Bu odada ayrıca, her saat başı çalan büyük abonoz bir saat bulunmaktadır.Znajduje się tam również duży hebanowy zegar, złowieszczo bijący o każdej pełnej godzinie.
Aynı zamanda Zoey'le aynı odada kalmaktadır.Mieszka razem z Zuzią w pokoju.
Burası 1 salon, 3 odadan ibarettir.III Piętro to trzy pokoje hotelowe.
Her ikisi de odadan ayrılır.Następnie oboje opuszczają miasto.
Daha sonra dikilitaş odada belirir.Następnie nowy klient zajmuje miejsce w poczekalni.
Soba olmadığından her odada ocaklık (şömine) bulunurdu.Warto dodać, że w kamienicy tej znajdował się w każdym pomieszczeniu kominek.
Bailey ile aynı odada kaldığından hep şikayer eder.Po powrocie do pokoju Denny nadal przy niej jest.
Vampir, odadan kaçmıştır.Przerażony ucieka z pokoju.
Bu odada uyuyakalır.W tej pozycji śpi ok.
Klip, grup üyelerinin karanlık bir odada belirmesi ile başlamaktadır.Klip rozpoczyna się zbliżeniem na postać artystki znajdującej się w ciemnym pokoju.
Büyük bir salon ile iki odadan oluşur.Składa się z dwóch najważniejszych pomieszczeń.
Fabrikanın içinde dolaşırken bir odada yaşlı bir kadın görür.Pomiędzy nimi do koszyka zagląda stara kobieta.
Bu odada hiç sandalye yok.W tym pokoju nie ma krzeseł.
Georg kendini odadan atılmış hisseder.Georg känner sig förvisad från rummet.
Sonra odadan ayrılır.Sedan lämnar han rummet.
Krallar ve onların 30 kraliçesinin 19 hatırlatıcı tabletleri 19 odada yer almaktadır.Här finns 19 minnesplaketter med kungar och 30 med drottningar placerade i 19 olika rum.
Bu yazar 1408 isimli kimsenin sağ çıkamadığı bir odada kalıyor ve burada başına gelenler konu ediliyor.Han märker snart att han är helt instängd i rum 1408 och ingen kan hjälpa honom ut.
Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir.Så verkar det vara när man ser sig själv i spegeln.
Köy, her biri iki veya üç odadan oluşan 45'den fazla kütük evden oluşmaktadır.Byn har fler än 45 timmerhus, där var och en har två eller tre rum.
12 odadan oluşur.12 byggda.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Modern och spädbarnet är ensamma i testrummet.
Her ikisi de odadan ayrılır.Männen lämnar rummet.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Крісло зображене в такій кімнаті буде достатньо добрим щоб сидіти.
Yapı küçük küp şekilli birçok odadan oluşmaktadır.Підземне приміщення складається з кількох кімнат.
Georg kendini odadan atılmış hisseder.Ґеорґ відчуває, що батько хоче вигнати його з кімнати.
Z en sonunda odadan çıkar ve X yeniden yalnız kalır.Х сильно локально компактний тоді і тільки тоді, коли Х скінченний.
Michael arkasını döner ve odadan ayrılır.Він переміщується у минуле і вибирається з кімнати.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Вдома лишилися мама та син.
Rolando kızgıyla odadan çıkar ama odanın kapısını dışarıdan kilitler.У цей вечір Рональд повернувся додому в свою кімнату, замкнув двері зсередини.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Марія сидить поруч на невидимому кріслі.
Kick: Oyuncuyu odadan atma.(Шевченко Т.Г.), Не дай спати ходячему...
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.Брати зійшлися в поєдинку, і обидва загинули.
Odada 2 tane pencere var.У кімнаті є два вікна.
Odada bir piyano var.У кімнаті є піаніно.
Bu odada oynama.Не грайся в цій кімнаті.
Genellikle bu odada uyuruz.Ми зазвичай спимо у цій кімнаті.
Tom bizim üstümüzdeki odada yaşıyor.Том живе у кімнаті над нами.
Tom odada.Том у кімнаті.
Tom odadaki tek adamdı.Том був єдиним чоловіком у кімнаті.
Bondarenko'nun ölümü yüksek oksijen içeren kapalı bir odada çıkan yangın sebebiyle gerçekleşti.Bondarenkova smrt byla způsobena požárem v uzavřené komoře s vysokým obsahem kyslíku.
Rüyasında Spears içide birkaç farklı basamağın bulunduğu futuristik bir odadadır.Ve svém snu se objevuje v jakési futuristické místnosti s několika částmi.
Laurie odadan kaçar.Laurie uteče z místnosti a dr.
Hakan ve Hanım Sultan odada yalnızdır.Francesca a Paolo jsou sami v hradní komnatě.
Odada tek başına yatmaktadır.Sama odejde do ložnice.
Kendisi de odada bir köşeye saklanır.I ten ale s nimi v chodbě zůstane.
Michonne odadan ayrılır.Erwann odejde z bytu.
Doktor onun dişini kontrol ettikten sonra odadan çıkar.V jeho týmu setrval i poté, co Doktor odešel z ODS.
Barbara pijamaları ve sabahlığı üstünde odadan ayrılır.Mabel, oděná pouze v pyžamu, se pro míček vydá a zabouchne si dveře svého pokoje.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Beznadějně se do ní zahleděl a tajně ji sledoval.
Bir oyunun her bölümü farklı bir odada geçebilir.Každá hra tak může být hrána s jinou deskou.
Hannah, odadaki dolaba saklanır ve birinin Jessica'ya tecavüz etmesine şahit olur.Roman se však někde ukrývá, pravděpodobně aby mohl u soudu svědčit proti Sáře.
Cherubino ise pencereden atlayıp odadan kaçar.Moby vstoupí do další místnosti a vyskočí z okna.
Walter'ın kaldığı yan odadaki komşusudur.V protějším bytě bydlí Freddieho nejlepší přítel Chris.
Kayıt Sofitel Paris Le Faubourg'de , 538 numaralı odada kaydedildi.Stalo se tak v Brně na adrese Gross Platz v domě číslo 85.
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.Když dorazí na místo, oba muži zmizí v baru.
Şarkıcı dönüp odadan çıkarken, Saldívar'ın onu sağ omzundan bir kere vurmasıyla bir arteri koptu.Când cântăreața s-a întors să plece, Saldívar a împușcat-o o dată în spate.
Dışarıdaki insanın amacı hangi odadakinin bilgisayar, hangisinin insan olduğunu tahmin etmektir.Rolul arbitrului este acela de a determina care este om și care calculator.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.În videoclip Blunt stă singur într-o cameră destul de întunecată în timp ce reflectă pe o relație din trecut.
Tam o anda üçü de küçük odada boğuşmaya başlamıştır.Mai mult, în scurtă vreme, cei trei au început să se certe pe poziția de prim-negociator.
Cherubino ise pencereden atlayıp odadan kaçar.Vîșinski a ieșit din încăpere trântind ușa.