτα, αλλά δεν είναι κανείς.
Her ikisi de odadan ayrılır.Αυτό είχε ως κατάληξη να αποχωρήσουν και οι δύο από το σπίτι.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Η γυναίκα άρχισε να κλαίει με λυγμούς και βγήκε από το κελί.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Η Ιζόλδη και η καμαριέρα της έχουν μείνει μόνες τους στο παλάτι.
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.Όταν πεθάνουμε, τα δύο βιβλία μπαίνουν στη ζυγαριά.
Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.Δεν υπήρχε τίποτα στο δωμάτιο εκτός από μία παλιά καρέκλα.
Çocuk odada ağlıyordu.Το παιδί έκλαιγε στο δωμάτιο.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Forælder og barn er alene i lokalet.
Rosina odadan çıkmakta iken Bartolo ve Basilio girerler.Da hun forlader rummet, kommer Bartolo og Basilio ind.
Tek odadan oluşur.Huset består af én stue.
Aynı zamanda Zoey'le aynı odada kalmaktadır.Samtidig holdes Sayid og Ben i det samme rum.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Der steg hun af læsset, og bød Hans indenfor.
Kick: Oyuncuyu odadan atma.Albumnoter for Please Stay.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Værelset havde en divan, et bord og to stole.
Bir araya geldik ve bilirsiniz, aynı odada kalma zamanımız oldu.Jeg håber og beder af samme grund, at pressen vil lade mig i fred i denne tid.
Burası 1 salon, 3 odadan ibarettir.Hallen er i tre etager, hvoraf den øverste er festsalen.
Amina odadaki bir koltuk üzerine yatıp uyumaya başlar.Amina kommer ind gennem vinduet - hun går i søvne.
Tek istisna "beş numaralı odadaki adam" dır ( "V", Romen rakamı olarak beş sayısını temsil eder).Despina kendes desuden også under betegnelsen Neptun V (V er romertallet for 5).
Oyuncu, istediği zaman odadan çıkabilir.Koncertmesteren kan også, om nødvendigt, træde i dirigentens sted.